Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.Μια χρωματιστή κάψουλα, κίτρινη απ' τη μια μεριά και κόκκινη απ' την άλλη είναι καλύτερη από μια άσπρη.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.Кольорові капсули, жовті з одного боку і червоні з іншого, кращі за білу капсулу.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.Цветная капсула, - желтая с одной стороны и красная с другой лучше, чем белая капсула.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.אין כל משמעות תרופתית -- הן גלולות סוכר. אבל גלולה לבנה היא לא טובה כמו גלולה כחולה. מה?
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.كبسولة ملوّنه, صفراء من الطرف الأول وحمراء من الطرف الآخر أفضل من الكبسولة البيضاء.
Bir ucu kırmızı bir ucu sarı bir kapsül beyaz bir kapsülden daha iyi.これは白いカプセルよりも効果的なのです 服用量も影響しているみたいです
Bu 10 tema ışık saçıyor ve zaman kapsülünün yörüngesinde dönüyor.A tíz téma sugarakban kering körülötte.
Bu 10 tema ışık saçıyor ve zaman kapsülünün yörüngesinde dönüyor.Cele 10 teme sunt ca razele și orbitează în jurul capsulei timpului.
Bu 10 tema ışık saçıyor ve zaman kapsülünün yörüngesinde dönüyor.De tien thema's stralen uit rondom de tijdcapsule.
Bu 10 tema ışık saçıyor ve zaman kapsülünün yörüngesinde dönüyor.Die zehn Themen strahlen aus und umkreisen die Zeitkapsel.
Bu 10 tema ışık saçıyor ve zaman kapsülünün yörüngesinde dönüyor.I dieci temi si irradiano e orbitano intorno alla capsula.
Bu 10 tema ışık saçıyor ve zaman kapsülünün yörüngesinde dönüyor.열가지 테마가 빛처럼 뿜어져 나오고 타임 캡슐 주위를 돕니다.
Bu 10 tema ışık saçıyor ve zaman kapsülünün yörüngesinde dönüyor.Les dix thèmes se propagent et tournent autour de la "Time Capsule".
Bu 10 tema ışık saçıyor ve zaman kapsülünün yörüngesinde dönüyor.Los diez temas se muestran y orbitan la cápsula del tiempo.
Bu 10 tema ışık saçıyor ve zaman kapsülünün yörüngesinde dönüyor.Os 10 temas expandem-se e orbitam a Cápsula do Tempo.
Bu 10 tema ışık saçıyor ve zaman kapsülünün yörüngesinde dönüyor.Tematy, niczym promienie, obiegają glob.
Bu 10 tema ışık saçıyor ve zaman kapsülünün yörüngesinde dönüyor.Τα δέκα θέματα εξέπεμπαν και περιστρέφονταν από τη χρονική κάψουλα.
Bu 10 tema ışık saçıyor ve zaman kapsülünün yörüngesinde dönüyor.Десетте теми се разпростират и обикалят капсулата на времето.
Bu 10 tema ışık saçıyor ve zaman kapsülünün yörüngesinde dönüyor.Десять тем распространяются и создают орбиты капсулы времени.
Bu 10 tema ışık saçıyor ve zaman kapsülünün yörüngesinde dönüyor.עשרת הנושאים מקרינים החוצה ומקיפים את קפסולת הזמן.
Bu 10 tema ışık saçıyor ve zaman kapsülünün yörüngesinde dönüyor.المواضيع العشرة تشع وتدور في فلك كبسولة الزمن.
Bu 10 tema ışık saçıyor ve zaman kapsülünün yörüngesinde dönüyor.これらのデータをより分け、人々が何を投稿したのか見る事ができます
Bu kapsüller besin açısından zengin bir jölenin içine gömülmüşlerdir.이 캡슐들은 두번째 피부 역할을 하는 영양소가 풍부한 젤리 안에 들어 있고
Bu kapsüller besin açısından zengin bir jölenin içine gömülmüşlerdir.הכמוסות האלו מוטבעות בג'ל עתיר- תזונה, מעין עור שני,
Bu kapsüller besin açısından zengin bir jölenin içine gömülmüşlerdir.هذه الكبسولات مضمنة في هلام غني بالغذاء، نوع من الجلد الثاني،
Bu kapsüller besin açısından zengin bir jölenin içine gömülmüşlerdir.第二の皮膚のような感じで さっと溶け
Bu kesin -Bunlar kapsülde mi bulundu demiştin? -EvetEsto es definitivo. - ¿Usted dijo que esto fue encontrado en la cápsula?
-Bunlar kapsülde mi bulundu demiştin? -Evet- Είπες πως αυτά βρέθηκαν μέσα στην κάψουλα; - Ναι.
-Bunlar kapsülde mi bulundu demiştin? -Evetこれは、メッセージですよ。
-Bunlar kapsülde mi bulundu demiştin?- Quindi le avete trovate nella capsula?
-Bunlar kapsülde mi bulundu demiştin?- Říkal jste, ľe tohle bylo v tom modulu?
-Bunlar kapsülde mi bulundu demiştin?- Şi spui că astea au fost găsite în capsulă ? - Da.
-Bunlar kapsülde mi bulundu demiştin?- Znaleziono je w kapsule?
-Bunlar kapsülde mi bulundu demiştin?- Вы сказали, это было найдено в капсуле?
Burada, içinde nükleer atık barındıran ve suyun altına gömülü, 19 binden fazla paslanmaz çelik kapsül var.그곳에는 방사성 폐기물을 담은 1900개의 스테인레스캡슐들이 물속에 잠겨있습니다. 스테인레스캡슐들이 물속에 잠겨있습니다.
Burada, içinde nükleer atık barındıran ve suyun altına gömülü, 19 binden fazla paslanmaz çelik kapsül var.Edelstahlkapseln mit Atommüll in Wasser getaucht lagern.
Burada, içinde nükleer atık barındıran ve suyun altına gömülü, 19 binden fazla paslanmaz çelik kapsül var.Hier bevinden zich meer dan negentienhonderd roestvrij stalen containers met kernafval, afgezonken in water.
Burada, içinde nükleer atık barındıran ve suyun altına gömülü, 19 binden fazla paslanmaz çelik kapsül var.Plus de 1900 enveloppes en acier inoxydable, remplies de déchets radioactifs, y sont immergées.
Burada, içinde nükleer atık barındıran ve suyun altına gömülü, 19 binden fazla paslanmaz çelik kapsül var.ישנן שם מעל 1900 כמוסות מפלדת-אל חלד שמכילות פסולת גרעינית ושקועות במים.
Burada, içinde nükleer atık barındıran ve suyun altına gömülü, 19 binden fazla paslanmaz çelik kapsül var.حيث يوجد أكثر من ألف وتسعمائة من كبسولات الفولاذ المقاوم للصدأ المحتوية على النفايات النووية المغمورة بالمياه.
Burada, içinde nükleer atık barındıran ve suyun altına gömülü, 19 binden fazla paslanmaz çelik kapsül var.ステンレス容器にくるまれた核廃棄物が 純水に沈められています 保護されていないカプセルに近づけば即死します
Bu, Washington eyaletindeki Hanford mevzisinde bulunan bir nükleer atık depolama ve kapsülleme tesisi.Das hier ist eine Anlage zum Verkapseln und Lagern von Atommüll in Hanford in Washington, wo über 1.900
Bu, Washington eyaletindeki Hanford mevzisinde bulunan bir nükleer atık depolama ve kapsülleme tesisi.Dit is een fabriek voor opslag en verpakking van nucleair afval op de Hanford-lokatie in de staat Washington.
Bu, Washington eyaletindeki Hanford mevzisinde bulunan bir nükleer atık depolama ve kapsülleme tesisi.이것은 워싱턴주 핸포드의 방사성폐기물 처리시설입니다. 이것은 워싱턴주 핸포드의 방사성폐기물 처리시설입니다.
Bu, Washington eyaletindeki Hanford mevzisinde bulunan bir nükleer atık depolama ve kapsülleme tesisi.זהו אתר אחסון וכימוס פסולת גרעינית בהנפורד שבמדינת וושינגטון
Bu, Washington eyaletindeki Hanford mevzisinde bulunan bir nükleer atık depolama ve kapsülleme tesisi.هذا هو تخزين النفايات النووية ومرفق التغليف في موقع هانفورد في ولاية واشنطن ،
Bu, Washington eyaletindeki Hanford mevzisinde bulunan bir nükleer atık depolama ve kapsülleme tesisi.ワシントン州のハンフォードにあります 1900以上もの
Eğer kapsülünüz varsa, bunlar her şekilde haplardan daha etkililer.A kapszulák sokkal hatékonyabbak, mint bármilyen formájú tabletták.
Eğer kapsülünüz varsa, bunlar her şekilde haplardan daha etkililer.Ak použijete kapsuly, účinok bude väčší, ako z akýchkoľvek tabliet.
Eğer kapsülünüz varsa, bunlar her şekilde haplardan daha etkililer.Dacă iei capsule, sunt mai eficiente decât tabletele, în orice formă.
Eğer kapsülünüz varsa, bunlar her şekilde haplardan daha etkililer.Het blijkt dat capsules nog effectiever zijn dan welke soort tabletten ook.
Eğer kapsülünüz varsa, bunlar her şekilde haplardan daha etkililer.Hvis man har kapsler, er de mere effektive end nogen form for pille.
Eğer kapsülünüz varsa, bunlar her şekilde haplardan daha etkililer.Jika Anda memiliki kapsul, kapsul ini lebih efektif dari tablet dalam bentuk apapun.
Eğer kapsülünüz varsa, bunlar her şekilde haplardan daha etkililer.Když máte kapsle, jsou více efektivní než tabletky v jakékoliv podobě.
Eğer kapsülünüz varsa, bunlar her şekilde haplardan daha etkililer.여러분께서 캠슐이 있다면, 이 것들은 어느 형태의 알약보다 더욱 더 효과적입니다.
Eğer kapsülünüz varsa, bunlar her şekilde haplardan daha etkililer.Le capsule sono più efficaci delle pastiglie di ogni forma.
Eğer kapsülünüz varsa, bunlar her şekilde haplardan daha etkililer.Niezależnie od wyglądu tabletki, kapsułka będzie zawsze od niej skuteczniejsza.
Eğer kapsülünüz varsa, bunlar her şekilde haplardan daha etkililer.Se forem cápsulas, são mais eficazes que comprimidos de qualquer formato.
Eğer kapsülünüz varsa, bunlar her şekilde haplardan daha etkililer.Si vous avez des gélules, elles sont plus efficaces que les cachets sous toutes les formes.
Eğer kapsülünüz varsa, bunlar her şekilde haplardan daha etkililer.Thuốc con nhộng luôn hiệu nghiệm hơn thuốc viên.