Onun soyut resme karşı güçlü bir önyargısı var.She has a strong bias against abstract painting.
Ona karşı bir şeyin var mı?Do you have something against him?
Ben onlara karşı küstah değilim.I'm not insolent to them.
Herkes bana karşı değil!Everyone's against me!
O, dondurmaya karşı koyamaz.She can't resist ice cream.
O sizinle karşılaştıramaz.He can't compare with you.
Erkek kardeşi ile karşılaştırıldığında o utangaçtı.In comparison with his brother, he was shy.
Onlar bana karşı çok nazikti.They've been very nice to me.
Onlar bana karşı çok hoştu.They have been very nice to me.
Bizim evimizle karşılaştırıldığında, onunki neredeyse bir saray.Compared to our house, his is virtually a palace.
Biri seni karşılayacak.Someone will be meeting you.
Yapabileceğimiz yerde işbirliği yapalım, yapmamız gereken yerde karşı koyalım.Let's cooperate where we can, let's confront where we must.
O, kurallara karşı değil mi?Isn't that against the rules?
Bu, kurallara karşı değil mi?Isn't this against the rules?
Biz tesadüfen karşılaştık.We came across by accident.
Tekrar yasaya karşı gelmeyeceğim.I will never break the law again.
Tom Mary'ye karşı kibardı.Tom was nice to Mary.
Sana karşı koyamam.I cannot resist you.
O birkaç engelle karşı karşıya.He is facing several obstacles.
Tom'un karısı ona karşı tanıklık etti.Tom's wife testified against him.
Kendini aptallığa karşı savunamazsın.You cannot defend yourself against stupidity.
Biri kendini aptallığa karşı savunamaz.One cannot defend oneself against stupidity.
Her gün onunla karşılaşma fırsatın olmaz.It's not every day you get an opportunity to meet him.
Tom eskiden çok içerdi ama artık o, bir içki karşıtı.Tom used to drink a lot, but now he's a teetotaler.
Neden herkes bana karşı çok cimri?Why is everyone so mean to me?
Neden insanlar bana karşı çok cimri?Why are people so mean to me?
Tüm hayvanlara karşı nazik olun.Be kind to all animals.
Biz hepimiz kendi aramızda ve hayvanlara karşı eşitlik için çabalamalıyız.We should all strive for equality amongst ourselves and towards animals.
Karşılıklı farklılıklarımızla kendimizi zenginleştirelim.Let us enrich ourselves with our mutual differences.
Ben soğuğa karşı gerçekten duyarlıyım. Bir yorgan daha alabilir miyim?I'm really sensitive towards the cold. Could I get another quilt?
Senin vasiyetine karşı bir şey yapmayacağız.We will do nothing against your will.
Biz ülkemizi Çin'le karşılaştırabiliriz.We can compare our country to China.
İkisini karşılaştıralım.Let's compare the two.
Nehrin karşısında yüzelim.Let's swim across the river.
Paramın karşılığını aldım.I got my money's worth.
Bugün sabahleyin okuldan gelirken Tom'la karşılaştım.Today in the morning walking from the school I met Tom.
Bugün Kolombiya, Kolombiya yerel saatine göre, akşam 9.30'da Paraguay'a karşı oynayacak.Today Colombia plays against Paraguay at half past 9 in the evening, Colombia local time.
Tom'u Mary ile karşılaştırmıyorum.I'm not comparing Tom to Mary.
Aday rakibi karşısında vahşi suçlamalar yaptı.The candidate made wild accusations against his opponent.
O büyüleyici ve karşı konulmaz.He's charming and irresistible.
Ben buraya seyrek olarak gelirim. Ben genellikle caddenin karşısında alışveriş yaparım.I come here infrequently. I usually shop across the street.
Tom Mary'ye karşı çok cimriydi.Tom was very mean to Mary.
Ben her zaman Tom'la karşılaşırım.I run into Tom all the time.
Buna karşı olduğunu biliyordum.I knew you were against it.
Tom körfezi karşıdan karşıya yüzdü.Tom swam across the bay.
İnşallah, hiç kimse karşı çıkmayacak.Hopefully, no one will object.
Ebeveynlerine karşı kin hisseder misin?Do you feel resentment towards your parents?
Daha önce karşılaşmadığımıza emin misin?Are you sure we have not met before?
Beyin hücreleri oksijen kaybına karşı özellikle duyarlıdır.Brain cells are particularly sensitive to a loss of oxygen.
Tom Mary'nin ona karşı titrediğini hissetti.Tom felt Mary trembling against him.
Ben akşam yemeği için bazı arkadaşları davet ettim. Umarım karşı çıkmazsın.I invited some friends for dinner. I hope you don't mind.
"Bilinen" "bilinmeyen"in karşıtıdır."Known" is the opposite of "unknown".
Boston'da bir kulüpte şarkı söylerken Tom'la karşılaştım.I met Tom when I was singing in a club in Boston.
Tom ömür boyu hapis ile karşı karşıya.Tom is facing life in prison.
Yağmur yağacağını sanmıyorum ama her ihtimale karşı bir şemsiye alacağım.I don't think it will rain, but I'll take an umbrella just in case.
Tom'un sıkı çalışması karşılığını aldı.Tom's hard work has paid off.
Bir UFO konferansında Tom'la karşılaştım.I met Tom at a UFO conference.
Seni karşılamak için seçildim.I was chosen to satisfy you.
Ona karşı biraz sert davrandığımı biliyorum.I know I've been a little tough on him.
Daha önce sana karşı biraz haşindim.I was a little brusque with you before.