Ölmeden birkaç hafta önce Tom'la karşılaştım.I met Tom a few weeks before he died.
Sadece birkaç gün önce Tom ve Mary ile karşılaştım.I met Tom and Mary just the other day.
Bir partide Tom'la karşılaştım.I met Tom at a party.
Kilisede Tom'la karşılaştım.I met Tom at church.
Kütüphanede Tom'la karşılaştım.I met Tom at the library.
Bu sabah Tom'la daha erken karşılaştım.I met Tom earlier this morning.
Tom'la burada karşılaştım.I met Tom here.
Boston'da Tom'la karşılaştım.I met Tom in Boston.
Mary ayrıldıktan hemen sonra Tom'la karşılaştım.I met Tom just after Mary left.
Dün gece Tom'la karşılaştım.I met Tom last night.
Daha önce Tom'la bir kez karşılaştım.I met Tom once before.
Sadece bir kez Tom'la karşılaştım.I met Tom only once.
Geçen gün Tom'la karşılaştım.I met Tom the other day.
Üç ay önce Tom'la karşılaştım.I met Tom three months ago.
Dün Tom'la karşılaştım.I met Tom yesterday.
Bugün Tom'la karşılaştım.I met with Tom today.
Neye karşı olduğunu bilmem gerekiyor.I need to know what we're up against.
Neye karşı olduğunu bilmeliyim.I need to know what we're up against.
Seni karşılamam gerekiyordu.I needed to meet you.
Tom'la hiç karşılaşmadım bile.I never even met Tom.
Artık Tom'la hiç karşılaşmıyorum.I never meet Tom anymore.
Tom'la sadece evvelsi gün karşılaştım.I only met Tom the day before yesterday.
Tom'la sadece üç kez karşılaştım.I only met Tom three times.
Keşke iyiliğe karşılık verebilsem.I only wish I could return the favor.
Onu lobide karşılayacağımı Tom'a söz verdim.I promised Tom I'd meet him in the lobby.
Küçük bir sorunla karşılaştım.I ran into a little trouble.
Kendini Tom'la karşılaştırma.Don't compare yourself to Tom.
Keşke daha önce karşılaşsaydık.I wish we'd met earlier.
2.30'da beni karşıla.Meet me at 2:30.
Tom arabayı Mary'nin evinin karşısına park etti.Tom parked the car across from Mary's house.
Sanırım Tom'la ilk karşılaştığımda yaklaşık on üç yaşındaydım.I think I was about thirteen when I first met Tom.
Sanırım daha önce Tom'la karşılaştım.I think I've met Tom before.
Bence daha önce bir yerde karşılaşmış olabiliriz.I think we may have met somewhere before.
Beklenmedik bir saldırıya karşı savunma yoktur.There is no defense against an unexpected attack.
Tom ve Mary daha önce birbirleriyle hiç karşılaşmamış gibi davrandı.Tom and Mary acted like they'd never met each other before.
Tom ve Mary köşedeki bir masada birbirlerinin karşısında oturdu.Tom and Mary sat across from each other at a table in the corner.
Tom ve Mary birbirlerinin karşısına oturmuştu.Tom and Mary were seated across from each other.
Tom ve Mary verandada bir masada birbirlerinin karşısında oturuyorlardı.Tom and Mary were sitting across from each other at a table on the veranda.
Zenginleşmenin karşıtı yoksullaşmadır.Getting rich is the opposite of getting poor.
Bire karşı iki adil bir dövüş değil.Two against one is not a fair fight.
Onları nasıl karşılaştırabilirsin?How can you even compare them?
Karşılığında ona bir bebek verdim.In exchange I gave her a doll.
Onunla ilk karşılaştığımda Tom neredeyse hiç Fransızca konuşamadı.Tom could hardly speak French at all when I first met him.
Onunla ilk karşılaştığımda Tom Fransızca konuşamadı.Tom couldn't speak French when I first met him.
Çocuk felcine karşı çocukları aşılamak önemlidir.It is important to immunize children against polio.
Beni karşılamak için istasyonda birisi olacak mı?Will anybody be at the station to meet me?
Bence Tom'u karşılamalısın.I think you should meet Tom.
Beni barda karşıla.Meet me in the bar.
Onlar nükleer güce karşılar.They are against nuclear power.
Her ne zaman o çayevine gitsem, patron beni karşılamak için dışarıya gelir.Whenever I walk by that teahouse, the boss always comes out to welcome me.
Geçen gün tesadüfen karşılaştık.We met by chance the other day.
Sanırım Mary şu ana kadar karşılaştığım en güzel kadınlardan biri.I think Mary is one of the most beautiful women I've ever met.
Tom'la Mary sahilde oturup karşılıklı konuştular.Tom and Mary sat on the beach and talked to each other.
Kız kardeşinin erkek arkadaşına karşı gizli bir aşkı var.She has a secret crush on her sister's boyfriend.
Boston'dayken Tom'la karşılaştım.I met Tom when I was in Boston.
Metrik sisteme dönmeye üreticileri tarafından karşı çıkıldı.Conversion to the metric system was opposed by tool manufacturers.
Daha önceden bir yerde karşılaşmış mıydık?Have we met somewhere before?
Seni alt katta karşılayacağım.I'll meet you downstairs.
Bizim ordu düşmana karşı bir gece baskını düzenledi.Our army staged a night raid against the enemy.
Gelecek pazartesi 2.30'da Boston'da Tom'u karşılamam gerekiyor.I'm supposed to meet Tom in Boston next Monday at 2:30.