Onunla ilk karşılaştığım günü asla unutmayacağım.I will never forget the day when I first met him.
Ona karşı dürüst oldum.I have been honest with him.
Onunla bir yerde karşılaştığımı hatırlıyorum.I remember that I met him somewhere.
Ona karşı hiçbir kötü niyet taşımıyorum.I bear him no malice.
Ona karşı teklif verdim.I bid against him.
Yüzüne karşı onun bir korkak olduğunu söyledim.I called him a coward to his face.
Onun beklentilerini karşılayamadım.I could not come up to his expectations.
İyiliğinin karşılığında ona bir hediye verdim.I gave him a present in return for his favor.
Ben onun sahtekarlığına karşılık veremem.I can't answer for his dishonesty.
Ben onların taleplerini karşılayamam.I cannot meet their demands.
Onu karşılamak için havaalanına gittim.I went to the airport to meet him.
Onu Tokyo İstasyonunda karşıladım.I met him at Tokyo Station.
Onunla amcam William'ın öldüğü yıl karşılaştım.I met her the year that my uncle William died.
Neredeyse onunla hiç karşılaşmadım.I almost never met her.
Ona karşı derin bir şefkate sahibim.I have a deep affection for her.
Onun misafirperverliğine karşılık olarak ona bir demet gül verdim.I gave a bunch of roses to her in return for her hospitality.
Onun nezaketinin karşılığında ona bir hediye verdim.I gave her a present in return for her kindness.
Onunla Tokyo İstasyonunda karşılaştım.I met her at Tokyo Station.
Hatta babama karşı onu destekledim.I supported her even against my father.
Arkadaşlarımdan herhangi biriyle karşılaşmadım.I didn't meet any of my friends.
Vardığımızda bizi içten karşıladılar.They gave us a hearty welcome when we arrived.
Bizim planımıza çoğunluk tarafından karşı çıkıldı.Our plan was objected to by the majority.
Bizim şehir Tokyo ile karşılaştırıldığında oldukça küçük.Our city is rather small in comparison with Tokyo.
Aptalca sorular sorduğumuzda bile öğretmenimiz bize karşı sabırlı.Our teacher is patient with us even when we ask silly questions.
Üstün düşman saldırılarına karşı ne kadar dayanabiliriz?How long can we hold out against the superior enemy attacks?
Tesadüfen istasyonda karşılaştık.We happened to meet at the station.
Profesörün İngilizce konuşabilmesini doğal karşıladık.We all took for granted that the professor could speak English.
Tehlikeye karşı kendimizi koruduk.We protected ourselves against danger.
Birbirimize karşı ciddi şekilde konuştuk.We talked seriously to one another.
Biz beyzbol takımı üyelerini karşılamak için bayrakları salladık.We waved flags to welcome members of our baseball team.
Yağmur yağsa bile karşılaşma yapılır.The game will be held even if it rains.
Geç kalma ihtimaline karşın acele et.Make haste in case you are late.
Doğanın yasalarına karşı gelemezsiniz.You can't go against the laws of nature.
Sürücüler kazalara karşı her zaman uyanık olmalılar.Drivers should always be on their guard against accidents.
Gençler yaşlılara karşı kibar olmalılar.The young should be kind to the old.
Etrafındakilere karşı kibar ol.Be kind to those around you.
Oturanların yarısından fazlası plana karşı çıkıyor.More than half the residents are opposed to the plan.
Bire karşı on o başkan seçilecek.Ten to one he will be elected chairman.
Beni karşılamak için geldiğiniz için teşekkür ederim.Thank you for coming to meet me.
Beni karşılamaya geldiğin için teşekkürler.Thank you for coming to meet me.
Mevcut olanların hepsi plana karşıydı.Those present were all against the plan.
Mongolia'da tesadüfen onunla her yerde karşılaştım.I ran across her in Mongolia, of all places.
Kopyasını orijinali ile karşılaştırın.Compare the copy with the original.
Baylar, karşılamada birkaç söz söylemem için bana izin verin.Gentlemen, allow me to say a few words in greeting.
Yardımı karşılığında onu akşam yemeğine çıkardım.I took him out to dinner in return for his help.
Küçük hayvanlara karşı kibar ol.Be kind to little animals.
Köylüler hükümdara karşı ayaklandılar.The peasants rose up in rebellion against the ruler.
Çocuk ve amcası masada birbirleriyle karşı karşıya geldi.The boy and his uncle faced each other across the table.
Bu delil bana karşı.The evidence was against me.
O delil ile karşı karşıya geldiğinde, suçlu olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı.When he was faced with the evidence, he had to admit that he was guilty.
Hava korsanların taleplerini karşılayamıyoruz.We cannot meet the demands of the hijackers.
Kale nehrin karşısındadır.The castle is across the river.
Şans bize karşı.The odds are against us.
Ormanda, iki yabancı ile karşılaştı.In the woods, she met with two strangers.
Bir beyefendi diğerlerine karşı her zaman kibardır.A gentleman is always kind to others.
Ebeveynlerine karşı saygılı olmalısın.You should be respectful to your parents.
Biriyle ilk defa karşılaştığında,konuşmayı hafif sürdür.When meeting a person for the first time, keep the conversation light.
İnsan cildi sıcaklık değişikliklerine karşı çok duyarlıdır.Man's skin is very sensitive to temperature changes.
Hepimiz hata yapmaya karşı yükümlüyüz.We are all liable to make mistakes.
İnsanlar nükleer silahlara karşı protesto ediyor.People are protesting against nuclear weapons.