karışma ile cümle

karışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Küçükler ve kadınlar söze karışmaz.Мішки і жінки - не мало значення.
Bazı akçe tahtaları üzerinde sayılan paraların, sayılmayan paralarla karışmaması için ayrı bir kısım bulunur.У середнього візка колісні пари не пов'язані між собою.
İnsanların özel işlerine karışmaz.Ми не втручаємося в чуже приватне життя.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.І міняти нічого не збираюсь.».
Buna karışmaman gerekirdi.Тобі не варто у це втручатися.
Zaten daha önce de karışmazdım.A ještě nikdy předtím se nezmýlila.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.Nenakupuju, nic nesháním."
Eğitimin karışması.Poruchy učení.
Yaşamak için durup düşünmek ve sorun üretmek yerine hayata karışmayı salık verir.Joe raději zavře oči, jako by řešil problémy, které přináší život.
Türkiye'nin asker sorunu: Ey asker, siyasete karışma!.Turecko varuje občany: Pozor na nepřátelské Němce, nebavte se o politice.
Hiçbir deha yoktur ki içine biraz delilik karışmamış olsun.Nu există niciun viciu social care poate să-i poată fi pus în cârcă...
Ancak Aşağı Sorbca tarihe karışma tehlikesiyle karşı karşıyadır.Sărăcia este asociată cu riscul de suicid.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.Nu mă întorc"”.
Aslında ABD'nin Vietnam'daki iç savaşa karışması konusunda isteksizdi.De fapt, Spania nu avea nici un interes să atragă SUA în conflict.
Artık analog yayın tarihe karışmaktadır.Serviciul de cablu analogic este încă oferit.
Tom karışmak istemiyordu.Tom nu a vrut să se amestece.
Tom kavgaya karışmak istemiyordu, fakat başka seçeneği yoktu.Tom nu a vrut să se amestece în dispută, dar nu a avut de ales.
O tür bir şeye karışmak istemem.Nu vreau să fiu implicat în așa ceva.
Yasa dışı faaliyetlere karışmam.Nu mă implic în activități ilegale.
İnsanların arasına karışmaktan hoşlanmıyorum.Nu-mi place să mă amestec printre oameni.
İnsanların arasına karışmaktan hoşlanmıyorum.Nu-mi place să socializez.
Kafası karışmak kolaydır.Este ușor să devii confuz.
Zaten daha önce de karışmazdım.Korábban még nem játszottak egymással.
İnsanların özel işlerine karışmaz.Ne keverd az üzletet a nőkkel.
Devlet işlerine pek karışmadı.Nagyon keveset foglalkozott a kormányügyekkel.
Türkiye'nin asker sorunu: Ey asker, siyasete karışma!.Katona, Mátyás: Ne viccelj vele!
Hiçbir yere gitmedim, hiçbirşeye karışmadım.Nem társalkodott, nem érintkezett senkivel.
Zaten daha önce de karışmazdım.Koskaan aikaisemmin en ollut kyennyt keskittymään.
1621 yılında aynı bölgenin temsilcisi olana dek aktif siyasete karışmaz.Seurakunnan seuraava kirkko valmistui samalle paikalle vasta vuonna 1621.
Sadece var olan şeylerin karışması ve ayrılması vardır.Mitkä asiat yhdistävät ja erottavat puolueita.
Halbuki hiçbir eyleme karışmadım.En ole harrastanut yhdyntää.
Afgan hükümetinden yetkililer, Pakistan istihbarat ajansı ISI'yi olaylara karışmakla suçladı.Intia syytti tästä terroriteosta Pakistanin tiedustelupalvelua.
Ancak Aşağı Sorb dili tarihe karışma tehlikesiyle karşı karşıyadır.Kieltä uhkaa puhujamäärän väheneminen.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.Minä en enää palaa."
Mesela, abim bir parti falan kurdu, ben karışmazdım.Minulla oli yksi veli ja yksi sisar, mutta en halua puhua siitä.
Geminin yakıtının da sarsıntı nedeniyle açığa çıkıp bunlara güvertede karışması nedeniyle bir parlama oluştu.Tuli kuitenkin levisi myös itse alukseen ilmeisesti sen kannella olleen polttoaineen syttymisen vuoksi.
Mendel genetiğinin keşfinden önce, karışmalı kalıtım isimli hipotez, yaygın bir görüştü.Ennen Mendelin perinnöllisyyskokeita, yksi yleinen hypoteesi oli perinnöllinen sekoittuminen.
Tom okurken ona karışma.Älä häiritse Tomia kun hän lukee.
Diğer insanların işlerine karışmayın.Älä puutu toisten asioihin.
Mısır tanrıları doğanın düzenine olduğu gibi insanların yaşamlarına da karışmaktaydılar.Οι θεοί των Αιγυπτίων είχαν ανάμειξη στις ανθρώπινες ζωές όπως και την ευρύτερη τάξη της φύσης.
5 Ekim 2005'te Calvi'nin öldürülmesine karışmakla suçlanan beş kişinin yargılanmasına Roma'da başlandı.Στις 5 Οκτωβρίου του 2005,η δίκη των 5 κατηγορουμένων για τη δολοφονία του Κάλβι ξεκίνησε στη Ρώμη.
2008 yılında kadar siyasete karışmamış ve hatta bir şekilde seçmen olarak kayıtlı olmamıştır.Μέχρι το 2008, ο Κάρτες δεν ασχολούνταν με την πολιτική, ενώ δεν ήταν καν εγγεγραμμένος ψηφοφόρος.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.Δε θα συμμετέχω σε αυτό."
İnsanların özel işlerine karışmaz.Δεν απασχολούν τα media με τη προσωπική τους ζωή.
Artık analog yayın tarihe karışmaktadır.Άρα, η παραγοντοποίηση είναι πλέον γνωστή.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.Det kan vi ikke blande os i".
Zaten daha önce de karışmazdım.Han havde ikke tidligere været sat i forbindelse med sagen.
Karl Albrecht, kendini toplum hayatına pek karışmadığından hakkında çok az şey biliniyor.Theo Albrecht var en meget privat person, og man kender ikke meget til hans privatliv.
Zoey'nin onun hayatına karışmasını hiç sevmez.Jens er ikke glad for sit liv.
Devlet işlerine pek karışmadı.Hun var ikke særlig interesseret i regeringsanliggender.
Bazı akçe tahtaları üzerinde sayılan paraların, sayılmayan paralarla karışmaması için ayrı bir kısım bulunur.Eller en helt anden slags penge, som man måske ikke kender møntfoden på.
Dinî kurumların siyasete karışması yasaktır.Politikerne skulle ikke blandes ind i pengepolitikken.
Mesela, abim bir parti falan kurdu, ben karışmazdım.Her blev altså holdt en fest for de nye roere; men en dåb var der ikke tale om.
Onun dışında Valide Sultanlar genellikle siyasete karışmazlardı.I tillegg lå medlemmene ofte langt fra ham politisk.
Zaten daha önce de karışmazdım.Dette hadde aldri blitt gjort tidligere.
Onların münasebetsizce işe karışmaları hem Etrüskleri hem de Fenikelileri kuşkulandırdı.Akibatnya, hubungan mereka diliputi oleh permusuhan dan kecurigaan.
Bir soy gaz olarak ksenon işlem lambalarında meydana gelen kimyasal reaksiyonlara karışmaz.Sebagai gas mulia, xenon tidak mengganggu reaksi kimia dalam lampu.
Zaten daha önce de karışmazdım.Kami tidak pernah melakukan hal itu sebelumnya.
G. Németh'e göre,Bulgar (Bulganmak/Bulanmak) “karışmak” anlamına gelmektedir.Dalam bahasa Ryukyu, "chanpuru" berarti "campur aduk".
Mendel genetiğinin keşfinden önce, karışmalı kalıtım isimli hipotez, yaygın bir görüştü.Trước khám phá của Mendel về di truyền, một giả thiết từng phổ biến là sự di truyền pha trộn.

İlgili Sayfalar