Jishuku'nun karşısında uçtu.He flew in the face of Jishuku.
O, onun fikirlerini nasıl karşıya koyacağını bildi.He knew how to put his ideas across.
O her zaman karısına karşı doğru olduğunu söylüyor.He says he has always been true to his wife.
Arabasını yeni modelle karşılaştırdı.He compared his car to the new model.
O, onun neye karşı olduğunu bulmaya çalıştı.He tried to find out what he was up against.
O, efendisinin öfkesi karşısında geri çekildi.He recoiled before his master's anger.
O, kanıtla karşı karşıyaydı.He was confronted with the evidence.
Yeni evini yangına karşı sigorta ettirdi.He insured his new house against fire.
İnsanlar ona karşı geldiği zaman o sinirlenmek eğilimindedir.He tends to get angry when people oppose him.
Irk ayrımcılığına karşı mücadele etti.He fought against racial discrimination.
O, standartları karşılamıyordu.He didn't meet the standards.
O, her zaman bana karşı naziktir.He's always been kind to me.
O, nehrin karşı tarafında yaşıyor.He lives across the river.
O, karşı takıma katıldı.He joined the opposing team.
O, derhal karşılık verdi.He retorted immediately.
O başkalarına karşı nazik olmamı söyledi.He told me to be kind to others.
O pek çok zorluklar karşısında başarılı oldu.He succeeded in the face of many difficulties.
O tembel insanlara karşı çok serttir.He is very hard on lazy people.
O,herkese karşı sevimlidir.He's nice to everybody.
Herkese karşı çok samimiydi.He was very friendly to everybody.
Göletin karşı tarafından bana seslendi.He called me from across the pond.
Akıntıya karşı yüzmeye çalıştı.He tried to swim against the tide.
Yolda onunla karşılaşmaktan kaçındı.He avoided meeting her on the way.
O, tam yolun karşısında yaşıyor.He lives just across the road.
O, tekellere karşıydı.He was opposed to monopolies.
Monopoliye karşı. Monopoliye karşıydı.He was opposed to monopolies.
Zor bir sorunla karşı karşıyadır.He is faced with a difficult problem.
O, onlara karşı çok nazikti.He was very kind to them.
O,bir hafta önce onunla karşılaştığını söyledi.He said that he had met her a week before.
O, ona karşı çok samimi.He is very friendly to her.
Onunla karşılaştığını söyledi, bu bir yalandı.He said that he had met her, which was a lie.
O ona karşı kibar mı?Is he nice to her?
O, ona karşı nazik değil.He is not kind to her.
O ona karşı önyargılıdır.He is prejudiced against her.
O, onu yalnız bırakarak caddenin karşısına koştu.He ran across the street, leaving her alone.
O, babasına karşı küstahtı.He was impertinent to his father.
Sanki onun benimle karşılaşmaktan çekindiğini hissettim.I felt as if he shrank from meeting me.
O beni benim sağlığıma karşı dikkatsiz olmama karşı uyarıda bulundu.He cautioned me against being careless of my health.
O, sıkıntıya karşı gerçekten duyarsız.He is really dull to hardship.
İrademe karşı beni gönderdi.He made me go against my will.
Üstlerine karşı saygıyla davranır.He behaves respectfully toward his superiors.
O, arkadaşlarına karşı cömerttir.He is generous to his friends.
Baştan çıkarmaya karşı dayanıklıdır.He is proof against temptation.
O beklenmedik bir engelle karşılaştı.He met an unexpected obstacle.
Onların karşılaşmaları kaçınılmazdı.It was inevitable that they would meet.
Beni sıcak karşıladılar, bu yüzden evimde gibi hissettim.They welcomed me warmly, so I felt at home.
Onlardan birkaçı tasarıya karşı.Several of them are opposed to the bill.
Onların sıcak karşılamaları beni mutlu etti.The warmth of their welcome made me happy.
Ben onların evindeyken bana karşı çok naziktiler.They were very kind to me when I was at their house.
Onların çoğu bize karşı naziktiler.Many of them were kind to us.
Onlar karşılıklı ilgi alanları konusunda sizinle konuşmak istiyorlar.They want to talk to you about areas of mutual interest.
Diktatöre karşı mücadele ettiler.They struggled against the dictator.
Onlar Darwin'in evrim teorisine karşı çıkıyorlar.They opposed Darwin's theory of evolution.
Yeni arabayı eskisiyle karşılaştırdılar.They compared the new car with the old one.
Onlar birbirlerine karşı üstünlük sağlamak için çok uğraştılar.They tried very hard to gain an advantage over one another.
Onlar, caddenin karşısındaki yeni komşuları ile arkadaş oldular.They have made friends with their new neighbors across the street.
Onlar bana karşı çok nazik.They are very kind to me.
Onlar bana karşı nazikti.They were very kind to me.
Onlar benim önerime kuvvetle karşı çıkıyorlar.They are strongly opposing my proposal.
Onlar sadece kamuoyundan korktukları için projeye karşı çıkmadılar.They didn't oppose the project just because they feared public opinion.