İşe karşı tutumun beni rahatsız ediyor!Your attitude towards work bothers me!
Seni tekrar yapmaya karşı uyarıyorum, yoksa para cezasına çarptırılırsın.I warn you against doing that again, or you'll be fined.
Tom gittiği her yerde hoş karşılandı.Tom was welcome wherever he went.
Karmaşık bir durumla karşı karşıyayız.We are confronted with a complex situation.
Polis protestocu gençlere karşı biber gazı kullandı.The police used tear gas against the protesting students.
Karşıdan esen rüzgar yelkenliye karşı patladı.The headwind blew against the sail.
Ben biri ile karşılaştım.I came across one.
Ebeveynlerim evliliğe karşı.My parents are against my marriage.
Annem ve babam evliliğe karşı.My parents are against my marriage.
Ailem evliliğimize karşı çıktı.My parents were opposed to our marriage.
Biz neye karşıyız?What are we up against?
Postane oradaki mağazanın sadece karşısında.The post office is just across from that store over there.
Ben buna karşı değilim ama bunun lehinde de değilim.I'm not against it, but I'm not for it, either.
Parkta yapılan yürüyüş sırasında o, kazara eski arkadaşıyla karşılaştı.During a walk in the park she accidentally met her old friend.
Bu, senin planına karşı temel argümanlardan biridir.This is one of the principal arguments against your plan.
Bu, bizim neye karşı olduğumuz.This is what we're up against.
Daha önce bir kez karşılaştık.We've met once before.
Ben Maria'yla hiç karşılaşmadım.I never met Maria.
Bu insanlığa karşı bir suçtur.This is a crime against humanity.
Bu makine paranı alır ve karşılığında sana bir şey vermez.This machine takes your money and gives you nothing in return.
Norveççe, İsveççe ve Danimarkaca karşılıklı olarak yüksek derecede anlaşılabilirdir.Norwegian, Swedish and Danish are mutually intelligible to a high degree.
Tesadüfi bir karşılaşmaydı.It was an accidental meeting.
Tom Mary'nin karşısında bir koltuk aldı.Tom took a seat across from Mary.
Hazır olduğunuzda bizi alt katta karşılayabilirsiniz.You can meet us downstairs when you're ready.
Biz onların kararını hoş karşıladık.We welcomed their decision.
Onun hisleri karşılıklı değildi.Her feelings were not reciprocated.
İnsanların sömürülmelerine karşı savaştım.I fought against the exploitation of the people.
Onlar eşcinsellere karşı ayrımcılığı durdurmaları gerektiğini fark ettiler.They've realized they should stop discrimination against gays.
Sen ve Tom ilk olarak nerede karşılaştınız?Where did you and Tom first meet?
Tom bana karşı iyiydi.Tom was nice to me.
Tom bana karşı acımasızdı.Tom was mean to me.
Tom bana karşı huysuzdu.Tom was mean to me.
Tom bana karşı cimriydi.Tom was mean to me.
Tom Mary ile tanışmadan önce kızlara karşı oldukça çaylaktı.Tom was quite inexperienced with girls before he met Mary.
Benim otoriteme karşı mı çıkıyorsun?Are you challenging my authority?
Avustralya'da Tom'la karşılaştım.I met Tom in Australia.
Barmen Tom'u adıyla karşıladı.The bartender greeted Tom by name.
Tom'la son karşılaştığımda bana bir yalancısın dedi.The last time we met, Tom called me a liar.
Sana karşı ihtiyacımız olan tüm kanıta sahibiz.We have all the evidence against you we need.
En kötü ihtimale karşı hazırlanmalısın.You ought to prepare for the worst.
Tom ve Mary her ikisi de ilk kez nerede karşılaştıklarını hatırlayamadılar.Tom and Mary both couldn't remember where they had first met.
Tom ve Mary gözleri karşılaştıkları anda âşık oldular.Tom and Mary fell in love the moment their eyes met.
Tom Mary'yi öpme ayartmasına karşı koyamadı.Tom couldn't resist the temptation to kiss Mary.
Tom ayartmaya karşı koyamadı.Tom couldn't resist the temptation.
Tom onu nerede karşılayacağımı bana söylemeyi unuttu.Tom forgot to tell me where to meet him.
Tom Mary'yi tutkulu bir öpücükle karşıladı.Tom greeted Mary with a passionate kiss.
Tom size karşı dava açtı.Tom has pressed charges against you.
Tom bir duvara dayandı ve karşı duvara boş boş baktı.Tom leaned against one wall and stared blankly at the opposite wall.
Tom Mary'nin odanın karşısından kendine baktığını fark etti.Tom noticed that Mary was staring at him from across the room.
Tom ön kapıyı açtı ve Mary'yi karşıladı.Tom opened the front door and greeted Mary.
Tom caddenin karşısındaki bir şeyi gösterdi.Tom pointed at something across the street.
Tom tam karşıda bakarken tek başına oturuyordu.Tom sat alone, staring straight ahead.
Tom bana karşı yeterince kibar görünüyordu.Tom seemed polite enough to me.
Tom Mary'ye karşı çok öfkeliydi.Tom was furious with Mary.
Tom çocuklarına karşı berbattı.Tom was horrible with children.
Tom Mary'ye karşı kabaydı.Tom was rude to Mary.
Tom dine karşı tutumunda çok hoşgörülüdür.Tom is very tolerant in his attitude toward religion.
Bizim üniversite bütün gereksinimleri karşılayıncaya kadar Tom'u kabul etmeyecek.Our college won't admit Tom until he meets all the requirements.
Tanrı beni rüzgarlara ve fırtınalara karşı korur.God protects me from winds and storms.
Tom'un duyguları karşılıksız değillerdi.Tom's feelings were not reciprocated.