Fakir insanlara karşı her zaman cömerttir.He is always generous to poor people.
Bana karşılığında bunu verdi.He gave me this in return.
O, Hristiyanlığa karşı ön yargılı.He's biased against Christianity.
O bana bir parça pastaya karşılık bir portakal verdi.He gave me an orange in exchange for a piece of cake.
Hayatında hiç böyle bir ikilem ile karşılaşmamıştı.Never in his life had he encountered such a dilemma.
O, tamamen şans eseri Sam ile karşılaştı.He met Sam purely by chance.
Böyle bir tehlike karşısında sakin kaldı.He remained calm in the face of such danger.
O, atletizm karşılaşmasına katıldı.He took part in the athletic meeting.
Plana karşı olduğunu açıkladı.He made it clear that he was against the plan.
O plana karşı çıktı.He opposed the plan.
O, yeni plana karşı.He is opposed to the new plan.
O savaş karşıtı bir gösteriye katıldı.He took part in the anti-war demonstration.
O, taklitini orijinali ile karşılaştırdı.He compared the imitation with the original.
Gittiği her yerde karşılandı.He was welcome wherever he went.
Partide bana karşı çok nazikti.He was very kind to me at the party.
O bir hataya karşı kibardır.He is polite to a fault.
O başkalarının dinsel inançlarına karşı hoşgörülüdür.He is tolerant in religious belief of others.
Onun toza karşı allerjisi var.He is allergic to dust.
O, ayrıca hayvanlara karşı naziktir.He was also kind to animals.
O, etrafındakilere karşı naziktir.He is kind to those around him.
O, zorluklarla karşılaştığında nadiren pes eder.He rarely gives in, confronted with difficulties.
Daha çok çalışmazsa pozisyonunu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır.He is in danger of losing his position unless he works harder.
O, arkadaşlarına karşı zorbalık yapardı.He used to bully his friends.
O, kazara istasyonda İngilizce öğretmeniyle karşılaştı.He met his English teacher at the station by accident.
O evini yangına karşı sigortaladı.He insured his house against fire.
O, ailesiyle karşılaşır karşılaşmaz gözyaşlarına boğuldu.No sooner had he met his family than he burst into tears.
O, bize onu yapmamıza karşı tavsiyede bulundu.He advised us against doing it.
O bize karşı kibirliydi.He is arrogant toward us.
Benimle ne zaman karşılaşsa arabası hakkında övünür.Every time he meets me, he brags about his car.
Onlar istilacılara karşı ülkelerini savundular.They defended their country against the invaders.
O, soğuğa karşı çok duyarlıdır.He is very sensitive to cold.
Bir karşılama konuşmasını yanıtladı.He responded to a speech of welcome.
Tehlike karşısında cesurlaştı.He became brave in the face of danger.
O, tehlike karşısında cesaret gösterdi.He showed courage in the face of danger.
O,eve giderken Sammy Davis, Jr ile karşılaştı.He met Sammy Davis, Jr. on his way home.
O size karşı nazik midir?Is he kind to you?
Onun size karşı bir kini var.He has a grudge against you.
O asla ebeveynlerine karşı gelmez.He never goes against his parents.
O, buna karşın geçmedi.He didn't pass after all.
Buna karşın haklıydı.He was right after all.
Oradaki insanlar tarafından sıcak karşılandı.He was welcomed by the people there.
O bir trafik kazası ile karşılaştı.He met with a traffic accident.
Onun en kötü ihtimale karşı hazırlanması gerekiyor.It is necessary that he prepare for the worst.
Dün öğleden sonra beni karşılamaya geldi.He came to meet me yesterday afternoon.
Onun cinayet gizemlerine karşı marazi bir düşkünlüğü vardır.He has a morbid fondness for murder mysteries.
O, çocuklarına karşı sertti.He was severe with his children.
O, çocukları sokakta oynamaya karşı uyardı.He warned the children against playing in the street.
Hayatımda karşılaştığım ilk aktördü.He was the first actor I had met in my life.
Caddenin karşı tarafında karşımızda yaşar.He lives across the street from us.
O bana karşı iyi bir koca.He is a good husband to me.
O bana karşı çok nazik.He is very kind to me.
Bana karşı saldırgan bir tavır takındı.He assumed an aggressive attitude toward me.
O bana karşı bir kin besliyordu.He bore a grudge against me.
O, ona karşı naziktir.He is kind to her.
O, bana karşı dürüstçe davrandı.He acted fairly toward me.
O, bana karşı çok samimidir.He is very friendly toward me.
O bize karşı çok samimidir.He is very friendly to us.
O, her yerde sıcak karşılandı.He was welcomed everywhere.
O bana her defasında karşı çıkar.He opposes me at every turn.
O, bazen beni karşılamak için gelir.He comes to meet me sometimes.