Ana içeriğe geç
Sözlük

karşı ile cümle

karşı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ofisim holün tam karşısında.My office is just across the hall.
2.30'da Tom'u karşılamam gerekiyor.I'm supposed to meet Tom at 2:30.
Yarın 2.30'da seni karşılayacağım.I'll meet you at 2:30 tomorrow.
Tom tarlanın karşısına yürüdü.Tom walked across the field.
Daha önce hiç karşılaştık mı?Have we ever met before?
Onun alkole karşı hiçbir şeyi yoktu.She had nothing against alcohol.
Tom Mary'ye karşı daha kibar olmalıydı.Tom should've been nicer to Mary.
Ben Tom'a karşı gerçekten kibar olmanı istiyorum.I want you to be real nice to Tom.
Fransa, Avusturya ve Rusya; Prusya'ya karşı bir ittifak kurdu.France, Austria and Russia formed an alliance against Prussia.
O her zaman herkese karşı kibardır.He's always nice to everyone.
Polene karşı alerjim var.I'm allergic to pollen.
Annene karşı iyi davran.Be nice to your mom.
Annene karşı kibar ol.Be nice to your mother.
O, eleştirilmeye karşı her zaman bağışıktır.He is always immune to criticism.
Tom okula giderken Mary'yle karşılaştı.Tom came across Mary on his way to school.
Tom Boston'da karşılaşmayı umduğum son kişiydi.Tom was the last person I expected to meet in Boston.
Tom burada seninle karşılaşmayı bekliyor.Tom is expecting to meet you here.
Böyle bir yerde Tom ile karşılaşmayı hiç beklemiyordum.I never expected to meet Tom in a place like that.
Tom'un süt ürünlerine karşı alerjisi var.Tom is allergic to dairy products.
Onunla karşılaştırıldığında çok gürültücüydü.Compared with him, she is very noisy.
Çiğ et yeme dürtüsüne karşı koyamıyorum.I can't resist the urge to eat raw meat.
Caddede tesadüfen erkek kardeşinle karşılaştım.I met your brother in the street by chance.
"Heimat," İngilizcede karşılığı bulunmayan Almanca bir kelimedir.Heimat is a German word with no English equivalent.
Her ihtimale karşı pasaportunu yanına al.Take your passport with you, just in case.
Her ihtimale karşı pasaportlarını yanına al.Take your passports with you, just in case.
Onunla karşılaşmam tamamen tesadüftü.My meeting her was purely accidental.
Yolda herhangi biriyle karşılaştın mı?Did you meet anyone on the road?
Sokakta Tom'la karşılaştım.I met Tom on the street.
Onunla karşılaştım.I met him.
Çevreciler, Keystone XL boru hattına karşı çıkıyorlar.Environmentalists are opposing the Keystone XL pipeline.
Tom nükleer enerjiye karşı hareket için hayatını adadı.Tom has devoted his life to the movement against nuclear energy.
Tom bir müşteriye karşı olan kaba davranışı nedeniyle hemen kovuldu.Due to his impolite behavior toward a customer, Tom was immediately fired.
Ben ağacın kesilmesine kesinlikle karşı çıkıyorum.I'm absolutely opposed to the tree being chopped down.
Ben kesinlikle ağacın kesilmesine karşıyım.I'm absolutely against the tree being chopped down.
Bu gece Tom'la karşılaştım.I met Tom tonight.
Neden sadece bana karşı şirinsin?Why are you only nice to me?
Lütfen bana karşı sabırlı olun.Please be patient with me.
Bana karşı sabırlı olun.Have patience with me.
Ona karşı nazik ol.Be kind to him.
Onlara karşı nazik ol.Be kind to them.
Tom'a karşı nazik ol.Be kind to Tom.
Mary'ye karşı nazik olun.Be kind to Mary.
Beşinci sınıftakiler öğretmenlere karşı oynayacaklar.The fifth graders play against the teachers.
Ben önerdiğin şeye çok karşıyım.I'm very much against what you're suggesting.
Tom Mary'nin karşısındaki masada yaşar.Tom lives across the street from Mary.
Tom, Meryem'in yaşadığı sokağın karşı tarafında yaşıyor.Tom lives across the street from Mary.
Etnik azınlıklara karşı hoşgörülü müsünüz?Are you tolerant towards ethnic minorities?
Birçok kişi antibiyotiklerin virüslere karşı yararsız olduklarının farkında değiller.Many people don't realize that antibiotics are ineffective against viruses.
Müşterilerimizin istek ve gereksinimlerini karşılamayı amaçlıyoruz.We aim to satisfy our customers' wants and needs.
Benimle daha önce karşılaştığını hatırlıyor musun?Do you remember meeting me before?
Onlar karşılıklı anlaşmayla boşandılar.They divorced by mutual agreement.
O beni kibarca karşıladı.She greeted me politely.
Beklenmedik soru karşısında kafası karışmıştı.He was confused by the abrupt question.
Ben bazen onunla kulüpte karşılaşıyorum.I meet him sometimes in the club.
Otuz dakika içinde Tom'u karşılamamız gerekiyor.We're supposed to meet Tom in thirty minutes.
Tom ve Mary'nin bizi burada karşılaması gerekiyordu.Tom and Mary were supposed to meet us here.
Tom'un 2.30'da bizi burada karşılaması gerekiyordu.Tom was supposed to meet us here at 2:30.
Tom'u kulüpte karşılaman gerekiyor.You're supposed to meet Tom at the club.
Tom'la bazen kulüpte karşılaşırım.I sometimes meet Tom at the club.
Yağmurun yağması ihtimaline karşı bir şemsiye almalısın.You should take an umbrella in case it rains.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod