Sally istasyonda Harry ile karşılaştı.Sally met Harry at the station.
Beyaz yakalı işçiler birçok güçlüklerle karşı karşıya.White-collar workers face many difficulties.
Ben isteğinizi karşılamak için mümkün olan her türlü çabayı yapacağım.I'll make every possible effort to meet your request.
Biz talelerinizi karşılayamayız.We cannot meet your demands.
Senin isteklerini karşılamaya çalışacağım.I'll try to meet your wishes.
Bu bitkiler zararlı ot ilaçlarına karşı dayanıklıdır.These plants are resistant to weed killers.
Kırılabilir bu parçalar bütün risklere karşı sigortalanmalıdır.These fragile items must be insured against all risks.
Bununla karşılaştırınca şu daha iyi.In comparison with this, that is far better.
Bu akademik bildiride, Almanya ve Hollanda folklorlarını karşılaştırıyorum.In this paper, I compare the folklores of Germany and Holland.
Bu ilaç, baş ağrısına karşı hareket eder.This drug acts against headache.
Bu ilacın gribe karşı hiçbir koruması yoktur.This medicine is no protection against influenza.
Bu sorun, karşılıklı yanlış anlamadan ortaya çıktı.This problem arose from the mutual misunderstanding.
O taklit ile bu gerçek mücevheri karşılaştırın.Compare this genuine jewel with that imitation.
Bu mağaza tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabilir.This shop can supply all your requirements.
Bu kuş türü yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.This bird is in danger of dying out.
Son karşılaştığımızdan beri ne kadar oldu?How long has it been since we last met?
Bu teklif şartlarımızı karşılamıyor.This offer does not meet our requirement.
Bu yeni otobüs servisi sakinlerin ihtiyaçlarını karşılayacak.This new bus service will meet the residents' needs.
Hem bu ceketleri dene hem de onları karşılaştır.Try on both these coats and compare them.
Bu belirti ile ilk kez mi karşılaştınız?Is this the first time you've had this symptom?
Bu sözlüğü onunla karşılaştıralım.Let's compare this dictionary with that one.
Bu iş karşılığını ödemiyor.This work doesn't pay.
Bu ülke saldırıya karşı güvenlidir.This country is safe from attack.
Ben bu fikre karşı çıkmalıyım.I have to oppose this idea.
Bu konuda hükümete karşı çıkıyoruz.We oppose the government on this matter.
Bu proje masrafını karşılamayabilir.This project may not pay off.
Bu, karşılaştırmanın ötesindedir.This is incomparably great.
Bu baraj su ve elektrik ihtiyacımızı karşılar.This dam supplies us with water and electricity.
Bu para miktarı ihtiyacınızı karşılayacak mı?Will this amount of money meet your need?
Bu, dün orada karşılaştığım çocuk.This is the boy whom I met there yesterday.
Burası ilk kez karşılaştığımız unutulmaz yer.This is the unforgettable place where we met each other for the first time.
Seninle burada karşılaşmayı hayal bile etmedim.I never imagined meeting you here.
Seninle burada karşılaştığım için ne kadar şanslıyım!How lucky I am to meet you here!
Seninle burada karşılaşmak ne şans.How lucky to meet you here.
Burada bir aslanla karşılaşsan ne yaparsın?What would you do if you met a lion here?
Ken eve dönerken onunla karşılaştı.Ken met her on his way home.
Yankesicilere karşı uyanık ol Ken.Be on your guard against pickpockets, Ken.
Yankesicilere karşı uyuma Ken.Be on your guard against pickpockets, Ken.
Yankesicilere karşı gözün açık olsun Ken.Be on your guard against pickpockets, Ken.
Bana karşı bu kadar sert olma.Don't be so hard on me.
Katolik kilisesi boşanmaya karşıdır.The Catholic Church is opposed to divorce.
Karşılığında sana etrafı gezdireceğim.I will show you around in return.
Bir keresinde babanla karşılaştım.I met your father once.
Yaşlılara karşı iyi kalpli olun.Be kind to the old.
Yaşlı insanlara karşı kibar olmak iyi bir şeydir.It is good to be kind to old people.
Yaşlı insanlara karşı nazik olun.Be kind to old people.
Yaşlılara karşı nazik olmalıyız.We should be kind to the aged.
Yaşlı insanlara karşı nazik olmalısın.You must be kind to old people.
Biz karşılıklı ödünlerle sorunu çözdük.We solved the problem by mutual concessions.
Karşılıklı çıkarlar bulursanız, birbirinizle anlaşırsınız.Find mutual interests, and you will get along with each other.
Erkek kardeşi ile karşılaştırıldığında o kötü bir atlet.Compared with his brother, he is a poor athlete.
Aslında benimle ilk kez karşılaştığında ne düşündün?What did you think when you actually met me for the first time?
AIDS sadece her birey buna karşı harekete geçmeye karar verirse durdurulabilir.AIDS can be stopped only if every person decides to take action against it.
Yalnızca her birey ona karşı harekete geçmeye karar verirse, AIDS durdurulabilir.AIDS can be stopped only if every person decides to take action against it.
Benim takımım seninkine karşı şans eseri yenilirse dişimi kıracağım.I'll eat my hat if, by some chance, my team loses to yours.
Benim takımım sizinkine karşı şans eseri yenilirse dişimi kıracağım.I'll eat my hat if, by some chance, my team loses to yours.
İran ABD'ye karşı savaş ilan etti.Iran proclaimed war against the US.
Ben ona karşıyım.I oppose it.
Her zamanki yerde her zamanki insanlarla karşılaştım.I met the usual people at the usual place.
Sizinle ne zaman ve nerede karşılaştığımı hatırlamıyorum.I don't remember when and where I met you.