Tom tahvil karşılığında serbest bırakıldı.Tom has been released on bond.
Tom'u açık kollarla karşıladım.I welcomed Tom with open arms.
Buna tamamen karşıyız.We're completely against it.
Tom yeni insanlarla karşılaşmak istiyor.Tom wants to meet new people.
Tom hiçbir suçlamayla karşı karşıya değildir.Tom isn't facing any charges.
Tom herhangi bir yaptırımla karşı karşıya değil.Tom isn't facing any charges.
Tom burada tamamen hoş karşılanıyor.Tom is entirely welcome here.
Sen ona karşı çıkamazsın.You can't argue against it.
Karşılığında ne aldınız?What did you get in return?
Karşılık olarak ne aldın?What did you get in return?
Neye karşılık veriyorsun?What are you responding to?
Ona karşı bahse girmezdik.We wouldn't bet against it.
Tom'un karşılık verme zamanı.It's about time Tom hit back.
Çoğunluk ona karşıdır.The majority is against it.
Tom, Mary'yi işe almaya karşıydı.Tom was against hiring Mary.
Karşı koymak zordur.Fighting back is difficult.
Demokratlar o fikre karşı çıkıyorlar.Democrats oppose that idea.
Tom bir ikilemle karşı karşıya.Tom is faced with a dilemma.
Tom zorlu bir işle karşı karşıyadır.Tom faces a challenging job.
Tom hırsızlık suçlamasıyla karşı karşıyadır.Tom faces a burglary charge.
Her zaman yorumları hoş karşılıyorum.I always welcome comments.
Karşı koyma olacak mı?Will there be resistance?
Tom her yerde hoş karşılanır.Tom is welcomed everywhere.
Tom cezai kovuşturmalarla karşı karşıya.Tom faces criminal charges.
Tom bunu doğal karşıladı.Tom took it all in stride.
Bu yüzden ona karşı çıkıyoruz.That's why we oppose it.
Ben kimseye karşı değilim.I'm not against anybody.
Tom bana karşı sorumlu.Tom is accountable to me.
Sen bana karşı çok iyisin.You're very good to me.
Önerileri memnuniyetle karşılıyoruz.We welcome submissions.
Tom'a karşı çok kibardılar.They were so nice to Tom.
Karşılaştırmanı beğeniyorum.I like your comparison.
Kim buna karşı olabilir?Who can be against it?
Biz tamamen karşıtız.We're total opposites.
Tom bu riskle karşı karşıya.That's the risk Tom ran.
Karşılaştırma uygundur.The comparison is apt.
Tom Mary'ye karşı nazik değil.Tom isn't kind to Mary.
Ölüm cezasına karşı mısın?Are you for or against the death penalty?
Tom bana karşı sabır gösteriyor.Tom is patient with me.
Buna karşı değiliz.We're not against it.
Polisler ateşle karşılık verdiler.The cops fired back.
Tom yüzüme karşı yalan söyledi.Tom lied to my face.
O riskin karşılığını aldık.That risk paid off.
Biz buna karşıyız.We're against it.
Bu bakteri mevcut tüm antibiyotiklere karşı dirençli.This bacteria is resistant to every available antibiotic.
Pound dolar karşısında düştü.The pound fell against the dollar.
Başka birine karşı olan iyiliğiniz unutulmaz.Your kindness against another person is unforgettable.
O, iyiliğe karşılık vermedi.She didn't return the favor.
Kabuklu deniz hayvanlarına karşı alerjim var.I'm allergic to shellfish.
Caddenin karşısındaki şey nedir?What is that across the street?
Tom istasyonda Mary ile karşılaştı.Tom met Mary at the station.
Jamal her zaman bana karşı çok kibardır.Jamal is always so nice to me.
Bana karşı çok naziksin.You're so kind to me.
Tom neredeyse Mary ile hiç karşılaşmamış olmayı diledi.Tom almost wished he had never met Mary.
Oraya vardığımda Tom beni kapıda karşıladı.When I got there, Tom met me at the door.
Karşı çıktım.I disagreed.
Bu diğer kadına karşı savaşmak zorundasın.You have to fight against this other woman.
Cazibe karşılıklıydı.The attraction was mutual.
Fadıl, ölüm cezası ile karşı karşıya kalabileceğini öğrendiğinde fikrini değiştirdi.Fadil changed his mind when he learned that he could face the death penalty.
Fadıl, Leyla'ya karşı bir tür intikam almak istedi.Fadil wanted to take some sort of revenge against Layla.