Açık bir kapsülün önünde duran biri anında ölür.אדם שיעמוד מול כמוסה לא מוגנת - ימות מיד.
Açık bir kapsülün önünde duran biri anında ölür.إذا وقف إنسان أمام كبسولة دون وقاية, قد يموت على الفور.
Açık bir kapsülün önünde duran biri anında ölür.その中から私は
Balonumun kapsülü tanıtıldığı zaman resmi olarak Washington'daki Hava ve Uzay Müzesinde,그러나 제 열기구가 워싱톤의 항공 우주 박물관에 공식적으로
Balonumun kapsülü tanıtıldığı zaman resmi olarak Washington'daki Hava ve Uzay Müzesinde,Şi când nacela balonului meu a intrat în mod oficial în Muzeul Aerului şi Spaţiului din Washington,
Balonumun kapsülü tanıtıldığı zaman resmi olarak Washington'daki Hava ve Uzay Müzesinde,וכשהקפסולה של הכדור הפורח שלי הוצגה רשמית במוזאון התעופה והחלל בוושינגטון,
Balonumun kapsülü tanıtıldığı zaman resmi olarak Washington'daki Hava ve Uzay Müzesinde,وعندما قدمت سلة منطادي رسميا في متحف الفضاء والطيران في واشنطن
Balonumun kapsülü tanıtıldığı zaman resmi olarak Washington'daki Hava ve Uzay Müzesinde,ワシントンの国立航空宇宙博物館に展示され チャールズ・リンドバーグの飛行機や
Belliki sadece tekrar giriş kapsülünden fazlası düştüE clar că nu a fost doar capsula de întoarcere.
Belliki sadece tekrar giriş kapsülünden fazlası düştüE' evidente che e' caduto qualcosa in piu' della sola capsula di rientro.
Belliki sadece tekrar giriş kapsülünden fazlası düştüNajwidoczniej rozbiło się jeszcze coś poza kapsułą lądownika.
Belliki sadece tekrar giriş kapsülünden fazlası düştüObviamente más que la cápsula cayó.
Belliki sadece tekrar giriş kapsülünden fazlası düştüOčividně spadlo víc neľ jenom návratový modul.
Belliki sadece tekrar giriş kapsülünden fazlası düştüΠροφανώς περισσότερα από το ότι η κάψουλα επανόδου απλά έπεσε.
Belliki sadece tekrar giriş kapsülünden fazlası düştüЭто явно нечто большее, чем просто падение капсулы.
Belliki sadece tekrar giriş kapsülünden fazlası düştü多分、原子力バッテリーが機能部分のなかにあって、
Bende kapsüle geri tırmandım ve çaresizce doğru kararı verdiğimi düşündüm.Alors je suis revenu dans la capsule et essayé désespérément de m'assurer que je faisais le bon choix.
Bende kapsüle geri tırmandım ve çaresizce doğru kararı verdiğimi düşündüm.A tak jsem sešplhal zpátky do kabiny a zoufale jsem se ubezpečoval, že jsem udělal správné rozhodnutí.
Bende kapsüle geri tırmandım ve çaresizce doğru kararı verdiğimi düşündüm.Deci m-am urcat din nou in capsula si am incercat cu disperare sa ma asigur ca luam decizia corecta.
Bende kapsüle geri tırmandım ve çaresizce doğru kararı verdiğimi düşündüm.Így aztán visszamásztam a kapszulába, és csak reménykedhettem benne, hogy helyes döntést hoztam.
Bende kapsüle geri tırmandım ve çaresizce doğru kararı verdiğimi düşündüm.그래서 기구 안으로 기어 들어가서 절박한 심정으로 올바른 판단을 내리려 애썼습니다.
Bende kapsüle geri tırmandım ve çaresizce doğru kararı verdiğimi düşündüm.Så jeg klatrede tilbage i kapslen og prøvede desperat at sikre jeg traf den rigtige beslutning.
Bende kapsüle geri tırmandım ve çaresizce doğru kararı verdiğimi düşündüm.So bin ich zurück in die Kapsel und habe verzweifelt versucht, die richtige Entscheidung zu treffen.
Bende kapsüle geri tırmandım ve çaresizce doğru kararı verdiğimi düşündüm.Wspiąłem się więc ponownie do modułu i desperacko próbowałem upewnić się, że podejmuję właściwą decyzję.
Bende kapsüle geri tırmandım ve çaresizce doğru kararı verdiğimi düşündüm.Покатерих се обратно в капсулата и отчаяно се опитвах да се убедя, че вземах правилното решение.
Bende kapsüle geri tırmandım ve çaresizce doğru kararı verdiğimi düşündüm.Тому я заліз назад у капсулу та відчайдушно намагався впевнитись, що приймаю правильне рішення.
Bende kapsüle geri tırmandım ve çaresizce doğru kararı verdiğimi düşündüm.Я залез обратно в капсулу и отчаянно старался принять верное решение.
Bende kapsüle geri tırmandım ve çaresizce doğru kararı verdiğimi düşündüm.לכן טיפסתי חזרה לתוך הקפסולה ובצורה נואשת מנסה לבחון שאני מבצע את ההחלטה הנכונה.
Bende kapsüle geri tırmandım ve çaresizce doğru kararı verdiğimi düşündüm.لذلك صعدت مرة أخرى للكبسولة و حاولت بإستماتة أن أتأكد أنني أتخذ القرار الصحيح.
Bende kapsüle geri tırmandım ve çaresizce doğru kararı verdiğimi düşündüm.なんとか正しい判断をしたかった 家族に手紙を書いて また気球に上がり
"Bir An Geçti" adlı bir çeşit otoportre zaman kapsülü eseri ve yapacaklarınız size kalmış.이 작품에서 저는 제 자신의 모습을 펀치 카드 기기에 투영시켰습니다. 관객이
"Bir An Geçti" adlı bir çeşit otoportre zaman kapsülü eseri ve yapacaklarınız size kalmış.Meine Projektion "steht" über einer Lochkartenuhr, und Sie entscheiden.
"Bir An Geçti" adlı bir çeşit otoportre zaman kapsülü eseri ve yapacaklarınız size kalmış.Premietam v ňom seba na vrch dierovača štítkov a je to na vás.
"Bir An Geçti" adlı bir çeşit otoportre zaman kapsülü eseri ve yapacaklarınız size kalmış.שנקראת נקודה שכרגע עברה, שבה אני מקרין את עצמי על גבי שעון נוכחות, וזה תלוי בך.
"Bir An Geçti" adlı bir çeşit otoportre zaman kapsülü eseri ve yapacaklarınız size kalmış.قطعة اسميتها نقطة مرّت، حيث أسقطت نفسي على رأس آلة ختم ساعات العمل، والخيار لك،
"Bir An Geçti" adlı bir çeşit otoportre zaman kapsülü eseri ve yapacaklarınız size kalmış.私自身をタイムカードレコーダーに投影したものです 遊び方は自由です タイムカードを押せば
Bir protein kapsülünün içinde. Çiziyorum.داخل كبسولات بروتينية
Bir protein kapsülünün içinde.Dentro de cápsula protéica.
Bir protein kapsülünün içinde.Dentro de uma cápsula de proteína.
Bir protein kapsülünün içinde.In einer Proteinkapsel.
Bir protein kapsülünün içinde.단백질 덩어리입니다
Bir protein kapsülünün içinde.Uvnitř bílkovinného pouzdra (kapsidy).
Bir protein kapsülünün içinde.Wewnątrz białkowego opakowania.
Bir protein kapsülünün içinde.Всередині білкової оболонки.
Bir protein kapsülünün içinde.אבל וירוסים - וירוסים הם רק מצבור של חומר גנטי,
Bir protein kapsülünün içinde.だから私を描画しましょう。
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.A farebná kapsula, napríklad žlto-červená, je lepšia ako biela.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.Barevné kapsle, které jsou žluté na jedné a červené na druhé straně jsou lepší než bílé kapsle.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.Een gekleurde capsule, geel aan de ene en rood aan de andere kant, is beter dan een witte.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.Egy színes kapszula, amelyik egyik felén sárga, másik felén piros, sokkal jobb, mint egy fehér kapszula.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.Eine farbige Kapsel, die an einem Ende gelb und am anderen rot ist, ist besser als eine weiße Kapsel.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.En farvet kapsel, der er gul i den ene ende og rød i den anden er bedre end en hvid kapsel.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.색깔이 있는 캡슐, 한쪽 끝에 노란색 그리고 다른 면에는 빨간색은 하얀색 캡슐보다 효과적입니다.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.Một viên con nhộng màu vàng và đỏ ở mỗi đầu thì tốt hơn 1 viên nhộng trắng.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.O capsulă colorată, cea galbenă într-un capăt şi roşie la celălalt e mai bună decît capsula albă.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.Sebuah kapsul berwarna, kuning dan merah lebih baik daripada kapsul berwarna putih.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.Uma cápsula colorida, amarela numa ponta e vermelha na outra é melhor do que uma cápsula branca.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.Una capsula colorata, che è gialla da una parte e rossa dall'altra è meglio di una capsula bianca.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.Une gélule colorée, qui est jaune d'un coté et rouge de l'autre, est meilleure qu'une gélule blanche.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.Żółto-czerwona kapsułka jest lepsza niż zwykła biała.