Tüm öğrenciler savaşa karşılardı.All the students were against the war.
Gerçekleri karşılaştırın.Compare the facts.
Eve geri giderken onunla karşılaştım.I met him while going back home.
Ben o karara karşıyım.I'm against that resolution.
Parkın karşısında güzel bir nehir var.Opposite the park there is a beautiful river.
Karşıda altı katlı bir bina var.Opposite there is a six-story building.
Biliyorsun, geçen gün sokakta onunla karşılaştık, biz konuşmak için durduk.You know, I came across him in the street the other day, we stopped to chat.
Onunla karşılaştıktan sonra hemen beni ara.Call me immediately after you meet him.
Onunla karşılaşabilirsin.You might meet him.
Onunla sık sık karşılaşır mısın?Do you meet him often?
Onun evi benimkinin karşısındadır.His house is across from mine.
Ne haber? Son karşılaştığımızdan beri uzun zaman oldu, değil mi?How are you doing? It's been a long time since we last met, hasn't it?
Caddenin çaprazlama karşısında bir mahalle bakkalı var.There's a convenience store diagonally across the street.
Seninle burada karşılaşacağımı asla düşünmedim.I never dreamed I would meet you here.
Seninle burada karşılaşacağımızı asla hayal etmedim.I never dreamed that I would meet you here.
Onunla orada karşılaşacağımı asla düşünmedim.I never dreamed that I would meet her there.
Onunla tekrar karşılaşacağımı asla düşünmedim.I never dreamed that I would meet her again.
Benim annem sigara içmeye karşıdır.My mother is against smoking.
Annem sigara içmeye karşı çıkıyor.My mother objects to smoking.
Çocuğun o nehrin karşısına yüzmesi imkansızdı.It was impossible for the boy to swim across that river.
Bir Amerikalı kızla karşılaştım.I met an American girl.
Onu karşılamalısın.You should meet him.
Üniversite arkadaşım terör karşıtı.My university friend is against terror.
İran Amerikalı kadının serbest bırakılmasına karşı çıkıyor.Iran balks at release of American woman.
Yağmur yağması ihtimaline karşı şemsiyemi aldım.I took my umbrella in case it rains.
Böylesine hoş bir sürprizle karşılaştığımdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I had such a pleasant surprise.
O, onların teklifine şaşırtıcı bir öneri ile karşılık verdi.He countered their proposal with a surprising suggestion.
Onlar bizi sıcak bir şekilde karşıladı.They greeted us warmly.
Sizinle daha önce karşılaştığımı hatırlıyorum.I remember meeting you before.
Eğer onu ağabeyi ile karşılaştırırsanız, farkı göreceksiniz.If you compare him with his older brother, you'll see the difference.
Meslektaşlarım sıcak bir şekilde karşıladılar beni.My colleagues warmly welcomed me.
Bazı dinler organ bağışına karşıdır.Certain religions are against organ donation.
Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır.Everyone, without any discrimination, has the right to equal pay for equal work.
Bu, beklentileri karşılamıyor.That doesn't cut the mustard.
Şarkı derslerimiz için, yolun karşısındaki müzik okuluna giderdik.For our singing lessons, we would go to the music school across the road.
Biz tamamen tesadüfen karşılaştık.We met completely by coincidence.
Onunla ilk ne zaman karşılaştın?When was the first time you met her?
O, ırkçılığa karşı çıkar.He opposes racism.
O, ırksal ayrımcılığa karşı çıktı.He's opposed to racial discrimination.
Irksal ayrımcılığa karşı çıktı.He's opposed to racial discrimination.
O ırksal ayrımcılığa karşıdır.He's opposed to racial discrimination.
Meşgul olduğundan dolayı, seni karşılayamaz.Since he's busy, he can't meet you.
Her eylem için eşit ve karşıt bir tepki vardır.For every action there is an equal and opposite reaction.
Çeşitli vesilelerle onunla karşılaştım.I've met him on several occasions.
Hayat çoğu kez bir yolculukla karşılaştırılır.Life is often compared with a voyage.
Kraliçe ile karşılaştığımı hatırlıyorum.I remember meeting the queen.
Seninle karşılaştığımı asla unutmayacağım.I'll never forget meeting you.
Gördüğüm şey karşısında tam anlamıyla afallamıştım.I was literally stunned by what I saw.
Ben orada onunla karşılamayı ümit etmiştim.I had hoped to meet her there.
Eğer sen bizimle değilsen o zaman sen bizim karşımızdasın.If you're not with us then you're against us.
Sorunlarla karşılaştığında lütfen bana bir mektup yaz.Please write me a letter whenever you run into trouble.
Rüyamda, bir kurtla karşılaştım.In my dream, I encountered a wolf.
Günaha karşı birkaç iyi koruma vardır ama en emini korkaklıktır.There are several good protections against temptation, but the surest is cowardice.
Onun rakibine karşı bir şansı yok.He doesn't stand a chance against his opponent.
Onlar hayvanların yanlış kullanılmasına karşılar.They're against animal abuse.
Tom yeni işi almaya karşı.Tom is against taking the new job.
İşçiler yeni plana karşı.The workers are against the new plan.
Beni bir film yıldızı ile karşılaştırma.Don't compare me to a movie star.
Bu iki bilgisayarı karşılaştır.Compare these two computers.
Tom diğer yüzücülere karşı yarışıyor.Tom is competing against other swimmers.