karışık ile cümle
karışık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çift Kadınlar ve Karışık Çiftler ise 1913'te eklenmiştir.Các cuộc thi đấu đôi nữ và đôi nam nữ được thêm vào năm 1913.
Film karışık tepkiler aldı fakat Jolie'nin performansı övüldü.Bộ phim nhận nhiều ý kiến tích cực lẫn phê bình, nhưng vai diễn của Jolie thì rất được khen ngợi.
Karışık balık faunasını içeren çoğu su ekosistemi TDS seviyelerini 1000 mg / l'e kadar tolere edebilir.Hầu hết các hệ sinh thái thủy sinh như các loại cá có thể chịu được mức TDS 1000 mg / l.
Spielberg, Schindler'in öyküsünden şaşkına dönmüş halde, şakayla karışık, gerçek olup olmadığını sormuştur.Spielberg, kinh ngạc khi biết câu chuyện về Schindler, đã hỏi đùa rằng đây có phải là truyện thật không.
Japonya karışık bir dönemdedir.Nhưng lúc đó Nhật Bản đang trong thời kỳ bất ổn chính trị.
"Christmas Tree" eleştirmenlerden karışık tepkiler aldı."Christmas Tree" nhận được các đánh giá khác nhau từ các nhà phê bình.
19. yüzyılın başında, İspanya'da siyasi durum son derece karışıktı.Vào đầu thế kỷ thứ mười chín, đã có tình trạng bất ổn chính trị ở New Tây Ban Nha.
Riera bu ayrılık sonrası "Karışık duygular yaşıyorum."I'm sorry " mô tả tâm trạng sau một cuộc chia tay.
A Very Gaga Holiday yayımlandıktan sonra eleştirmenlerden karışık tepkiler aldı.Kể từ khi phát hành, A Very Gaga Holiday nhận được những phản hồi hai chiều từ giới phê bình.
Bu açıklamalarına şarkının sözlerinin de bir hayli karışık olduğunu eklemiştir.Ông cho rằng bài hát có lẽ đã hiển nhiên dính dáng tới nhiều thứ.
Karışık bir dildir.Đây là một ngôn ngữ phi thanh điệu.
Muhtemelen karışıklığın sebebi bu.Điều này có lẽ là do sự nhầm lẫn.
Filistinlilerin tepkisi karışık oldu.Philippines quá ca ngợi sự sụp đổ.
Novotná ayrıca 12 Grand Slam çift kadınlar ve 4 Grand Slam karışık çiftler şampiyonluğuna sahiptir.Cô cũng giành 9 danh hiệu Grand Slam đôi nữ và 1 Grand Slam đôi nam nữ.
Gerçek yaşamı daha karışık ve zordur."Cuộc sống vốn đa chiều và phức tạp.
Profesyonel mücadeleler tekler, çiftler ve karışık çiftlerden oluşan sahalarda gerçekleşecekti.Giải đấu sẽ bao gồm các tay vợt chuyên nghiệp trong các trận đấu đơn, đôi và đôi hỗn hợp.
Film karışık yorumlar aldı.Bộ phim nhận được phản hồi hỗn hợp.
Artan karışıklık ortamında Almanya 1 Eylül 1939'da Polonya'ya girdi.Đức xâm chiếm Ba Lan vào ngày 1 tháng 9 năm 1939.
Karşılamaya yönelik çabalar karışıklıklar doğurmuştur.Các cuộc tấn công có kết quả hỗn hợp.
Evin içi çok karışıktır.室内はかなり雑然としている。
Bu durum karışıklık çıkarmaktaydı.事態を混乱させた。
Ancak bu konudaki kelime karışıklığı halen devam etmektedir.しかしながら用語使用の混乱は依然と続いている。
El Cezire ve Irak'in karışıklıklar içinde olduğunu kendi gözü ile gördü.彼はエジプトの神話ではラーとオシリスに同一視された。
Karışıklık esnasında bir subayın silahı yanlışlıkla ateşlendi ve bir köylü kadını vurarak yaraladı.このとき、銃が誤射され、白人士官を射殺してしまった。
Freddie ile olan ilişlisi karışık görünüyor.フレディとは謎つながりで仲良し。
Alexandria'da 40 yılında bu kez Yahudiler ve Yunanlar arasında bir karışıklık çıktı.アレクサンドリアにおけるユダヤ人とギリシア人のあいだでの暴動が40年に再発した。
Bu karışıklıkta parti 2000 yılındaki parlamento seçimlerine de katılamadı.2001年の議会選挙でも社会党に及ばなかった。
Japonya karışık bir dönemdedir.日本はついに、困難な窮状へと陥った。
Garibaldi İtalya'ya 1848 devriminin karışıklığı içinde döndü.ガリバルディは、1848年の一連の革命騒動を聞きつけてイタリアへと帰国した。
Bu da bazen karışıklığa yol açar.だが、このような事情は時には混乱を引き起こすこともある。
ABD'de yorumlar daha karışıktı.アメリカでは熱狂的な書評が見られた。
Croc 2 çıktığında karışık-olumlu değerlendirmeler aldı.『MW2』がリリースされたとき、批判的な評価を受けた 。
Karışıklıklar bu dönemde de sürer.特急はこの時から通過となる。
İş çok karışıktı ve bunu çözebilecek kişi ortaya çıkacaktı.多くの解答パターンが存在し、解答者はそれを見つけていくことで容易に解けるようになる。
Gelin almaya erkekli bayanlı olarak karışık gidilir.新郎に口説かれるほどの美人。
Karışıklık Dönemi İçinde.一時混乱を招く。
Bu inhibisyon yarışmalı, yarışmasız veya karışık özellik gösterebilir.例えば、アロステリック阻害剤は競合的、非競合的、不競合的阻害を見せる可能性がある。
16 yaşında, bağımsız karışık kaseti üzerinde çalıştı.16歳にしてアニメーターデビューを果たした。
Karışık kökenli taşlarda da olabilir.不安説の中に含める場合もある。
Yasal sistem dışında kalan diğer konular oldukça karışıktır.法体系の外では、位置づけはさまざまである。
Leylekler eleştirmenlerden karışık ve olumlu eleştiriler aldı ve dünya çapında 182 milyon dolar kazandı.批評的にも商業的にも成功し、世界中で1億8,200万ドルをあげた。
Ancak karışık bir takımda 5'ten fazla erkek oyuncu bulunamaz.また、チームに入ってもチームメンバーが5名以上でなければ参加はできない。
Bu isim benzerliği bazı karışıklıklara yol açabilir.この名前の並べ方には若干混乱があるようである。
Babasına korkuyla karışık bir saygı duyar.父に対して複雑な感情を抱いている。
Bu tabakalarda da Neolitik Çağ’ın yontma taş aletlerinin bulunması bir karışıklık yaratmaktadır.爆縮過程でどのようにしてこのようなビームが作られるかはいまだに謎のままである。
Şu halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.你們要銘記真主的種種恩典,不要在地方上作惡。
Çift Kadınlar ve Karışık Çiftler ise 1913'te eklenmiştir.女子双打和混合双打在1913年加入。
Yasal sistem dışında kalan diğer konular oldukça karışıktır.法律以外的其他團體的取態不一。
200'den fazla karışık leke desenli cam doğal ışığı geçirir, bugün avizelerle desteklenmişlerdir.超過二百個設計精細的有色玻璃窗戶採納天然光線,現今則以吊燈輔助照明。
Spielberg, Schindler'in öyküsünden şaşkına dönmüş halde, şakayla karışık, gerçek olup olmadığını sormuştur.斯皮尔伯格对辛德勒的事迹感到震惊,还开玩笑地问这是不是真事。
Japonya karışık bir dönemdedir.時值日本大正時期。
Yasalar, II. Dünya Savaşı öncesi Avrupa ve Asya'da baskın olan karışık ortamın ürünüdür.這些法案是用以回應第二次世界大戰前在歐洲和亞洲日益混亂的局面。
Genel olarak farklı Ewald toplamı teklikleri farklı zaman karışıklıkları verir.不同的埃瓦尔德求和具有不同的时间复杂度。
Bölge, 1943 yılında çam ormanları, karışık ormanlar ve yoğun çalılıklarla kaplıydı.在1943年時該地區的大部分被松樹及混交林和厚厚的灌木叢覆蓋著。
Resim, Mareşal da bir tür kafa karışıklığı yarattı.防禦使是藩鎮司令官的一種,類似節度使。
Karışık bir aşk hayatı var.對昴抱有恋爱情结。
Hatice de ona saygı ile karışık bir ilgi duymaktadır.馬斯哈對她抱持著既尊敬又倚重的心情。
Kudüs karışık bir şehirdir.金斯敦是一个活跃的都市。
Din açısından ise Voltaire'in tutumları biraz karışıktır.因为阿斯塔的话语,记忆变得有点混乱。
Bu durum zaman zaman karışıklıklara yol açmaktadır.這現象偶而會造成一些困擾。