Tom'un hâlâ size karşı hisleri var.Tom still has feelings for you.
Tom'un hâlâ Mary'ye karşı duyguları var mı?Does Tom still have feelings for Mary?
Belediye binası, sağa dönünce hemen karşınızda.If you turn right, City Hall will be right in front of you.
Seninle böyle bir yerde karşılaşmayı beklemiyordum.I didn't expect to run into you in a place like this.
Tom diye biriyle karşılaştık.We met a man named Tom.
Onunla ilk kez nerede karşılaştığımı hatırlayamıyorum.I can't remember where I first met him.
Çok acıklı bir durumla karşı karşıyayız.We are faced with a very sad situation.
Ben AB karşıtıyım.I am anti-EU.
Tom 2.30''da bizi burada karşılasın.Have Tom meet us here at 2:30.
Sana karşı dürüst olmalıydım.I should've been honest with you.
Bu neye karşılık geliyor?What's it stand for?
Demokrasiye uymayan garip bir durumla karşı karşıyayız.We are faced with a strange situation that does not fit democracy.
Bakalım sonunda nasıl bir manzara ile karşı karşıya kalacağız.It remains to be seen what kind of picture we will be faced with in the end.
Karşılıklı adımlar atmak gerekmektedir.Mutual steps have to be taken.
Küresel iklim değişikliği, insanlığın karşılaştığı en büyük tehditlerden biridir.Global climate change is one of the greatest threats facing humanity.
Onunla sadece bir kez karşılaştım.I only met him once.
Avukat karşılıksız yapılan servislerini önerdi.The lawyer offered his services pro bono.
Seninle karşılaştığım gün, yağmurlu ve soğuktu.The day when I met you was rainy and cold.
Birkaç şey, Tom'un beklentilerini bütünüyle karşılamadı.A few things didn't quite meet Tom's expectations.
İyi bir öğretmen öğrencilerine karşı sabırlı olmalıdır.A good teacher must be patient with his students.
Bizim karşılıklı arkadaşlarımız var.We have mutual friends.
Çeviriyi orjinali ile karşılaştırayım.Let me compare the translation with the original.
Tom karşı çıktı.Tom objected.
Tom tahliye edilme tehlikesiyle karşı karşıya.Tom is in danger of being evicted.
Bunun ne kadar karşı konulmaz olabileceğini biliyorum.I know how overwhelming it can be.
Tom işleri normal karşılıyor gibi görünüyor.Tom seems to be taking things in stride.
Umarın herhangi bir sorunla karşılaşmayız.I hope we don't run into any trouble.
İnsanların karşısında şarkı söyleyemem.I can't sing in front of people.
Daha önce nerede karşılaştığımızı çözmeye çalışıyorum.I'm trying to figure out where we met before.
Duygu karşılıklıydı.The feeling was mutual.
Hepinizi karşılamak bir zevk.It's a pleasure to meet you all.
Sonunda karşılaştık, Tom.We meet at last, Tom.
Lütfen Tom'u karşılamam da bana yardım et.Please help me in welcoming Tom.
Tom'a karşı sabır kaybetmeye başlıyorum.I'm starting to lose patience with Tom.
Peki, Tom'a karşı dürüst olmak zorundasın.Well, you have to be honest with Tom.
Tom'a karşı kızgın olmanız çok normal olurdu.It would be very normal for you to be angry with Tom.
Tom'a karşı hep çok yumuşaktın.You were always too easy on Tom.
Tom'a karşı gelen birine ne olduğunu gördüm.I've seen what happens to anyone who opposes Tom.
Biri Tom'a karşı koymak zorunda.Someone has to confront Tom.
Tom'a karşı somut delil yok.There's no concrete evidence against Tom.
Gelgit Tom'a karşı dönüyor.The tide is turning against Tom.
Tom'a karşı çıkan birine ne olacağını gördüm.I've seen what happens to anyone who goes up against Tom.
Tom'a karşı bahse girmezdim.I wouldn't bet against Tom.
Tom'a karşı ifade vermem için beni zorlayamazsın.You can't force me to testify against Tom.
Karşılığında bir şey istiyorum.I want something in return.
Tom tehlikeyle karşı karşıya geldi.Tom was exposed to danger.
Tom ve Mary birbirleriyle karşı karşıya kaldılar.Tom and Mary confronted each other.
Tom'un arkadaşlarından bazılarını karşılaması gerekiyordu.Tom was supposed to meet some of his friends.
Ben suçlamalara karşılık vermiyorum.I don't respond to accusations.
Ben ona çok fazla karşıyım.I'm very much against it.
Tom bunu olgunlukla karşıladı.Tom was a good sport about it.
Tom bunu hoş karşılamıştı.Tom was a good sport about it.
Tom bir trafik kazasıyla karşılaştı.Tom met with a traffic accident.
Tom karşı gelmeye kararlıdır.Tom is determined to resist.
Tom karşı çıkmaya kararlıdır.Tom is determined to resist.
Tom karşı koymaya kararlıdır.Tom is determined to resist.
Sana karşı dürüst olmak zorundayım.I have to be honest with you.
Sana karşı çok dürüst olacağım.I'm going to be very honest with you.
Belki de seninle karşılaşırım.Maybe I'll run into you.
Masraflarımı kendim karşılıyorum.I pay my own way.