karışma ile cümle

karışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Nero, Seneca'nın da desteği ile annesinin kişisel ilişkilerine karışmasına engel oldu.Nero, cùng với sự hậu thuẫn của Seneca, đã bất tuân lệnh bà trong chuyện cá nhân ông.
Halbuki hiçbir eyleme karışmadım.Tôi không ủy thác bất cứ thứ gì.
Sarayda hiç kimse devlet işlerine karışmayacaktı.Không ai trong cung điện đã có thể giải mã ý nghĩa của nó.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.Sở không được tham mưu gì cả."
22 Şubat 1937 günü Milletler Cemiyeti; Karışmazlık Komitesi yabancı gönüllülerin savaşa katılımını yasakladı.1937年2月22日、国際連盟スペイン不干渉委員会は、スペイン内戦における外国人兵士の参加を禁止した。
Devlet işlerine pek karışmadı.国政とはほとんど関係が無い。
Eğitimin karışması.教育的関係。
2008 yılında kadar siyasete karışmamış ve hatta bir şekilde seçmen olarak kayıtlı olmamıştır.2008年までカルテスは政治には関係を持ったことがなく、有権者登録さえ行っていなかった。
Bulgar (Bulganmak/Bulanmak) “karışmak” anlamına gelmektedir.「バルジ」は「膨らみ」という意味。
Çünkü bu üç türün arasında birçok karışmalardan oluşan melezler bulunur.これにより、三々入りから多くの定石が生まれている。
Zaten daha önce de karışmazdım.前にはこれほどには思わなかったのにだ。
Artık analog yayın tarihe karışmaktadır.現在は直猶心流鎖鎌術が併伝されている。
Ancak Jack'in yaptığı keşifle işler karışmaya başlar.捜査に協力することにしたジャックは捜査を開始。
Mesela, abim bir parti falan kurdu, ben karışmazdım.こころとはクラスメイトだが、関わらないようにしていた。
Sadece var olan şeylerin karışması ve ayrılması vardır.一体が分身して登場することもある。
Mısır tanrıları doğanın düzenine olduğu gibi insanların yaşamlarına da karışmaktaydılar.人間 神々が自らの姿を模して物質界に創造した種族。
Afgan hükümetinden yetkililer, Pakistan istihbarat ajansı ISI'yi olaylara karışmakla suçladı.阿富汗解放组织成员指责巴基斯坦三军情报局参与了这起谋杀事件。
O halde onlar doğmayı karışma, yok olmayı ise ayrılma olarak adlandırsalar iyi ederler."由於牠們沒有鳴管,故其叫聲只限於咕嚕聲及嘶嘶聲。
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.因此,對你們這些問題我們不能不干涉」。
Fakat gerçek, Trey'in gerçekten pis işlere yeniden karışmakta olduğudur.甚至,再度找回弗洛伊德无意识之真理。
Bunun nedeni gündüze kıyasla hava tabakalarının birbirleri ile daha az karışmasıdır.這和該國空氣污染較少且日照時間較長有關。
Devlet işlerine pek karışmadı.她不涉及國家事務。
Asuma, sakin bir kişidir ve eğer gerekli değilse başka işlere karışmaz.是個認真做事、埋頭苦幹的人,但對需要分門別類的東西並不在行。
Zaten daha önce de karışmazdım.그리고 아직 한번도 등장하지 않았다.
Sarayda hiç kimse devlet işlerine karışmayacaktı.정부 기관들에서는 아무도 우리를 도와주지 않았다.
İnsanların özel işlerine karışmaz.부하의 임피던스는 관계없다.
Fakat gerçek, Trey'in gerçekten pis işlere yeniden karışmakta olduğudur.트램웨이는 다시 한 번 실제 효율성에 대한 논쟁을 불러 일으켰다.
"Boşluğa Karışmak, Kaybolmak, Ölmek..."אני רוצה להסתתר, להעלם, להיות מוגן...
Devlet işlerine pek karışmadı.העדיף להתרחק מעיסוק בענייני ציבור.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.אני לא הייתי מעורב בהדחה".
İnsani tabiatı ve Tanrı tabiatı tek bir kişilikte birleşirler fakat karışmazlar.כעת נשמתו וגופו של אל מתאחדים, אך לא בעולם האמיתי.
İki ülke arasında içişlerine karışmama ve saldırmazlık paktı imzalandı.היו לכאורה צריכים להתחלק בין שתי מדינות עוינות.
Fakat zaman geçtikçe durumlar karışmaktadır.עם הזמן העניינים מסתדרים.
Zoey'nin onun hayatına karışmasını hiç sevmez.באופן כללי נראה כי סטיוארט אינו מרוצה מחייו .
Küçükler ve kadınlar söze karışmaz.Мъжки и женски състави не се смесват.
Bir soy gaz olarak ksenon işlem lambalarında meydana gelen kimyasal reaksiyonlara karışmaz.Като такъв, той не пречи на химичните реакции, протичащи в работещата лампа.
İki farklı halkın birbiriyle karışması sonucu dini inanç ve geleneklerde birbirine karışmıştır.С началото на комунистическите своеволия се свързват и два други гряха, спрямо народната вяра и традиция.
Money in the Bank'te AJ Styles, The Club'ın maça karışmasından sonra John Cena'yı yenmişti.На Договорът в куфарчето, Ей Джей Стайлс побеждава Джон Сина след като Клубът се намесват.
Halbuki hiçbir eyleme karışmadım.В никакви политически работи не съм участвал.
İçine pis suların karışması tehlikelidir.Плуването създава опасност от навлизане на вода в торбата.
Mesela, abim bir parti falan kurdu, ben karışmazdım.Moji su me vršnjaci zvali u igru, ali ja se nisam odazivao.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.Ne miješam se."
Küçükler ve kadınlar söze karışmaz.Moja supruga i djeca se slažu s ovim.
Hiçbir deha yoktur ki içine biraz delilik karışmamış olsun.I nitko u sastavu nije ustao da zaustavi to ludilo ...
Aslında ABD'nin Vietnam'daki iç savaşa karışması konusunda isteksizdi.Kritizirao je i američko miješanje u Vijetnamski rat.
Halbuki hiçbir eyleme karışmadım.Vodstvo BiH ništa ne poduzima.
Onların münasebetsizce işe karışmaları hem Etrüskleri hem de Fenikelileri kuşkulandırdı.Mjere se dijele na jednostavne (dvodobna i trodobna mjera), složene i mješovite.
İnsani tabiatı ve Tanrı tabiatı tek bir kişilikte birleşirler fakat karışmazlar.Toto spojenie človeka a Boha ale neznamená splynutie v jedno bytie.
Fakat gerçek, Trey'in gerçekten pis işlere yeniden karışmakta olduğudur.Po uzdravení sa Reid znova tvári, že je všetko v absolútnom poriadku.
Işığın tersine, boya olarak beyaz hiçbir renkle karışmamalıdır.V žiadnom farebnom variante však nesmie prevažovať biela.
İnsanların özel işlerine karışmaz.V osobnom živote sa jej nedarilo.
İngilizcenin bu değişik türleri karışmaya ve değişmeye başladı.Začala sa venovať učeniu anglického jazyka a malej zmene vizáže.
Halbuki hiçbir eyleme karışmadım.Na akcijo sploh nisem bil pripravljen.
Hiçbir yere gitmedim, hiçbirşeye karışmadım.Nisem se nagibal na nobeno stran.
Bir soy gaz olarak ksenon işlem lambalarında meydana gelen kimyasal reaksiyonlara karışmaz.Kot žlahtni plin, ne posega v kemijske reakcije, ki se dogajajo med delovanjem svetilke.
Zaten daha önce de karışmazdım.Anksčiau jis ten niekados nesilankydavęs.
Aslında ABD'nin Vietnam'daki iç savaşa karışması konusunda isteksizdi.Pasmerkė Jungtinių Valstijų įsitraukimą į Vietnamo karą.
Karl Albrecht, kendini toplum hayatına pek karışmadığından hakkında çok az şey biliniyor.Karlas Albrechtas viešuomenėje nesirodė, apie jį mažai yra žinoma.
İçine pis suların karışması tehlikelidir.Gresiant pavojui jie neria į vandenį.
Mesela, abim bir parti falan kurdu, ben karışmazdım.Tikėjausi atsilaikyti ilgose partijose, bet to neatsitiko.

İlgili Sayfalar