İnsan kendine karşı dürüst olmalı.One ought to be true to oneself.
İnsanlar kıyafetleriyle karşılanır, fikirleriyle uğurlanırlar.Don't judge a man by his clothes.
İnsana da aşırı sıcaklıklara karşı koruyucu cihazlar verilmektedir.Man, too, has been given protective devices against extreme temperatures.
Prensesi karşılamak için bayraklar salladılar.They waved flags to welcome the princess.
İnsanlar yoksulluğa karşı mücadele etti.People struggled against poverty.
Hayat çoğu kez bir yolculukla karşılaştırılıyor.Life is often compared to a voyage.
Hayat çoğu zaman bir dağa tırmanmakla karşılaştırılmıştır.Life has often been compared to climbing a mountain.
Hayat çoğu zaman bir yolculukla karşılaştırılır.Life is often compared to a journey.
Suni deri gerçeğiyle karşılaştırılamaz.Artificial leather can't compare with the real thing.
Her durumda, atletik karşılaşma düzenlenecek.Rain or shine, the athletic meet will be held.
Dürüstlük her zaman karşılığını vermez.Honesty doesn't always pay.
Öğrenciler öğretmenlerine karşı saygılı değildiler.The students were not respectful towards their teacher.
Geçen ay onunla karşılaştığımı unuttum.I forgot that I met her last month.
Ben geçen Pazar Hanako ile karşılaştığımda, üç gün önce döndüğünü söyledi.When I met Hanako last Sunday, she said she had returned three days before.
Geçen hafta partide Mary ile karşılaştım.I ran into Mary at a party last week.
Öğretmeni hemen tanıdım; çünkü onunla daha önce karşılaşmıştım.I recognized the teacher at once, because I had met him before.
Öğretmen benim şiirimi onunkilerden biri ile karşılaştırdı.The teacher compared my poem with one of his.
Bir öğretmen öğrencilerine karşı adil olmalı.A teacher must be fair with his students.
Öğretmen ödevimi sınıfın karşısında okumamı istedi.The teacher asked me to read my paper in front of the class.
Geçen gün böyle bir yerde benimle karşılaştığın için şaşırmış olmalısın.You must have been surprised to meet me in such a place the other day.
Geçen gün hoşlanabileceğin bir kitapla karşılaştım.The other day I came across a book that you might like.
Geçen gün parkta karşılaştığım kızla tekrar karşılaştım.I met again the girl who I had met in the park the other day.
Geçen gün şehirde eski bir erkek arkadaşımla karşılaştım.I ran across an ex-boyfriend of mine in town the other day.
Geçen gün caddede onunla karşılaştım.I met him on the street the other day.
Geçen gün onunla karşılaştığımda ailemin sağlığını sordu.She asked after my parents' health when I met her the other day.
Onunla daha önce karşılaştığım için onu bir kerede tanıdım.Having met him before, I recognized him at once.
Diğerlerine karşı onun tarafını seçmeye karar verdim.I decided to take his side against the others.
Öğrenci birliği yeni kurallara karşı çıkıyor.The student body is opposed to the new rules.
Karşılıklı anlayış, barışı sağlar.Mutual understanding makes for peace.
Ayakların tabanları, sıcağa ve soğuğa karşı duyarsızdır.Soles of the feet are insensitive to heat and cold.
Köylüler ziyaretçilerine karşı nazikti.The villagers were kind to their visitors.
Köylülerin her gelene karşı bir önyargısı vardı.The villagers had a bias against any newcomer.
Tüm köy onları karşılamaya çıktı.The whole village came out to welcome him.
Başkalarına karşı nazik olmalısın.You must be kind to others.
Diğerlerine karşı kibar olmalısın.You should be kind to others.
Birçok ülkenin uyuşturuculara karşı sıkı yasaları vardır.A number of countries have strict laws against drugs.
Çoğu müşteri tüketim vergisine karşı çıktı.Many consumers rose up against the consumption tax.
Güneşle karşılaştırıldığında dünya küçüktür.The earth is small compared with the sun.
O, büyük tehlike karşısında sakindi.He was calm in the face of great danger.
Halk diktatöre karşı ayaklandı.The masses rose against the dictator.
General düşman kampına karşı bir saldırı başlatmaya karar verdi.The general decided to launch an offensive against the enemy camp.
Bir çoğunluk tasarıya karşı oy verdi.A majority voted against the bill.
Komitenin çoğunluğu plana karşı idi.The majority of the committee were against the plan.
Çoğu Japon, vergi artışına karşı çıktı.Most Japanese opposed a tax increase.
Planıma kim karşı çıkarsa çıksın, onu uygulayacağım.Whoever opposes my plan, I will carry it out.
Yeni plana karşı çıkan başkaları var mı?Does anyone oppose the new plan?
Onun onu sevdiğini herkes bilir ve karşılıklı olarak.Everybody knows that he likes her and vice versa.
Herkes ona karşı çıktı fakat buna rağmen Sally ve Bob evlendiler.Everyone opposed it, but Sally and Bob got married all the same.
Herkes yeni kıza karşı cana yakındı.Everyone was friendly to the new girl.
Bir adamı bir kadınla karşılaştırmamalısın.You must not compare a man with a woman.
Haritadaki mavi çizgiler nehirlere karşılık gelir.The blue lines on the map correspond to rivers.
Bütün kasaba ziyaretçiye içten bir karşılama yaptı.The whole town accorded a hearty welcome to the visitor.
Nagano 42 'ye karşı 46 oyla Salt Lake City'yi yendi.Nagano beat Salt Lake City by 46 votes to 42.
Onunla caddede karşılaştım.I met him in the street.
Caddenin karşı tarafında bir kilise vardır.There is a church across the street.
Caddeden karşıya geçerken bir kaza gördüm.When I was crossing the street, I saw an accident.
O, caddenin karşı tarafında.It's across the street.
Sokakta yürürken, eski bir arkadaşımla karşılaştım.Walking along the street, I met an old friend of mine.
Erkek kardeşim ona karşı samimidir.My brother has been friendly to him.
Ne olursa olsun, seni karşılamak için istasyona geleceğim.Rain or shine, I will come to meet you at the station.