Biz sık sık Japonya ile İngiltereyi karşılaştırırız.We often compare Japan to England.
Kız kardeşim çocuklara karşı iyi kalplidir.My sister is kind to children.
Orada karşıda bir kahvehane var.There is a coffee shop over there.
Yine, köktenci ideolojiler büyük tarihsel ilerlemelere karşı çıkarlar.Once more, the fundamentalist ideologies oppose to the great historical advances.
Oturanların yarısından daha fazlası plana karşı çıkıyor.More than half of the residents are opposed to the plan.
Tom Mary'ye karşı katıydı.Tom was hard on Mary.
Tom ve Mary dün öğleden sonra kütüphanede birbiriyle karşılaştı.Tom and Mary bumped into each other yesterday afternoon in the library.
Kendine karşı bu kadar katı olma.Don't be so hard on yourself.
O beni duvara karşı bastırdı.He pressed me against the wall.
Birçok güçlükle karşılaşıyor.He is facing many difficulties.
Tom öğretmenini Hitler ile karşılaştırmamalıydı.Tom shouldn't have compared his teacher to Hitler.
Tom herkese karşı samimidir.Tom is friendly to everybody.
Bütün öğrenciler savaşa karşıydılar.All students were against war.
Ben alkışlama dürtüsüne karşı koyamadım.I couldn't resist the urge to applaud.
Biz Batı Samoa'ya karşı bir boykot için hazırlanacağız.We will prepare for a boycott against Western Samoa.
Keşke seninle tekrar karşılaşmak zorunda olmasam.I wish I wouldn't have to meet you again.
Dün senin oğlununla karşılaştım ve o beni kibarca selamladı.I met your son yesterday and he greeted me politely.
Bu yıl birçok insan gribe karşı aşı yaptırdı.Many people have been vaccinated against the flu this year as well.
Birçok kişi antibiyotiklerin viral hastalıklara karşı etkisiz olduğunu bilmez.Many people don't know that antibiotics are ineffective against viral diseases.
Bizim evle karşılaştırıldığında, seninki bir saray.Compared to our house, yours is a palace.
Bizim evle karşılaştırıldığında, sizinki bir konak.Compared to our house, yours is a mansion.
Bu soruyla çok karşılaşıyorum.I get asked that question a lot.
Keşke onunla karşılaşsam.I wish I'd met her.
Zengin olmak, yoksul olmanın karşıtıdır.Becoming rich is the opposite of becoming poor.
Ona sıcak bir karşılama ver.Give him a hearty welcome.
Onunla bir daha karşılamamayı umuyorum.I hope I never meet him again.
Ölümün yüzü karşısında güçsüzdü.He was powerless in the face of death.
Hatalarını bir daha hoş karşılamam.I won't tolerate your mistakes again.
Bir düzine insan, istasyonun karşısında toplandı.A dozen people gathered opposite the station.
Birlikte okuldayken Peter Pearl ile karşılaştı.Peter met Pearl when they were at school together.
Yarın 18.00'de Sakura otelde Bay Yamada'yı karşılayacağım.I'm going to meet Mr. Yamada at the Sakura Hotel tomorrow at 6 p.m.
Çikolatadan hoşlanmayan biriyle hiç karşılaşmadım.I've never met anyone who doesn't like chocolate.
İyi kötü karşısında her zaman kazanır.Good always wins over evil.
Ondan sonra bir daha onunla karşılaşmadım.I didn't meet him again after that.
Ben hastalanmaya karşı bağışıklıyım.I'm immune to disease.
Bizi kaptan karşıladı.The captain welcomed us.
Isırma ihtimaline karşın bir buldoğa yaklaşma.Don't come near the bulldog in case it bites.
Sen kuduza karşı aşılanmalısın.You must be vaccinated against rabies.
Ününe karşın mutlu değil.Despite his fame, he is not happy.
Orta çağlarda, Kutsal Yazılara karşı çıkan herhangi biri öldürüldü.In the Middle Ages, anyone who'd oppose to the Holy Scriptures was murdered.
Onu karşılamak amacıyla oraya gittim.I went there for the purpose of meeting him.
Evimin karşısında bir kitapçı var.There is a bookstore across from my house.
Karşılıksız aşkı sevmiyorum; aşkımızın karşılıklı olmasını istiyorum.I don't like unrequited love; I want our love to be mutual.
Lisa'nın Stan'a karşı bir kini var.Lisa has a grudge against Stan.
Lisa Stan'a karşı kin besliyor.Lisa holds a grudge against Stan.
Dergi senatöre karşı birçok ciddi suçlama yaydı.The magazine spread many important charges against the Senator.
O, bütün sınıf arkadaşlarına karşı samimidir.He's friendly with all his classmates.
O, sınıfındaki herkese karşı samimidir.He's friendly with everyone in his class.
Onunla öyle bir yerde karşılaşmayı asla ummadım.I never expected to meet her in a place like that.
Onunla böyle bir yerde karşılaşmayı hiç ummuyordum.I never expected to meet her in a place like this.
Biz para ihtiyacını karşılıyoruz.We provide value for money.
Ben paranın karşılığını vereceğim.I'll provide value for money.
Kadın sürücülere karşı önyargılıydı.He was prejudiced against women drivers.
Yakında onları karşılamaya gideceğim.I'll go meet them soon.
Tren istasyonuna giderken öğretmenimle karşılaştım.I met my teacher on the way to the railway station.
Jane bizim kararımıza karşı çıktı.Jane opposed our decision.
Hiç kimse savaşı hoş karşılamaz.No one welcomes war.
Ben buna karşıyım.I'm against it.
Ben ona karşı duruyorum.I stand against it.
Kate'i beklerken Bob ve Mary ile karşılaştım.I met Bob and Mary while I was waiting for Kate.