Dükkandan çıkar çıkmaz öğretmenimle karşılaştım.I had no sooner left the shop than I met my teacher.
Kır yaşamı,şehir yaşamıyla karşılaştırıldığında çok huzurludur.Country life is very peaceful in comparison with city life.
Büyük bir şehirde hırsızlığa karşı çok dikkatli olun.Beware of thefts in a big city.
O zaman, ülkemiz ciddi ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalmıştır.At the time, our country was confronted with serious economic difficulties.
Şirketimizin ilk önceliği, müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamaktır.Our company's first priority is meeting our customers' needs.
Hayvanlara karşı zalim olmayın.Don't be cruel to animals.
Hayvanları karşı acımasız olmamalısın.You ought not to be cruel to animals.
Meslektaşlarım beni çok sıcak karşıladı.My colleagues welcomed me very warmly.
Onlar yollarını kaybetme ihtimaline karşı yanlarında bir harita taşıdılar.They carried a map with them in case they should lose their way.
Caddenin karşısındaki dükkanı denemek zorunda kalacaksın.You'll have to try the store across the street.
Caddeden karşıya geçerken neredeyse bana bir araba çarpıyordu.Crossing the street, I was nearly hit by a car.
Yoldan karşıya geçerken arabalara dikkat et.Look out for cars when you cross the road.
Gizli servis onu saldırıya karşı koruyor.The secret service guards him against attack.
Ateşe ateşle karşılık vermek zorundayız.We've got to fight fire with fire!
Aniden karşımıza bir ayı çıktı.Suddenly a bear appeared before us.
Japonya'daki satışlar Avrupa'dakilerle karşılaştırıldığında küçüktür.The sales in Japan are small in comparison with those in Europe.
Japonya'da biriyle karşılaştığında başla selamlamak uygundur.In Japan, it is proper to bow when you meet someone.
Japon shogi satranca karşılık gelir.Japanese shogi corresponds to chess.
Japonya nüfusunun yaşlanmasına karşı koymaya çalışıyor.Japan is trying to cope with the aging of its population.
Pazar günleri çalışmaya karşıyız.We are against working on Sundays.
Bir kedi bir direğe karşı pençelerini biliyordu.A cat was sharpening its claws against a post.
Kedilerin gözleri ışığa karşı çok duyarlıdır.Cats' eyes are very sensitive to light.
Yaşlılara karşı saygılı olmalıyız.We should be considerate to the old.
O dul ve emeklidir ve birçok zorluklarla karşı karşıyadır.She's a widow and a pensioner, and faces many hardships.
Her ihtimale karşı yiyecek bir şey al.Have something to eat just in case.
Her ihtimale karşı bir film çekelim.Let's take an X-ray just in case.
İsyancılar yolun karşısında bir barikat yaptı.The rebels made a barricade across the road.
Sana karşı bir şey söyleme arzum yoktu.I had no desire to say anything against you.
Onun gelme ihtimaline karşı hazır olsan iyi olur.You had better be ready in case he comes.
O, ebeveynlerine karşı çıkmış olamaz.He cannot have gone against his parents.
Ben onunla karşılaşmadım.I haven't met him.
O, onunla karşılaşır karşılaşmaz göz yaşlarına boğuldu.As soon as she met him, she burst into tears.
Birkaç ortamda onunla karşılaştım.I met him on several occasions.
Daha önce onunla karşılaşmadım.I haven't met him before.
Yaklaşık öğleyin onunla karşılaştım.I met him about noon.
Günün birinde onunla karşılaşacağım.I will meet him some other time.
Onunla karşılaşma yoksa üzülürsün.Don't cross him or you'll regret it.
Ona karşı gelmeyin.Don't oppose him.
Ona karşı tavrım değişti.My attitude towards him changed.
Onu geç kalmaya karşı uyardım.I cautioned him against being late.
Onun arzularına karşı çıkma.Don't go against his wishes.
Onun konuşması coşkulu alkışlarla karşılandı.His speech met with enthusiastic applause.
Onu evi caddenin karşı tarafında.His house is on the opposite side of the street.
Onun evi postanenin tam karşısında.His house is just across from the post office.
Onun evi nehrin karşı tarafında.His house is across the street.
Onun evi caddenin karşısındadır.His house is across the street.
O, kopyayı orijinali ile karşılaştırdı.He compared the copy with the original.
Onun yeni kitabı tatminkar bir alışla karşılaştı.His new book met with a favorable reception.
Yenisiyle karşılaştırıldığında benim arabam külüstür gözüküyor.My car looks shabby in comparison with his new one.
Onunla karşılaştırıldığında şanslıyım.I am fortunate compared with him.
Onun gelişi sevinçle karşılandı.His arrival was greeted with cheers.
Onun sözlerini şüphe ile karşılaşan iyi olur.You'd better take his words with a grain of salt.
O ihtiyaçlarını karşılamak için bir karıya ve iki küçük çocuğa sahiptir.He has a wife and two young children to provide for.
Bütün servetine karşın, o çok mutlu değildir.For all his wealth, he is not very happy.
Yarın ağır siklet şampiyonu ile karşılaşacak.He will fight the heavyweight champion tomorrow.
O sizinle karşılaşmak için hevesliydi.He was anxious to meet you.
O, karşı koyamayacak kadar çok yaşlıydı.He was too old to resist.
O beni karşılamak için sandalyesinden kalktı.He rose from his chair to welcome me.
O, her zaman bana karşı cana yakındır.He is always friendly to me.
O her zaman hayvanlara karşı naziktir.He is always kind to animals.