Tom'un 2.30'da Mary'yi karşılaması bekleniyor.Tom is supposed to meet Mary at 2:30.
Tom Mary'ye karşı kibardır.Tom is kind to Mary.
Tom bu akşam Mary'yi karşılayacağını umuyor.Tom hopes that he'll meet Mary this evening.
Tom Mary ile karşılaşmadı.Tom hasn't met Mary.
Tom bir kez bile Mary ile karşılaşmadı.Tom hasn't met Mary even once.
Tom asla Mary ile karşılaşmadı.Tom has never met Mary.
Tom Mary'ye karşı dürüsttür.Tom has been honest with Mary.
Tom tesadüfen Mary ile süpermarkette karşılaştı.Tom happened to meet Mary at the supermarket.
Tom o zamandan önce Mary ile hiç karşılaşmamıştı.Tom had never met Mary before that time.
Tom daha önce Mary gibi biriyle hiç karşılaşmamıştı.Tom had never met anyone like Mary before.
Tom, Mary'yi içten karşıladı.Tom gave Mary a hearty welcome.
Tom Mary ile ilk kez üç yıl önce karşılaştı.Tom first met Mary three years ago.
Tom Mary ile her zaman karşılaşacağını düşünmüyor.Tom doesn't think he'll ever meet Mary.
Tom Mary'yi ya da başka birini karşılamadı.Tom didn't meet Mary or anyone else.
Tom cevaplarını Mary'ninki ile karşılaştırdı.Tom compared his answers with Mary's.
Tom Mary'den onu lobide karşılamasını istedi.Tom asked Mary to meet him in the lobby.
Tom Mary'den onu okuldan sonra karşılamasını istedi.Tom asked Mary to meet him after school.
Tom ve Mary ilk karşılaşmalarından üç yıl sonra evlendiler.Tom and Mary got married three years after they first met.
Sorun Tom'un Mary ile karşılaşmayı planladığı mı yoksa tesadüfen karşılaştığı mıdır.The question is whether Tom was planning to meet Mary or just met her by chance.
Mary, şimdiye kadar karşılaştığım en güzel kadınlarından biridir.Mary is one of the most beautiful women I've ever met.
Mary bir gün bir prensle karşılaşacağını ve onların evleneceklerini hayal etti.Mary dreamed that one day she would meet a prince and they would get married.
Sanırım Tom'un Mary'ye karşı çıkma cesareti yok.I think Tom doesn't have the courage to oppose Mary.
Kendisine karşı bölünmüş bir ev ayakta kalamaz.A house divided against itself cannot stand.
Tom eve bu gidişinde Amerikalı olduğunu düşündüğü bir adamla karşılaştı.On his way home, Tom met a man he thought was an American.
Sabahleyin işe geç varmam ihtimaline karşın çalar saatimi kuracağım.I will set up my alarm o’clock in case I arrive at work late in the morning.
Kendini bu suçlamalara karşı korumak için buraya gelmedi.She didn't come here to defend herself against these accusations.
O bu suçlamalara karşı kendini savunmak amacıyla burada değil.She's not here for the purpose of defending herself against these accusations.
Daha önce o kızla karşılaştım.I've met that girl before.
Bir tür karşılıklı anlayış olmalı.There must be some sort of give-and-take.
O beklenmedik engellerle karşılaştı.He encountered unexpected obstacles.
Tom için önemli olan tek şey, bizim onun patronuna karşı terbiyesiz olmamamızdı.The only thing that mattered to Tom was that we weren't impolite to his boss.
Öğrenci sordu ''Daha önceden bir yerde karşılaşmış mıydık?''"Have we met somewhere before?" asked the student.
Eğitim şiddete karşı en iyi panzehirdir.Education is the best antidote against violence.
Babamı karşılamak için havaalanına gittim.I went to the airport to meet with my father.
Tom'un annesi Mary'nin yaşadığı caddenin karşısındaki hastanede bir hemşiredir.Tom's mother is a nurse at the hospital that's across the street from where Mary lives.
Tom yerleri Mary ile karşılıklı değiştirebilmeyi diliyor.Tom wishes he could swap places with Mary.
Tom fikre tamamen karşıydı.Tom was dead set against the idea.
Tom parasının karşılığını almak istedi.Tom wanted to get his money's worth.
Tom Mary'nin karşısındaki koltuğu aldı.Tom took the seat across from Mary.
Tom Mary'ye karşı tanıklık etmek için isteksiz gibi görünüyor.Tom seems to be unwilling to testify against Mary.
Tom plana karşı çıkıyor.Tom is opposed to the plan.
Tom daha sonra parkta karşılaştığı kadının Mary olduğunu anladı.Tom found out later that the woman he met in the park was Mary.
Tom bir ikilemle karşı karşıyadır.Tom faces a dilemma.
Tom seninle karşılaştığını düşünmüyor.Tom doesn't think he's ever met you.
Tom Mary ile karşılaştığını sanmıyor.Tom doesn't think he's ever met Mary.
Tom büyük bir züppe olarak karşısına çıkıyor.Tom comes across as a big snob.
Tom bunu kesinlikle hoş karşılar.Tom certainly is a good sport about it.
Tom Mary'nin ebeveynleri ile ilk kez ne zaman karşılaştığını hatırlayamıyor.Tom can't remember exactly when he first met Mary's parents.
Tom, Mary ile karşılaştığı o ilk günü hatırlayabiliyor.Tom can remember the day he first met Mary.
Tom ve Mary birbirlerine karşı iyiler.Tom and Mary are good for each other.
Tom'un gerçekten hoşlandığı tek restoran caddenin karşısındakidir.The only restaurant that Tom really likes is the one across the street.
Tom'un boynunu sıkma dürtüsüne karşı koymak zordu.It was hard to resist the impulse to wring Tom's neck.
Tom'un orada sıcak karşılanmadığını farketmesi uzun zaman almadı.It didn't take Tom long to realize he wasn't welcome there.
İnsanlara karşı önyargılı olmamalısın.You shouldn't prejudge people.
Bazen kahkahayla gülme dürtüsüne karşı koymak zordur.Sometimes it's hard to resist the impulse to burst out laughing.
Çevirmenlerin karşılaştığı bir sorun kaynak belgenin kötü yazılmasıdır.One problem translators face is that sometimes the source document is poorly written.
Sadece geçen gün istasyonun önünde Tom'la karşılaştım.I met Tom just the other day in front of the station.
Bu ilaca karşı alerjin var mı?Are you allergic to this medicine?
Tom'un fikre niçin karşı olduğundan emin değilim.I'm not sure why Tom is against the idea.
Diğerlerine karşı nazik ol.Be nice to others.