karışık ile cümle
karışık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Başlangıçta Burton, önceki filme dair karışık duyguları olduğu için devam filmini yönetmeyi istemedi.Burton isprva nije htio režirati nastavak zbog podijeljenih mišljenja o prethodnom filmu.
Diğerlerinde bakteriyel veya karışık enfeksiyon vardı.Postoje cjepiva protiv različitih virusnih i bakterijskih zaraznih bolesti.
Bu durum karışıklık çıkarmaktaydı.Sve je to prouzrokovalo nered.
Albümün kendisi, Witness, 9 Haziran 2017'de yayımlandı ve eleştirmenlerden karışık eleştiriler aldı.Album je izašao 10. studenog 2017. godine i osvojio je samo dobre recenzije.
Bu karışıklığın sebebi hiç kuşkusuz kaynaklarda yeterli bilgi bulunmayışıdır.O tome razdoblju zbog nedostatka izvora ima vrlo malo sigurnih podataka.
Albüm karışık eleştiriler aldı.Album je uglavnom dobio miješane kritike.
One of the Boys, 17 Haziran'da piyasaya sürüldü ve müzik eleştirmenlerinden karışık eleştiriler topladı.One of the Boys vyšiel 17. júna a stretol sa so zmiešanými reakciami kritikov.
Müzik eleştirmenlerinden karışık geri dönüşler aldı ve dünya genelinde 5,7 milyondan fazla kopya sattı.Dostal zmiešané recenzie od kritikov a odvtedy sa predalo cez 5,7 miliónov kópií.
Hindistan'ın dilsel durumu ise biraz karışıktır.Jazyková situácia v Tibete je dosť zložitá.
Eleştirmenlerden karışık tepkiler alan film, ABD'de $30 milyon hasılat yaptı.Film získal od kritikov zmiešané recenzie, ale v USA zarobil cez 30 miliónov dolárov.
Lee ve Moody iyi arkadaşlar olduğu için bu birtakım karışıklıklara yol açtı.Toto bolo trocha mätúce, keďže Moody a Lee vyhlásili, že sú najlepšími priateľmi.
Almanya'da durum karışıktı.Konalo sa v Nemecku.
Kudüs karışık bir şehirdir.Jeruzalem je sväté mesto.
Alman seferberliği Fransızların karışıklık ve gecikmeler içindeki durumuna tezattı.Medzi francúzskymi jednotkami vtedy vypukla panika a neporiadok.
Ancak yukarıda anlatıldığı gibi karışık bir işlemi vardır.Preto hovoríme o kooperatívnom jave v zmysle, ako bol vysvetlený vyššie.
Karışıklıktan sonra da evine gitti.Rozrušená následne odchádza domov.
Fakat bu kez ülke içinde iç karışıklıklar baş gösteriyordu.V krajine však pokračovali protesty, ktoré sa tento raz týkali vody.
Hancock, eleştirmenlerden karışık yorumlar aldı ve dünya genelinde 624,386,746 dolar kazandı.Film získal pozitívne recenzie od kritikov a bol kasovým trhákom, pričom celosvetovo zarobil 216 568 266 $.
Albüm, eleştirmenlerden karışık yorumlar aldı.Album sa však dočkal zmiešaných názorov kritikov.
Bu 1031-105 döneminde Bağdad devamlı karışıklık içinde bulunmakta idi.Počas Solu 3510 sa však všetko vrátilo do normálu.
Ancak bu bazı karışıklıklara da neden olur.V tomto dochádzalo i k nedorozumeniam.
Her biri bağımsız karışık ya da sadece sayılardan oluşabilir.Môže byť jednočlenný alebo niekoľkočlenný.
One of the Boys, 17 Haziran'da piyasaya sürüldü ve müzik eleştirmenlerinden karışık eleştiriler topladı.Album One of the Boys je izšel 17. junija 2008 in prejel v glavnem mešane ocene s strani glasbenih kritikov.
Ancak yukarıda anlatıldığı gibi karışık bir işlemi vardır.Ima zelo podobno vsebino kot prva verzija, opisana zgoraj.
Karışık ses: Gürültü: Periyodik olmayan düzensiz ses titreşimlerine gürültü denir.Nezaželen zvok imenujemo hrup.
Kıtalararası gerçekleşen bu ticaretin organizasyonu oldukça karışık ve zor olmuştur.Organizacija trans-kontinentalne trgovine je bila zahtevna in težka.
Zehiri ile öldürücü olabiliyor ve kendisinden korku ile karışık bir saygı ile bahsediliyordu.Sedaj lahko odide Kalaf, ponosen s svojo skrivnostjo.
İç karışıklıklar büyüdü.Ljudsko nezadovoljstvo pa je raslo.
Ama eleştiriler karışıktı.Kritiki so bili razdeljeni.
Bazı karışık bölgelerde askeri kumandanlar yönetimde daha fazla güç sahibiydi.V nekaterih bolj nemirnih regijah je bila oblast in uprava prepuščena vojaškim poveljnikom.
Listeler hemen hemen bütün partilerde karışıklıklara yol açtı.Kasiti so me skoraj ubili v lastni hiši.
Husçuların ileri gelenlerinin çoğunun kenti terketmelerine karşın, Prag'daki karışıklıklar devam etti.Čeprav so pomembni husiti zapustili Prago, so se težave nadaljevale.
Rus halkı arasındaki karışıklıklar Kanlı Pazar'ı izledi.Krvavi nedelji so sledili množični neredi.
Böylece Avrupa'da modern bilim, büyük bir karışıklık döneminde yeniden başladı.Hitro pa je zaostala, ko se je v Evropi po Renesansi začela razvijati moderna znanost.
Olimpiyatlar tarihinde Biatlon dalında ilk kez kadınlar, erkekler karışık bayrak yarışı koşulmuştur.Moških tekem na prvenstvu zaradi olimpijskih tekmovanj v biatlonu ni bilo, ženske pa so potekale prvič.
Barbier'nin sistemi çok karışık ve öğrenilmesi zordu zira askeriye tarafından da reddedilmişti.Barbierov sistem je bil za vojake pretežak, saj se ga niso mogli naučiti.
Bu nedenle geminin sağından geç emri yanlış bir emirdir ve karışıklıklara neden olabilir.Kapitan podmornice je slabo ocenil poškodbe na podmornici in zato prehitro dal ukaz za evakuacijo plovila.
Bu durum karışıklık çıkarmaktaydı.Dėl to kilo painiava.
Barbier'nin sistemi çok karışık ve öğrenilmesi zordu zira askeriye tarafından da reddedilmişti.Barbjė sistemą buvo pakankamai sudėtinga išmokti kareiviams ir ginkluotosios pajėgos jos atsisakė.
Gençliğinde Roma Ordusu'nda hızla yükseldi ve imparatorluğun en karışık sınırlarında görev yaptı.Būdamas jaunas jis kilo armijos rangais kovodamas kai kuriose ginčytinose Romos imperijos teritorijose.
1902'de karışık çiftler, 1907'de ise çift bayanlar karşılaşmaları eklendi.1902 m. ji grįžo į Nyderlandus, o 1907 m. pora oficialiai išsituokė.
Bölüm için karışık eleştiriler yapıldı.Dalys suskirstytos į skyrius.
Karışıklıklar bu dönemde de sürer.Toks sumaišymas būdingas tam laikmečiui.
Bundan dolayı ülkede iç karışıklıklar vardı.Neramumai buvo ir šalies viduje.
Requiem C minor karisik koro için.XIII a. Čiftės minareto medresė.
Hükümdarlığı Karışıklık Dönemi'ne denk gelmiştir.Jo valdymo metu imtasi gaivinti konfucianizmą.
Karanlık Gölgeler eleştirmenlerden karışık yorumlar aldı."Öö varjud" sai kriitikutelt lahknevaid arvamusi.
Bu karışıklığa sebep olabilir.See võib segadust tekitada.
Ancak yukarıda anlatıldığı gibi karışık bir işlemi vardır.Ja ometi on ettehoolde kord eksimatu, nagu ülal on näidatud.
Bu inhibisyon yarışmalı, yarışmasız veya karışık özellik gösterebilir.Taoline inhibeerimine võib minna kas konkureeriva, ebakonkureeriva või segainhibeerimise rada mööda.
2003 Avustralya Açık karışık çiftler finalinde oynadı.2003. aastal jõudis ta segapaarismängus Australian Openil finaali.
Karışık inhibisyonda, inhibitör ve substrat aynı zamanda enzime bağlanabilir.Konkureeriva inhibeerimise puhul ei saa substraat ja inhibiitor samaaegselt ensüümiga seotud olla.
Hükümdarlığı Karışıklık Dönemi'ne denk gelmiştir.Tema valitsemise ajal jätkus Segaduste aeg.
Kafa karışıklılığı birçok durumda ortaya çıkabilir.Intuitsioon võib avalduda erinevates situatsioonides.
Film karışık eleştiriler aldı.Film pälvis kriitikutelt vastuolulisi hinnanguid.
Bu da bazen karışıklığa yol açar.Sellega kaasneb tihti ka ebakindlus.
Farmakolojik panzehirler daha karışık etkileri olan maddelerdir.Trükitekstiilid on konkreetsemate kujunditega.
Albüm eleştirmenlerden "karışık veya ortalama" yorumlar aldı.Kriitikud andsid enamasti "neutraalseid või keskmisi hinnanguid".
Gelin almaya erkekli bayanlı olarak karışık gidilir."Pruutneitsid": S*tuvad naised vajavad harjumist.
Kadın-erkek karışık olarak oynar.Naiskond mängib Naiste Meistriliigas.