Yağmur olasılığına karşı şemsiyeni almayı unutma.Remember to take your umbrella, in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşı şemsiyeni almayı unutma.Remember to take your umbrella, in case it rains.
Astronotlar kendi coşkulu tezahüratları ve alkışlarlarıyla karşılandı.The astronauts were greeted by their enthusiastic cheers and applause.
İnsanların çoğu savaşa karşıdır.The people at large are against war.
İnsanlar genellikle yeni yasaya karşı.People in general are against the new law.
Şirket adına sizi karşılarım.On behalf of the company, I welcome you.
Bir kez bile onunla karşılaşmadım.I haven't met him even once.
Ben bir saat önce onunla karşılaştım.I met her an hour ago.
Bire karşı on bir saate kadar hava açılacak.Ten to one it'll clear up in an hour or so.
Doktorların yapması gereken şey hayatları kurtarmak ve ölüme karşı mücadele etmek.What doctors should do is to save lives and fight against death.
Hiç kimse seni iradene karşı bir şey yapman için zorlayamaz.No one can force you to do anything against your will.
Komite öneriye karşı olacaktır.The committee will be opposed to the proposal.
Onunla daha önce bir kez karşılaştım.I had met him once before.
Kötülüğe karşı iyilik yap.Render good for evil.
Birçok zorluklarla karşı karşıyayız.We are faced with many difficulties.
Yöneticilerle karşılıklı oturduk.We sat face to face with executives.
Biz şirketimizin atletizm karşılamasına katıldık.We participated in the athletic meet of our company.
Yazım hatalarına karşı önlem almalıyız.We must guard against mistakes in spelling.
Ona karşı duygularımız karışık.Our feelings towards him are mixed.
Tamamen ona karşıyım.I am completely against it.
Londra'dayken Mary ve John'la karşılaştım.I met Mary and John when in London.
Okulumuz nehirin karşı tarafıdadır.Our school is across the river.
Gelip beni karşılamak için zahmet etmeyin.Don't take the trouble to come and meet me.
Yarın Minami lisesine karşı oynayacağız.We will play Minami High School tomorrow.
Londra Paris ile karşılaştırıldığında büyüktür.London is large, compared with Paris.
Londra'da eski bir öğrencimle karşılaştım.I met an old student of mine in London.
Saat üçte sizi lobide karşılayacağım.I'll meet you in the lobby at three.
Rod John'un karşısında yaşıyor.Rod lives across the street from John.
Rusya büyük finansal zorluklarla karşılaşıyor.Russia is facing great financial difficulties.
Rusya büyük finansal zorluklarla karşı karşıyadır.Russia is facing great financial difficulties.
Roy'un ebeveynlerini karşılamak için havaalanına acele gitmesi gerekmezdi.Roy needn't have hurried to the airport to meet his parents.
Linda'nın kocası ona karşı ikili oynuyordu.Linda's husband was two-timing her.
Lincoln köleliğe karşı idi.Lincoln was opposed to slavery.
Richard sevmediği insanlara karşı bile adildir.Richard is fair, even to people he does not like.
Lisa Stan'a karşı kin taşıyor.Lisa bears a grudge against Stan.
O, Avrupa'dayken birtakım talihsizliklerle karşılaştığını duydum.I hear he met with some kind of misfortune while he was in Europe.
Ben, elbette, savaşa karşıyım.I am against the war, of course.
Tabii ki de savaşa karşıyım.I am against the war, of course.
Uyuma ihtimaline karşı, alarmı kur.In case you sleep, set the alarm.
O gün evde kalsaydı, felaketle karşılaşmazdı.If he had stayed at home that day, he would not have met with disaster.
Eğer huzurlu bir hayat istiyorsak, savaşa karşı çıkmamak elimizde değil.If we want a peaceful life, we cannot help objecting to war.
Yerinde olsam o plana karşı gelirdim.Were I in your position, I would oppose that plan.
Eğer anlamadığın bir şey ile karşılaşırsan bana gel.If anything comes up that you don't understand, come to me.
O, o kazayla karşılaşmamış olsaydı şimdi hayatta olurdu.If he had not met with that accident, he would be alive now.
Eğer biraz daha erken gelseydin, onunla karşılaşabilirdin.Had you come a little earlier, you could have met her.
Mary hocama karşı benim yanımda yer aldı.Mary took sides with me against my teacher.
Mary hocama karşı benim tarafımı tuttu.Mary took sides with me against my teacher.
Mary Bill'in kibarlığını doğal karşılıyor.Mary takes Bill's kindness for granted.
Mary'nin bir arkadaşı ile karşılaştım.I met a friend of Mary's.
Herkes ona karşı samimi.Everyone is friendly to her.
Dünyanın pek çok yerinde, herkesin ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli yiyecek yoktur.In many parts of the world, there is not enough food to meet everyone's needs.
Herkese karşı kaba davranamazsın ve sonsuza dek onun yanına kalacağını bekleyemezsin.You can not be rude to everyone and expect to get away with it forever.
Herkes benim fikrime karşı çıktı.Everyone attacked my opinion.
Herkes ona karşı çıktı fakat her şeye rağmen Mary ve John evlendi.Every one opposed it, but Mary and John got married all the same.
Süte karşı allerjim var.I have an allergy to milk.
Mariko'nun anne babası, onun bir Amerikalı ile evlenmesine kuvvetle karşılar.Mariko's parents are strongly opposed to her marrying an American.
Mayuko bizi karşılamak için koşarak geldi.Mayuko came running to meet us.
Çok geçmeden tesadüfen tekrar karşılaştık.It was not long before we met again by chance.
Tamamen şans eseri, havaalanında benim eski arkadaşımla karşılaştım.Quite by chance, I met my old friend at the airport.
Sıkıntılı günlere karşı biraz para biriktirmelisiniz.You should save some money against a rainy day.