Genellikle muhafazakar eğilimli kanaat önderleri ve politikacılar tarafından savunulur.一般には保守主義者あるいは新保守主義者とされる。
Eczanenin ismini daha sonra Kanaat Eczanesi olarak değiştirdi.服役後、名を変えて開業医となった。
Kıt kanaat geçinen Louise ise bahçesinin bir kısmını kiraya verdi ve oğullarını avcılığa yönlendirdi.为了使收支相抵,路易丝把她的花园的一部分租了出去,儿子们开始打猎维持家用。
Allah'ın verdiği az nîmetlere kanâat ve şükretti.在此風暴中,只有呼德和少數服從真主的人生還。
Akşemsettin (Raif Hikmet Çam) — Osmanlı sufi ve kanaat önderi.夜(イエ,配音:大久保瑠美(日本)) 羽的隨扈兼助手。
Fransız direktuvarı Avusturya'nın yeni bir savaş istediğine kanaat getirmişti.法国督政府认定奥地利准备再次发动战争。
Dördüncü makamı, sabır ve kanaattır.全국민의 총명과 피 땀, 인내를 四.
Onunla ilgili olumsuz kanaatim yok.캐나다기러기와는 직접적인 관련이 없다.
Onlar ise bir kaç hafta için Kaliforniya'daki hayatın çekilmez olduğuna kanaat getirip ayrıldılar.그러다 몇년 뒤 클레오가 죽지 않고 캘리포니아에서 살고 있음을 알게 되었다.
Konuşmacılar konularında uzman kanaat önderleri ya da fikir insanlarıdır.궁장이란 활을 만드는 기술 또는 사람을 말한다.
Hatta Yunan hakimler bile onun Amerikalı olduğuna kanaat getirmişlerdi.עשויים לחשוב, שהבחור הזה עדיין נשאר אמריקאי.
Ancak kanaate bağlı kararlar veren, bazı özerk hukuklar (spor hukuku gibi) bunun istisnasıdır.Сред тях са каянийските царе – кавите – които управляват благодарение на и са овластени от хваренах.
Suçlu olduğuna kanaat getirince sorgu hâkimine ilk tahkikatı yaptırır.Siekdamas įrodyti savo nekaltumą, jis turi pirmas rasti tikrąjį nusikaltėlį...
Spiegelberg, bu tercümenin doğru olduğuna kanaat getirdi.Heidegger aga oli kindel, et see on sobimatu tõlge.
Eczanenin ismini daha sonra Kanaat Eczanesi olarak değiştirdi.Hiljem muudeti nimi Tartu Meditsiinikooliks.
Fransız direktuvarı Avusturya'nın yeni bir savaş istediğine kanaat getirmişti.Lisaks oli Prantsuse Direktoorium veendunud, et austerlased plaanisid salakavalalt alustada uut sõda.
Onun delirdiğine kanaat getiren vicdansız kocası onu bir akıl hastanesine kapattırır.See on muutnud tema psüühikat niivõrd, et ta pandi hullumajja.
Altı sene önce Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.약 6년 전에, 저는 굉장히 논리적인 아랍어를 배우기로 결심했습니다.
Altı sene önce Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.Acum 6 ani am hotătât să învăț limba arabă care e o limbă extrem de logică.
Altı sene önce Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.Circa sei anni fa decisi di imparare l'arabo, e mi resi conto che era una lingua estremamente logica.
Altı sene önce Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.Há cerca de seis anos decidi que iria aprender Árabe, que afinal é uma linguagem extremamente lógica.
Altı sene önce Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.Hace unos seis años decidí aprender árabe, que resulta ser un lenguaje supremamente lógico.
Altı sene önce Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.Il y a environ six ans j'ai décidé d'apprendre l'arabe, qui s'avère être une langue extrêmement logique.
Altı sene önce Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.Jakieś sześć lat temu postanowiłem nauczyć się arabskiego, który okazał się bardzo logicznym językiem.
Altı sene önce Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.Kb. hat évvel ezelőtt elhatároztam, hogy megtanulok arabul, ami valójában egy kimagaslóan logikus nyelv.
Altı sene önce Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.Pred kakimi šestimi leti sem se odločil naučiti arabščino, ki je pravzaprav izjemno logičen jezik.
Altı sene önce Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.Πριν από έξι χρόνια περίπου, αποφάσισα να μάθω Αραβικά, τα οποία αποδείχθηκαν μια εξαιρετικά λογική γλώσσα.
Altı sene önce Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.Около шести лет назад я решил выучить арабский язык, который оказался исключительно логичным.
Altı sene önce Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.Преди около шест години реших, че ще науча арабски, който се оказва изключително логичен език.
Altı sene önce Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.Приблизно шість років тому я вирішив, що вивчатиму арабську, яка, виявляється, є надзвичайно логічною мовою.
Altı sene önce Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.قبل حوالي 6 سنوات، قررت تعلم العربية. .وقد تبين لي أنها لغة منطقية فائقة
Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.Dat blijkt een uiterst logische taal te zijn.
Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.아랍어가 지극히 논리적인 언어라는 것을 깨달았죠.
Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.Tôi đã quyết định sẽ học tiếng Ả-rập, đó hóa ra lại một ngôn ngữ vô cùng lôgic.
Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.החלטתי ללמוד ערבית, שהתגלתה כשפה מאוד לוגית והגיונית.
Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.قررت أن أتعلم العربية، والتي اتضح أنها لغة منطقية بامتياز.
Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.極めて論理的な言語だと知りました アラビア語で語句や文を書くのは
Ben aynı kanaatte değilim. 3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veDeci, după 3 săptămâni, Times revizuiește povestea.
Ben aynı kanaatte değilim.3 週間後 タイムズが 記事を訂正しました
Ben aynı kanaatte değilim.Daar ben ik het niet mee eens.
Ben aynı kanaatte değilim.Eu discordo.
Ben aynı kanaatte değilim.Ezzel én nem értek egyet.
Ben aynı kanaatte değilim.Ich bin da anderer Meinung.
Ben aynı kanaatte değilim.Io non sono d'accordo.
Ben aynı kanaatte değilim.Je ne suis pas d'accord.
Ben aynı kanaatte değilim.저는 동의하지 않습니다.
Ben aynı kanaatte değilim.Nie zgadzam się.
Ben aynı kanaatte değilim.No estoy de acuerdo con eso.
Ben aynı kanaatte değilim.Olen eri mieltä.
Ben aynı kanaatte değilim.S tým nesúhlasím.
Ben aynı kanaatte değilim.Tôi không đồng ý với điều đó.
Ben aynı kanaatte değilim.Διαφωνώ με αυτό.
Ben aynı kanaatte değilim.Я з цим не погоджуюсь.
Ben aynı kanaatte değilim.Я не согласна с этим.
Ben aynı kanaatte değilim.אני חולקת על כך.
Ben aynı kanaatte değilim.أنا اعترض على ذلك.
Birilerinin kanaatine mi sundum?Am pus pe cineva să voteze decizia?
Birilerinin kanaatine mi sundum?Apakah saya menyuruh seseorang untuk memilih?
Birilerinin kanaatine mi sundum? Bir hukukçuya mı danıştım?그걸 가지고 사람들이 투표를 하게 했나? 또는 내가 법률 전문가에게 펀트를 했나?"
Birilerinin kanaatine mi sundum? Bir hukukçuya mı danıştım?"Pedi a alguém para votar sobre o assunto?