karışma ile cümle
karışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yaşamak için durup düşünmek ve sorun üretmek yerine hayata karışmayı salık verir.Debe luchar para permanecer con vida y resolver el misterio.
G. Németh'e göre,Bulgar (Bulganmak/Bulanmak) “karışmak” anlamına gelmektedir.En gaélico escocés brìgh significa "médula" y "poder".
Tom'un karışmamasını istedim.Non volevo che Tom interferisse.
Kid Kash ve Dallas arasında geçen maça karışmasıyla maç sonuçsuz kaldı.Il match finì in un no-contest quando Kid Kash e Dallas interferirono.
Sürekli çirkinliğiyle alay eden halkın içine karışmaktan hiç hoşlanmaz.No!», esclamata ogni volta che vuole negare un favore a qualcuno.
Victory Road etkinliğinde Styles, Flair'ın maça karışmasına rağmen Hardy'yi bire bir mağlup etti.A Victory Road, Styles batte Hardy, nonostante le interferenze di Flair.
(Sıvı halde karışmazlık) Kristalleşen minerallerin eriyiği terk etmesi.È proprio qui che sbloccano i pezzi dei Minikit.
3 Aralık'ta kemer maçına çıktı ama Kid Kash'in maça karışması nedeniyle kemeri alamadı.Il 3 dicembre, tenta un nuovo assalto al titolo, ma perde a causa delle interferenze di Kid Kash.
Hayat kadınları son birkaç aydır kayıplara karışmaktadır.Durante l'ultimo ventennio la società fu coinvolta in alcune disavventure.
Zaten daha önce de karışmazdım.Non l'avevo mai fatto prima.
Zoey'nin onun hayatına karışmasını hiç sevmez.Jo non è molto interessata al motivo per cui lotta.
Fakat zaman geçtikçe durumlar karışmaktadır.Ma, come sempre, le situazioni si complicano.
İşlerine karışmaya niyetim yok.Я не имею никакого намерения вмешиваться в ваши дела.
1917 yılında diğer mahkumların arasına karışmasına izin verildi.В 1931 году был обвинён в связях с меньшевиками.
Ancak eşinin ölümünden sonra politikaya karışmaya başladı.После смерти жены он решил погрузиться в политику.
Zaten daha önce de karışmazdım.А ведь раньше не испытывал с этим никаких проблем.
Dışarı çıkarken bana 'görüşürüz' dedi, ben de kendisine 'kimseye karışma' diyerek espriyle yaklaştım.Он переспросил меня, пойдет ли он со мной, и выглядел очень довольным, когда я сказал ему „да“».
İnsanların özel işlerine karışmaz.В чужое дело входишь!
Onların münasebetsizce işe karışmaları hem Etrüskleri hem de Fenikelileri kuşkulandırdı.И он хочет, чтобы это же делали и другие: вступали , во всём сомневались, раздвигали границы.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.«Не отступая ни перед чем».
Hayat kadınları son birkaç aydır kayıplara karışmaktadır.Несколько месяцев возлюбленные были счастливы.
Money in the Bank'te AJ Styles, The Club'ın maça karışmasından sonra John Cena'yı yenmişti.На Money in the Bank (2016) Эй Джей Стайлз победил Джона, после вмешательства The Club.
Karl Albrecht, kendini toplum hayatına pek karışmadığından hakkında çok az şey biliniyor.نتيجة لعزل كارل ألبريشت نفسه عن الحياة العامة، فلا يعرف عنه إلا القليل.
İnsanların özel işlerine karışmaz.لم تتدخل في العلاقات العائلية للناس.
2008 yılında kadar siyasete karışmamış ve hatta bir şekilde seçmen olarak kayıtlı olmamıştır.كان كارتس حتى عام 2008 غير مشارك في الحياة السياسية، ولم يكن مسجلًا في كشوف الناخبين.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.اذْهَبِي وَلاَ تُخْطِئِي أَيْضًا».
Fakat gerçek, Trey'in gerçekten pis işlere yeniden karışmakta olduğudur.و بذلك يمكن القول بأن ثيودريك استطاع توحيد ممالك القوط من جديد.
Burada karışmayan sıvılar katmanlara ayrılır (aşağıda su, üstünde çözücü olarak).سِقَايَة الحاج: سَقْيُهُم الماء يُنبَذ فيه الزبيب، وهي من مآثر قريش.
Sheamus'un maça karışmasıyla maçı kaybetti.كانت مباراة متوسطة فاز فيها شيموس.
Aslında ABD'nin Vietnam'daki iç savaşa karışması konusunda isteksizdi.ولكنه في الواقع عارض علانيةً التدخل الأمريكي في فيتنام.
Kid Kash ve Dallas arasında geçen maça karışmasıyla maç sonuçsuz kaldı.A luta terminou sem vencedor quando Kid Kash e Dallas interferiram.
2008 yılında kadar siyasete karışmamış ve hatta bir şekilde seçmen olarak kayıtlı olmamıştır.Até 2008, Cartes não estava envolvido na política e nem sequer era registrado como eleitor.
İnsanların özel işlerine karışmaz.Não se envolver em assuntos humanos.
Mısır tanrıları doğanın düzenine olduğu gibi insanların yaşamlarına da karışmaktaydılar.Deuses egípcios estavam envolvidos nas vidas humanas, bem como na ordem geral da natureza.
Karl Albrecht, kendini toplum hayatına pek karışmadığından hakkında çok az şey biliniyor.Pouco se sabe sobre Karl Albrecht, porque ele retirou-se entretanto da vida pública.
Ertesi hafta Stephanie McMahon, Bayley'den, Banks'in maça karışmasından dolayı kemeri geri vermesini istedi.Na semana seguinte, Stephanie McMahon disse a Bayley para devolver o título devido à interferência de Banks.
Devlet işlerine pek karışmadı.Não percebo nada dos negócios do governo.
Böylece Parlamento'nun devlet ve hükümet işlerine karışmasını biraz olsun önlemeyi hedef almıştı.Ele parecia preocupado apenas em evitar um golpe de estado contra si e seu governo.
Maçın sonunda McIntyre, maça karışmaya yeltense de Ambrose, McIntyre'a Dirty Deeds yaptı.No final da luta, como McIntyre tentou interferir, Ambrose aplicou um Dirty Deeds no mesmo.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.Eu não interfiro."
"Boşluğa Karışmak, Kaybolmak, Ölmek..."Hei de torcer até morrer, morrer, morrer...
Nero, Seneca'nın da desteği ile annesinin kişisel ilişkilerine karışmasına engel oldu.Nero, apoiado por Sêneca, resistiu a que a sua mãe interviesse na sua vida privada.
Sadece var olan şeylerin karışması ve ayrılması vardır.Agora só há um que você tem que alimentar e evoluir.
Aslında ABD'nin Vietnam'daki iç savaşa karışması konusunda isteksizdi.Ele estava preocupado em envolver os Estados Unidos numa guerra terrestre na Ásia.
Osmanlı İmparatorluğu, Hindistan'daki Müslüman devletlerin iç işlerine karışmayı reddetti.A França se recusou a cooperar com a República Islâmica do Irã.
Kid Kash ve Dallas arasında geçen maça karışmasıyla maç sonuçsuz kaldı.De match eindigde in een no-contest toen Kid Kash en Dallas zich in de match bemoeiden.
Devlet işlerine pek karışmadı.Hij hield zich niet meer bezig met staatszaken.
İçine pis suların karışması tehlikelidir.In stromend water kan dat gevaarlijk zijn.
Hayat kadınları son birkaç aydır kayıplara karışmaktadır.De slachtoffers kwamen tijdens de laatste maanden van de oorlog om het leven.
Sığınaktaki insanlar için sık sık ruhların arasına karışmak zorunda kalmıştır.In Vogeldorp werd de opzichteres dikwijls te bemoeizuchtig gevonden door de bewoners.
Mendel genetiğinin keşfinden önce, karışmalı kalıtım isimli hipotez, yaygın bir görüştü.Przed odkryciem genetyki mendlowskiej popularną hipotezą było mieszanie się cech.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.Nie chcę być z tym związany".
Zaten daha önce de karışmazdım.Nigdy wcześniej nie była wzmiankowana.
Ablası Karisma Kapoor'dur.Jego partnerką jest Kareena Kapoor.
Money in the Bank'te AJ Styles, The Club'ın maça karışmasından sonra John Cena'yı yenmişti.Na Money in the Bank AJ Styles pokonał Johna Cenę dzięki interwencji reszty członków The Club.
Hiçbir yere gitmedim, hiçbirşeye karışmadım.Wywiad: Do niczego się nie naginam.
Fakat bu sefer de Venedik'liler Filistin'deki işlere karışmaya başladılar.W dodatku siły weneckie wdały się w walkę z Mediolanem.
Ablası Karisma Kapoor'dur.Syster till skådespelerskan Karisma Kapoor.
Bir soy gaz olarak ksenon işlem lambalarında meydana gelen kimyasal reaksiyonlara karışmaz.I egenskap av ädelgas så stör den inte de kemiska reaktionerna i lampan.
Mesela, abim bir parti falan kurdu, ben karışmazdım.Обіку відчував себе частиною команди й не намагався всіляко виділитися.