Bir saat içinde beni karşıla.Meet me in an hour.
Beni lobide karşıla.Meet me in the lobby.
Tom Mary'nin karşısındaki masaya oturmuş.Tom is seated across the table from Mary.
Tom bana karşı çok cana yakın.Tom has been very friendly toward me.
Tom bana karşı iyi.Tom has been good to me.
Tom bana karşı çok iyiydi.Tom has been so nice to me.
Tom her zaman bana karşı samimi.Tom is always friendly to me.
Tom kurallara karşı titizdir.Tom is a stickler for the rules.
Tom caddenin karşısında park etmiş.Tom is parked across the street.
Tom'un caddenin karşısındaki mağazaya gidişini gördüm.I saw Tom go into the store across the street.
Size karşı dürüst olmak gerekirse ben gerçekten Tom'u çok fazla sevmiyorum.To be honest with you, I never really liked Tom very much.
Tom bugün Mary'yi karşılayacak.Tom is going to meet Mary today.
Tom bize karşı çok nazikti.Tom has been very nice to us.
Tom bize karşı çok nazik değildi.Tom hasn't been very kind to us.
Sonu berbat etmek, insanlığa karşı iğrenç bir suçtur.Spoiling an ending is a heinous crime against humanity.
O, birçok engellerle karşılaşır.He faces many obstacles.
Tom'un alkole karşı alerjisi var.Tom is allergic to alcohol.
Tom bizi botuyla nehrin karşı tarafına taşımayı önerdi.Tom offered to ferry us across the river in his boat.
Tom 2.30'da bizi lobide karşılayacağını söyledi.Tom said he'd meet us in the lobby at 2:30.
Tom beni orada karşılamak için söz verdi.Tom promised to meet me there.
Tom caddenin karşısında park etti.Tom parked across the street.
Nerede petrol var, orada müslüman var; karşıt ifade yanlıştır.Where there are Muslims, there is oil; the opposite statement is false.
Yaptığın salaklık karşısında kendimi gülmekten alamıyorum.I can't help but laugh at how foolish you were.
Tom bize karşı çok nazik değildi, değil mi?Tom hasn't been very kind to us, has he?
Tom, Mary'nin John'a karşı neler hissettiğini biliyor mu?Does Tom know how Mary feels about John?
Tom ve ben ilk kez Boston'da karşılaştık.Tom and I first met in Boston.
Onlar birbirlerine karşı kibardı.They were nice to each other.
Avusturya, Avustralya'ya karşı oynadı.Austria played against Australia.
Tom'a karşı çok hoşgörülüyüz.We've been far too lenient with Tom.
Biz Tom'a karşı çok fazla hoşgörülüyüz.We've been way too lenient with Tom.
Gerçekten Tom'a karşı dürüst olmamız gerektiğini düşünüyorum.I really think we should be honest with Tom.
İstersen onu yapabilirsin ama ona karşı uyarıyorum.You can do that if you want, but I'd advise against it.
Beni karşıladığın için teşekkürler.Thanks for meeting me.
Tom'la ilk kez ne zaman karşılaştık anımsamıyorum.I can't remember when I first met Tom.
Ne kadar kısa sürede Tom'la karşılaşabilirim?How soon can I meet Tom?
İşinde zorluklarla karşılaştı.He encountered difficulties in his work.
İçimde onunla daha önce karşılaştığım hissine sahibim.I have a feeling I've met her somewhere before.
Dalgakıranların tsunamiye karşı hiçbir etkisi yoktu.The breakwater had no effect against the tsunami.
Zaman zaman Tom'la karşılaşırım.I bump into Tom from time to time.
Günün birinde yine karşılaşacağız.We'll see each other again someday.
Onu yarın tren istasyonunun önünde karşılayacağız.We will meet her tomorrow in front of the train station.
Yaşamın anlamı, karşılıksız sevgiden doğan tertemiz gözyaşlarıdır.The meaning of life is the pure tears of unrequited love.
Bugün birçok ciddi problemle karşı karşıya bulunmaktayız.Today we face a lot of serious problems.
Hiyerarşi eşitliğe karşıdır.Hierarchy is against equality.
Avustralya karşı olan dünkü maçı izledin mi?Did you see yesterday's match against Australia?
Bu kurallara karşıdır.That's against the rules.
Aileden hiçbiri difteriye karşı aşılanmadı.None of the family had been inoculated against diphtheria.
Tom'un arabası karşıda park edilmiştir.Tom's car's parked over there.
Polonyalı süvari birlikleri Alman tanklarına karşı cesurca hücum etti.The Polish cavalry troops charged bravely towards the German tanks.
Yolu karşıdan karşıya geçmemde yardımcı olduğun için teşekkür ederim.Thank you for helping me cross the road.
Tom'la karşılaşma fırsatın olacağını sanmıyorum.I don't think you're going to have the chance to meet Tom.
Tom'u karşılamak için hava alanına gitmek zorundayım.I have to go to the airport to meet Tom.
Şu andan itibaren sana karşı kibar olacağıma söz veriyorum.I promise I'll be nice to you from now on.
Tom onu istasyonda karşılamamı istedi.Tom wanted me to meet him at the station.
Bunu karşılayabileceğimi sanmıyorum.I don't think I can afford this.
Tom tam karşımızda yaşıyor.Tom lives just across from us.
Tom caddenin karşısındaki dükkana sahip olan kişidir.Tom is the person who owns the store across the street.
Sana karşı tamamen dürüst değildim.I haven't been totally honest with you.
Tom sana karşı kaba davranmaktan pişmanlık duyduğunu söylüyor.Tom says he regrets having been rude to you.
Tom'un hâlâ sana karşı hisleri var.Tom still has feelings for you.