karışma ile cümle

karışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Aralarında bir engel vardır; birbirinin sınırını aşıp karışmazlar.With an interstice between them which they cannot cross.
De ki: Onlar hakkında yapacağınız bir ıslah, işlerine karışmamaktan daha hayırlıdır.Say: 'To set their affairs aright is good.
Yetimleri de soruyorlar. De ki: Onların hallerini düzene koymak, işlerine karışmamaktan hayırlıdır.On this world and the hereafter.
KFOR olaya hiç karışmadı." dedi.KFOR was not involved at all," Novicki told SETimes.
Kosova polisi KFOR'un kuzeydeki eylemlerine karışmadı.Kosovo police are not involved in KFOR actions in the north.
Ancak Tadiç, kilisenin işine karışmaya çalıştığını derhal yalanladı.However, Tadic quickly denied he was trying to interfere with church business.
Bir diğer kaygı da, kader kurbanlarıyla azılı suçluların birbirine karışmasına izin vermemek.An additional concern is not allowing the mixing of situational with hard core criminals.
Radovanoviç, "Karışma olursa, şiddet suçları ilkinin yerini alır." dedi."If mixing occurs, violent criminalisation takes place of the former," Radovanovic said.
Hiseni Sırbistan'ı da ülkesinin içişlerine "karışmaya son vermeye" çağırdı.He urged Serbia to "stop interfering" in his country's internal affairs.
Sanıklardan biri olan İvan Grkiç, "O kavgaya karışmadım."I was not involved in that fight.
Tadiç: Sırbistan BH müzakerelerine karışmayacakTadic says Serbia will not interfere in BiH talks
Politikaların birbirine karışmasının bir diğer kaynağı da, komünizmin çöküşüdür.Another origin of policy amalgamation is the death of communism.
Erdoğan'dan Türk ordusuna: Siyasete karışmayınErdogan to Turkish army: stay out of politics
Burada karışmayan sıvılar katmanlara ayrılır (aşağıda su, üstünde çözücü olarak).Here, the immiscible liquids separate into layers (water below and solvent above it).
Toplanır renk karışmasıAdditive color mixing
("Gaz halinde" faz, başka bir karışmayan sıvı faz ile değiştirilebilir. )(The "gaseous" phase could be replaced by another immiscible liquid phase.)
Basit ideler duyulardan girer ve basittir ve karışmazlar.Simple ideas enter by the senses, and they are simple and unmixed.
Rus hükûmeti duruma karışmak veya müdahale etmekle ilgili suçlamaları reddetti.The Russian government denied accusations of being involved or of interfering in the situation.
Hiçbir şey onu başkalarının aşk hayatlarına karışmaktan daha fazla mutlu edemez.Nothing delights her more than meddling in the love lives of others.
Ben daha fazla karışmadım.I wasn't involved any more.
Hyde, çeşitli kamuya açık şakalara ve internet aldatmacalarına karışmasıyla tanınır.Hyde is known for his involvement in several public pranks and internet hoaxes.
Ceraon, şarabın suyla karışmasını izler.Ceraon, who watched over the mixing of wine with water.
Belarus ise ABD'yi içişlerine karışmakla suçladı.Belarus, in turn, has accused the United States of interfering in its internal affairs.
Tekrar tekrar ırkçılığı teşvik etmek ve şiddet eylemlerine karışmakla suçlandı.It has been repeatedly accused of promoting racism and being involved in acts of violence.
Cobb'un Xander'ı öldürme nedenleri açıktır; Deckert'in planlarına karışmasını istemiyor.Cobb's motives for killing Xander are obvious; he doesn't want him to interfere in Deckert's plans.
Fetus ölümü yenidoğan sepsisi (bebeğin kanına mikrop karışması)Fetal death Neonatal sepsis
Karışmak istemeyen Zeus görevi Truvalı Paris'e verdi.Not wanting to get involved, Zeus assigned the task to Paris of Troy.
Darbeye karışmaya inkâr etmiş olsa da isyancıları övmüştür.Obwohl er es bestreitet, wird er zu den Rebels gezählt.
Kimsenin ibadetine, inancına karışmayacaksın.Doch weder Hassert noch die Vorgesetzten glauben ihr.
Attila'nın Galya istilasına (451) mümkün olduğunca karışmamaya çalıştılar.Am Angriff des Hunnen Attila auf Gallien (451) scheint er nicht teilgenommen zu haben.
Hertvis, Gürcüce'de Hevi (vadi veya dere) ile irtvis (karışma, birleşme) kelimelerinden oluşur.Darüber geraten sie sich im wahrsten Sinne des Wortes in die Haare (und Toupet).
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.In bin an keinem beteiligt».
Hiçbir yere gitmedim, hiçbirşeye karışmadım.Ich habe dabei nicht übertrieben, habe nichts beschönigt.
İsrail iç politikasına karışmazken, İsraile politik destek verdi.In seinen politischen Äußerungen lehnt er sich eng an die israelische Politik an.
Çünkü bu üç türün arasında birçok karışmalardan oluşan melezler bulunur.Von solchen Intervallen gibt es unendlich viele.
İnsanların özel işlerine karışmaz.Il n'intervient pas dans la vie des hommes.
Kid Kash ve Dallas arasında geçen maça karışmasıyla maç sonuçsuz kaldı.Le match finit en no-contest après une interférence de Kid Kash et Dallas.
Eğitimin karışması.Mixité de l'éducation.
Halbuki hiçbir eyleme karışmadım.Je ne nie pas certaines actions.
Baron Corbin'in maça karışmasıyla Miz, kemerini korumuş oldu.C'est finalement Baron Corbin qui décroche la mallette.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.Moi, je refuse de participer à ça ».
Hiçbir yere gitmedim, hiçbirşeye karışmadım.Je ne pouvais pas m’accommoder, avec rien.
Nero, Seneca'nın da desteği ile annesinin kişisel ilişkilerine karışmasına engel oldu.Néron résista à l'intervention de sa mère dans ses affaires personnelles.
Zaten daha önce de karışmazdım.On ne m'a jamais confronté.
Küçükler ve kadınlar söze karışmaz.Là aussi les hommes et les femmes ne se mêlent pas.
Sarayda hiç kimse devlet işlerine karışmayacaktı.À l'époque aucune loi ne consacre le droit de l'État d'intervenir dans le secteur.
Kuzeyliler iki ana topluluğun birleşip karışmasından oluşmuştur.Les Hommes du Nord étaient composés de deux groupes principaux.
İlk Fitne döneminde Müslümanlar arasında başgösteren ayrılıklara ve mücadelelere karışmamaya çalıştı.Il croyait que la première étape importante était la lutte contre la confusion régnant chez les musulmans.
5 Ekim 2005'te Calvi'nin öldürülmesine karışmakla suçlanan beş kişinin yargılanmasına Roma'da başlandı.El 5 de octubre de 2005, el juicio de las cinco personas acusadas del asesinato de Calvi comenzó en Roma.
Küçükler ve kadınlar söze karışmaz.Mujeres y negocios no se mezclan.
Dinî kurumların siyasete karışması yasaktır.Los líderes religiosos, sin embargo, fueron advertidos de no inmiscuirse en la política.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.«No volveremos atrás».
Burada karışmayan sıvılar katmanlara ayrılır (aşağıda su, üstünde çözücü olarak).El agua la adquirían por medio de pozos cavados por ellos mismos.
Birçokları olduğu gibi sekiz karışmaz sıvı gözlenmiştir.Se han observado hasta ocho fases líquidas inmiscibles.
İnsani tabiatı ve Tanrı tabiatı tek bir kişilikte birleşirler fakat karışmazlar.Naturaleza y razón en cada caso forman un estado de emergencia si no están relacionados entre sí.
Ancak Aşağı Sorbca tarihe karışma tehlikesiyle karşı karşıyadır.Esto ya supone de por sí un bajo riesgo de contagio.
Zaten daha önce de karışmazdım.Nunca antes había esquiado.
Halbuki hiçbir eyleme karışmadım.No podía controlar mis actos.
İnsanların özel işlerine karışmaz.No se puede inmiscuir en asuntos de terceros.
Victory Road etkinliğinde Styles, Flair'ın maça karışmasına rağmen Hardy'yi bire bir mağlup etti.En Victory Road derrotó a Hardy en un combate individual a pesar de las interferencias de Flair.

İlgili Sayfalar