Kule akşam gökyüzüne karşı güzel görünüyor.The tower looks beautiful against the evening sky.
İktidar partisi muhalefete karşı bir karalama kampanyası yürütüyor.The ruling party is running a smear campaign against the opposition.
Bebekler hastalıklara karşı eğilimlidir.Infants are subject to diseases.
Gelmek isteyen herkes karşılanacak.Whoever wants to come will be welcomed.
Her gelen sıcak karşılanacak.Whoever comes will be welcomed.
Her gelen karşılanacaktır.Whoever comes will be welcome.
Onunla berber dükkanında karşılaştım.I met him at the barber's.
Sadece ebeveynlerim değil fakat aynı zamanda kız kardeşim de benim fikrime karşı.Not only my parents but also my sister is against my opinion.
Ebeveynlerinize karşı nazik olun.Be polite to your parents.
Ebeveynlerine karşı çok nazik olamazsın.You cannot be too good to your parents.
Bizim ebeveynlerimiz bizim tam karşımızdaki caddede yaşar.Our parents live right across the street from us.
Anne babam, görüşüme karşı çıkıyorlar.My parents object to my opinion.
Komşularına karşı iyi olmalısın.You should be good to your neighbors.
O, trenden iner inmez kuzeni tarafından karşılandı.On getting off the train, he was met by his cousin.
İşçiler çalışma şartlarına karşı söyleniyorlar.The laborers are murmuring against their working conditions.
Mümkün olduğunca yaşlılara karşı nazik olmalıyız.We must be as kind to old people as possible.
Bazı sorunlarla ya da bir şeyle karşılaştın mı?You've run into some trouble or something?
Uzun süredir ilk defa geçen hafta onunla karşılaştım.I met him last week for the first time in ages.
"Günaydın. Bugün biraz geç kaldın, değil mi?" "Evet, biraz sorunla karşılaştım.""Good morning. You're a bit late today, aren't you?" "Yes, I ran into a bit of trouble."
Erken sabah karşılama masasında ilk kimin gideceğine karar vermek için kura çektik.We drew lots to decide who would go first at the early morning reception desk.
Seninkiyle karşılaştırınca benim arabam küçük.Compared to yours, my car is small.
Ben ona yüzüne karşı tekrar bakamayacağım.I'll never be able to look him in the face again.
Bu yazılımı derlerken bazı sorunlarla karşılaşıyorum.I'm having some problems compiling this software.
O, Bay West'i karşılamak için havaalanına geliyordu.He was coming to the airport to meet Mr West.
O Bay West'i karşılamak için havaalanına gidiyordu.He was on the way to the airport to meet Mr West.
Kimin evi sizinkinin karşısındadır?Whose house is across from yours?
Geçen gün onunla karşılaştığımda, o benim ebeveynlerimi sordu.When I met her the other day, she asked about my parents.
Onunla karşılaşır karşılaşmaz, onu sevmeye başladım.I started liking Mary as soon as I met her.
Onunla karşılaştığım anda ona âşık oldum.I fell in love with her the moment I met her.
O, 30 dakika içinde karşı tarafa vardı.She got to the other side in 30 minutes.
Soğuğa karşı korunmak için ağır bir palto giyiyordu.She was wearing a heavy coat to protect against the chill.
Babasıyla karşılaştırıldığında, basiretten yoksundur.Compared to his father, he lacks insight.
Erkek kardeşi ile karşılaştırıldığında, o çok akıllı değil.Compared to his brother, he's not so wise.
Olabildiğince tuhaf, o ölü olduğu söylenilen biriyle karşılaştı.As strange as it may be, he met with somebody who is said to be dead.
O bana karşı nazik.He's kind to me.
Onun söylediğine karşıyım.I'm opposed to what he said.
Şimdi canım onunla karşılaşmak istemiyor.I don't feel like meeting her now.
Onunla hiç karşılaşmadım.I've never met her.
Onunla her karşılaşmamda, babam aklıma geliyor.Every time I meet him, I think of my father.
Onun beklentilerini karşılayamadımI couldn't meet his expectations.
Hiçbirimiz onun fikirlerine karşı çıkmadık.None of us are opposed to his ideas.
Hiçbirimiz onun düşüncelerine karşı değildik.None of us are opposed to her ideas.
Biz otobüs terminalinde kazara onlarla karşılaştık.We met them by accident at the bus terminal.
Chicago Cubs 1908'den beri şampiyonluk karşılaşmalarını kazanmadı.The Chicago Cubs have not won the World Series since 1908.
Geçen hafta Kyoto'da Meg ile karşılaştım.I met Meg in Kyoto last week.
Bir gün onunla karşılaşacağımı sanmıyorum.I don't think I'll ever meet him.
Onunla ilk kez ne zaman karşılaştığımı hatırlamıyorum.I don't remember the first time I met him.
Mihaela ile her sabah metroda karşılaşırız.I meet Mihaela every morning at the subway.
Bir sabah, o, caddede beklenmedik şekilde onunla karşılaştı.One morning, she unexpectedly met him on the street.
Bunu onunla karşılaştırırsan, hangisi daha iyi?If you compare this to that, which is better?
Onunla son karşılaştığımızdan beri kısa bir süre oldu.It's been a while since we last met.
Kahkaha kibire karşı tek tedavidir ve kibir gülünebilir tek hatadır.Laughter is the only cure against vanity, and vanity is the only laughable fault.
Hah, senin 'yasak büyüler'in bana karşı işlemeyecek!Hah, your 'forbidden magics' aren't going to work with me!
Allah aşkına, ona karşı nazik ol.For the love of God, be kind to him.
Başka bir gezegenden biriyle karşılaşsanız ne yaparsınız?What would you do if you met a person from another planet?
Fazla paramız olmamasına karşın ben bu resmi satın almak istiyorum.Although we don't have much money, I want to buy this painting.
O bana karşı çok kibardı.He's been so nice to me.
Umarım karşımızda kimse oturmaz.I hope no one sits in front of us.
Ya bizimlesin ya da bize karşısın.You are either with us, or against us.
Bu aile bana nezaket ve içtenlikle karşıladı.This family gave me a warm welcome.