karışık ile cümle
karışık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ama eleştiriler karışıktı.Recenze byly smíšené.
Genel olarak karışık yorumlar aldı.Celkově byl přijat poněkud rozporuplně.
Gizemli ve karışık davaları çözmekle uğraşır.Všude tam řeší v zájmu spravedlnosti tajemné a zdánlivě neřešitelné záhady.
Bu cümle, eşadlı ve eşseslilerin nasıl karışık yapılar oluşturabildiğini göstermede sık sık kullanılır.Často se používá jako příklad, jak mohou být homonyma a homofony použity v komplikovaných konstrukcích.
Bu adlandırma bilim dünyasında birçok karışıklığa neden oldu.Nález vyvolal mnoho diskuzí ve vědeckém světě.
Bayburt'un engebeli arazisinin jeolojik yapısı oldukça karışıktır.Dřevěná sedadla bayreuthského divadla jsou pověstně nepohodlná.
Buffy'nin kafası hâlâ çok karışıktır.Buckleyi je poměrně složitý.
Bu arada ülkedeki karışıklık giderek güçlü bir hal almıştır.V zemi navíc stále více rostl neklid.
Çift Kadınlar ve Karışık Çiftler ise 1913'te eklenmiştir.Ženská a smíšená čtyřhra se pak koná od roku 1913.
Fakat bundan sonra Nijerya’da iç karışıklıklar başladı.Brzy však Palestina upadla do nových zmatků.
Bu isim benzerliği bazı karışıklıklara yol açabilir.Samotné jméno tohoto tvora může být příčinou nejasností.
Bu karışıklık içinde Eboli Carlos'la kaçmayı başarır.V nastalém zmatku uniká Carlos s princeznou Eboli.
Büyük bir sülale içerisinde sürü halinde, yerin altına kazdıkları karışık tünel sistemlerinde yaşarlar.Žijí většinu času pod zemí, kde si hloubí nory se složitými systémy tunelů.
Konstantinos'un hayatı ile ilgili gerçekler karışık ve konjektüre bağlıdır.Je v nich vylíčen život Konstantina a Metoděje.
Ancak bu gençlerin kafaları iyice karışıktır.Intelekt těchto dětí však není postižen.
Croc 2 çıktığında karışık-olumlu değerlendirmeler aldı.Starcraft II se dočkal velmi příznivých ohlasů u kritiky.
Başka bir deyişle, saf çiçek balı ve karışık bal.Vyznačuje se čistě bílými zvonkovitými květy s načervenalým kalichem.
Bu karışıklık sırasında II. Hisam Kurtuba'da tutuklu olarak kalmıştır.Hishama II. držel jako rukojmí v Córdobě.
Ancak Asarılar arasında karışıklık hâlâ devam etmektedir.Kaňon se mezitím nadále prohlubuje.
Bu konuyla ilgili için karışıklık kullanılan terminolojiden kaynaklanmaktadır.Jiným příkladem nesrozumitelnosti je použitá terminologie.
Gösteriler arasındaki kafa karışıklığı ve kararsızlık, hükümet cephesine de yansıyordu.Mezi davy diváků a v řídícím středisku nastal zmatek.
Örnekler oldukça karışıktır.Kukly jsou poměrně mrazuvzdorné.
Husçuların ileri gelenlerinin çoğunun kenti terketmelerine karşın, Prag'daki karışıklıklar devam etti.În ciuda plecării din oraș a multor husiți de frunte, tulburările din Praga nu au încetat.
E!'den Zach Johnson'a göre performans, medyadan karışık tepkiler aldı.Potrivit lui Zach Johnson de la E!, interpretarea a primit o reacție mixtă din partea mass-mediei.
Ardından gelen karışıklıkta üç ülke Üç İmparatorluk döneminde birbirlerine karşı üstünlük sağlamaya çalıştı.În criza care a urmat, trei state au încercat să câștige predominanță în perioada celor Trei Regate.
Karışık balık faunasını içeren çoğu su ekosistemi TDS seviyelerini 1000 mg / l'e kadar tolere edebilir.Majoritatea ecosistemelor acvatice care implică o faună mixtă de pește, pot tolera nivele TDS de 1000 mg/l.
Fakat uzay zaman bir bütün olarak daha karışıktır.Totuși, spațiul-timp, ca întreg, devine mai complicat.
The 20/20 Experience – 2 of 2, eleştirmenlerden karışık yorumlar almıştır.De la lansarea albumului, The 20/20 Experience – 2 of 2 a primit păreri mixte din partea criticilor muzicali.
Alexandria'da 40 yılında bu kez Yahudiler ve Yunanlar arasında bir karışıklık çıktı.Revoltele au izbucnit din nou în Alexandria în 40 între evrei și greci.
Ama eleştiriler karışıktı.Criticile au fost mixte.
Daha iyi sonuç almak içinse karışık indikatörler hazılanabilir.Prin creșterea nivelului acesteia, pot fi descoperite unități mai bune.
Bu sırada kraldan karışık haberler gelir.Aici vine regele să-i surprindă.
Ayrıca karışıklık ve mali problemlerle uğraşmaya devam etmiştir.Ea i-a tolerat adulterul și problemele financiare.
Birkaç bin kişi de karışık evliliklerden dünyaya gelmiştir.S-au inregistrat și numeroase căsnicii mixte.
Roma'da ortaya çıkan karışıklar dolayısıyla 1145de yeni papa III. Eugene bu beldede seçildi.Căderea Edessei în 1144 a dus la un apel pentru o nouă cruciadă emis de papa Eugen al III-lea în 1145 și 1146.
Saltanatı döneminde imparatorluk iç karışıklıklar ile çalkalandı.Probabil după prăbușirea regatului său, celții s-au amestecat cu tracii.
Fransa'daki iktisadi karışıklıkların çoğunu ırkların kirlenmesine yordu.Producția agricolă a fost atât de perturbată încât în mai multe raioane a izbucnit foametea.
Bu olaylar Hırisyiyanlar arasında karışıklığa yol açtı.Acest fapt a produs incerititudine în rândurile conspiratorilor.
Karışıklığa sebebiyet verir.Discrepanța poate crea confuzii.
Bu da karışıklıkların tam bir Yahudiler ayaklanmasına dönüşmesine neden oldu.Una din consecințele acestor tulburări a fost conversiunea masivă de evrei .
Karışık bir aşk hayatı var.O poveste emoționantă de dragoste.
Albüm karışık eleştiriler aldı.Albumul a primit critici mixte.
Şehirde Bulgarlar ve Türkler karışık olarak yaşarlar.Alături de greci, în regiune locuiesc și importante comunități turcești și bulgare.
Bu konuyla ilgili için karışıklık kullanılan terminolojiden kaynaklanmaktadır.În această privință, trebuie remarcată diferența de terminologie.
"Hatırla Sevgili'den Karışık Kaset'e koymayan var mı?".Ce se întâmplă dacă niciun antrenor nu apasă butonul pentru un concurent”.
Kuralsız Eleştirilerden karışık yorumlar aldı.We Are Not Alone a obținut recenzii mixte.
İki eski dost, şakayla karışık bir sohbete başlar.Cele 2 glume externe îmbracă o a treia glumă internă, membranoasă.
Olaylar daha karışık bir hal almaya başlar.Dificultăți pot apărea atunci când problema devine puțin mai complicată.
Bu durum, Dalí'nin küçük yaşta kendi kimliği konusunda karışıklık yaşamasına sebep oldu.Ea reușește să îl facă pe J.D. să își depășească îndoielile cu privire la diferența de vârstă dintre ei.
E!'den Zach Johnson'a göre performans, medyadan karışık tepkiler aldı.Az E! írója, Zach Johnson szerint a fellépés vegyes fogadtatást váltott ki a médiából.
Babasına korkuyla karışık bir saygı duyar.Mindezek következtében apja iránt félelemmel vegyes tisztelettel emlékezett vissza.
Albüm eleştirmenlerden "karışık veya ortalama" yorumlar aldı.Ez a honlap szerint „vegyes vagy átlagos” kritikának számít.
Ama eleştiriler karışıktı.A kritikák vegyesek voltak.
Genel olarak karışık yorumlar aldı.Összességében vegyes vélemények születtek.
Çift Kadınlar ve Karışık Çiftler ise 1913'te eklenmiştir.A női és a vegyes páros versenyeket 1913-ban vezették be.
Jamie Murray'la 2007 yılında Wimbledon'da karışık çiftlerde başarılı olmuştur.Jamie Murray-vel az oldalán 2007-ben wimbledoni győztes volt a vegyes páros kategóriában.
Kentin şu anki nüfusu, oldukça karışık bir etnik tablo sergiler.A város ma etnikailag nagyon vegyes képet mutat.
Korkuyla karışık bir saygı uyandırır.Félelemmel vegyes tiszteletet és csodálatot keltenek.
Bu adlandırma bilim dünyasında birçok karışıklığa neden oldu.Ezen állításaival sok vitát okozott a tudományos közösségen belül.
Hükümdarlığı Karışıklık Dönemi'ne denk gelmiştir.Az ő uralkodása vetett véget a zűrzavarok időszakának.