Ana içeriğe geç
Sözlük

karşı ile cümle

karşı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Okula giderken Tom ile karşılaştım.I met Tom on my way to school.
Okuluma giderken Tom'la karşılaştım.I met Tom on my way to school.
Okul evimizin karşısında.The school is across from our house.
John okula giderkenMary ile karşılaştı.John met Mary on his way to school.
Genellikle insanlar tüketim vergisine karşıdırlar.In general, people were against the consumption tax.
Yabancı işçilere karşı bir önyargım yok.I don't have a prejudice against foreign workers.
Öncüler birçok tehlike ile karşılaştılar.The pioneers met with many dangers.
Herkes yasadışı yabancılar karşı düşmanca bir tavır aldı.Everybody took a hostile attitude toward illegal aliens.
Her karşılaştıklarında, tartışırlar.Whenever they meet, they quarrel.
Nehirde akıntıya karşı kürek çektik.We rowed up the river against the current.
Rüzgara karşı yelken açtık.We sailed against the wind.
Biz onun yeni bir yol yapma planına karşı çıktık.We opposed his plan to build a new road.
Biz onun işini onunkilerle karşılaştırdık.We compared his work with hers.
Onun başarısını doğal karşıladık.We took his success for granted.
Zor bir durumla karşı karşıyayız.We are confronted with a difficult situation.
Biz savaşa karşıyız.We are against war.
Biz yeni tür hastalıklarla karşı karşıyayız.We are faced with new kinds of diseases.
Katile karşı öfkeyle doldurulduk.We were filled with anger against the murderer.
Misafirlerimizi karşılamak için kapıda durduk.We stood at the door to welcome our guests.
Yabancı firmalardan kaynaklanan bir rekabetle karşı karşıyayız.We face competition from foreign suppliers.
Şiddetli bir krizle karşı karşıyayız.We are facing a violent crisis.
Biz senin ihtiyaçlarını karşılayamayız.We cannot meet your needs.
Bizim milletvekili yeni vergi planına karşı çıktı.Our representative argued against the new tax plan.
Temsilcimiz yeni vergi planına karşı çıktı.Our representative argued against the new tax plan.
Firmamız kıyasıya rekabete karşı hayatta kalmakta başarısız oldu.Our company failed to survive against cutthroat competition.
Bizim evle karşılaştırıldığında, onunki bir saray.Compared to our house, his is a palace.
Rio'daki firmamızın ajanı sizi havaalanında karşılayacak.Our company's agent in Rio will meet you at the airport.
Nakliyatın gecikme ihtimaline karşı özel gecikme sigortamız var.In case the shipment is delayed, we have special delay insurance.
Çiçekçi parkın karşısında.The flower shop is opposite the park.
Çiçekçi dükkanı tam caddenin karşısında.The flower shop is just across the street.
Evinizi yangına karşı sigortalayın.Insure your house against fire.
Yangın tehlikesine karşı korunun.Guard against the danger of fire.
Yangına karşı uyanık olun.Be on your guard against fire.
Aile üyeleri birbirlerine karşı rekabet etmemelidir.Family members should not compete against each other.
Eve giderken bir köpekle karşılaştım.I met a dog on my way home.
Hiçbir şey onun güzelliği ile karşılaştırılamaz.Nothing is to be compared to its beauty.
Ayako'nun cildi kimyasallara karşı hassastır.Ayako's skin is sensitive to chemicals.
Avrupa para birimleri dolar karşısında zayıfladı.European currencies weakened against the dollar.
Yen dolar karşısında hâlâ düşük.The yen is still low against the dollar.
Yen dolar karşısında yükseldi.The yen rose to the dollar.
Yen dolar karşısında yüzde 10 değer kazandı.The yen appreciated 10 percent against the dollar.
Yen'in dolar karşısında değer kaybetmesi bekleniyor.The yen is expected to lose value against the dollar.
İstasyonun karşısındaki kitabevi çok büyük.The bookstore across from the station is very large.
Sizi istasyonda karşılayacak bir araç ayarladık.We arranged that a car meet you at the station.
Beni istasyonda karşılayacak erkek kardeşimi bulamadım.I could not find my brother who was to meet me at the station.
Lütfen beni istasyonda karşılamaya gel.Please come to meet me at the station.
Biz istasyonda birbirimizle karşılaştık.We ran into each other at the station.
İstasyonda eski bir arkadaşımla karşılaştım.I met with an old friend of mine at the station.
İstasyonda güvenilir bir beyefendiyle karşılaştım.I met a certain gentleman at the station.
İstasyonda karşılaştığın adam benim babam.The man you met at the station is my father.
Atletik karşılaşma yağmur dolayısıyla ertelenmişti.The athletic meet was postponed due to rain.
Yağmur yağacağını sanmıyorum, ancak her ihtimale karşı bir şemsiye alacağım.I don't think it will rain, but I'll take an umbrella in case it does.
Yağmur yağma ihtimaline karşı ceketini al.Take your coat in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşı yanına bir şemsiye alsan iyi olur.You had better take an umbrella with you in case it rains.
Yağmur ihtimaline karşı şemsiyeni yanına al.Take your umbrella with you in case it rains.
Yağmur yağması ihtimaline karşı şemsiyeni yanına al.Take your umbrella with you in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşı bir şemsiye almayı unutma.Don't forget to take an umbrella in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşı şemsiyeni getirmeyi unutma.Don't forget to bring your umbrella in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşı şemsiyeni alsan iyi olur.You'd better take your umbrella, just in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşın yanına bir şemsiye al.Take an umbrella with you in case it should rain.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod