Ana içeriğe geç
Sözlük

kalpten ile cümle

kalpten kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Burada rahat bir şekilde "tamam, bu kalpten çıkan bir damar" diyebiliyorsunuz.Sangat jelas di sini, Anda mengatakan bahwa, OK, ini pergi dari hati.
Burada rahat bir şekilde "tamam, bu kalpten çıkan bir damar" diyebiliyorsunuz.Tady jde jasně vidět, že to jde ze srdce.
Burada rahat bir şekilde "tamam, bu kalpten çıkan bir damar" diyebiliyorsunuz.Tutaj można jasno powiedzieć, tak, to naczynie prowadzi krew z serca.
Burada rahat bir şekilde "tamam, bu kalpten çıkan bir damar" diyebiliyorsunuz.Veţi spune, OK, asta merge de la inimă.
Burada rahat bir şekilde "tamam, bu kalpten çıkan bir damar" diyebiliyorsunuz.Справді, це так. Отже, йде від серця.
Burada rahat bir şekilde "tamam, bu kalpten çıkan bir damar" diyebiliyorsunuz.מאוד ברור כאן, תגידו: OK, -זה בא מן הלב.
Bu sayede oksijen kana girebilir ve oksijen girdiği anda- bu da kalpten gelen sadece bir boru.Tím se kyslík dostává do krve - tady máme cévy, které vedou od srdce.
Bu sayede oksijen kana girebilir ve oksijen girdiği anda- bu da kalpten gelen sadece bir boru.그러므로 산소가 이 혈액으로 갈 수 있고 - 이 혈관은 심장으로부터 온 것이고요, 관(튜브tube)일 뿐입니다.
Bu sayede oksijen kana girebilir ve oksijen girdiği anda- bu da kalpten gelen sadece bir boru.Тому кисень може потрапляти у цю кров. Ось це судина, що йде від серця, а зараз стає просто трубкою.
Bu sayede oksijen kana girebilir ve oksijen girdiği anda- bu da kalpten gelen sadece bir boru.אז זה כּלִי הדם שבא מהלב והוא בעצם פשוט צינור. אז כשהוא מקבל את החמצן - הוא חוזר
Bu sayede oksijen kana girebilir ve oksijen girdiği anda- bu da kalpten gelen sadece bir boru.لذا فبإمكان الاكسجين أن يذهب للدم، وحالما يصبح الاكسجين في الدم يصبح ذلك الوعاء شريانا أنه مجرد أنبوب
Demek istediğim... ...bunları kalpten söylüyorum.그러니까... 그러니까, 날 것 그대로의 제 마음이에요
Demek istediğim... ...bunları kalpten söylüyorum.Maksudku... Ini tulus dari hatiku
Demek istediğim... ...bunları kalpten söylüyorum.Quer dizer... Isso é puro e de coração.
Demek istediğim... ...bunları kalpten söylüyorum.Quiero decir... Es lo que siento de corazón.
Demek istediğim... ...bunları kalpten söylüyorum...أقصد بأن هذا نابعٌ من قلبي
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Bol však nomádom od srdca.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Dar el era un fel de nomad în fundul inimii.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.De a lelke mélyén egyfajta nomád volt.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Er war eben tief innerlich ein Nomade.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.하지만 그는 속까지 방랑자였어요.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Maar hij was een soort nomade van binnen.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Ma in fondo era una specie di nomade.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Mais c'était un vrai nomade.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Namun di dalam hatinya dia adalah pengembara.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Nhưng anh ta là một dân dư cu đúng nghĩa.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.On w głębi duszy był nomadą.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Pero en el fondo él fue un tipo de nómada.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Αλλά ήταν κάπως νομάδας στην καρδιά.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Но странствия были у него в крови.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Но той беше един вид номад по сърце.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.אבל הוא היה סוג של נווד בלבו.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.و لكنه كان محباً للترحال في أعماقه.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.ルイス・カーン: 我々の存在とは なんて偶然に富んでいるんだろう
Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardıAnul trecut acest grup a reuşit să scoată toate celulele inimii,
Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardı Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.El año pasado, este grupo fue capaz de remover todas las células de un corazón, dejando sólo el cartílago.
Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardı Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.Tavaly ez a csapat képes volt minden sejtet lefejteni egy szívről, és csak a porcot hagyták meg.
Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardı Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.Vorig jaar wist deze groep alle cellen van een hart te verwijderen en alleen het kraakbeen over te houden.
Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardı Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.Πέρυσι, αυτή η ομάδα μπόρεσε να αφαιρέσει όλα τα κύτταρα μιας καρδιάς αφήνοντας μόνο το χόνδρο.
Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardı Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.Миналата година тази група успяла да вземе всички клетки от едно сърце, оставяйки само хрущяла.
Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardı작년엔가 어느 한 연구소는 심장에서 연골을 제외한
Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardıLo scorso anno, questo gruppo é stato in grado di rimuovere tutte le cellule di un cuore,
Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardıשנה שעברה, הקבוצה הזו הצליחה להסיר את כל התאים מלב,
Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardıالعام الماضى , هذه المجموعة كانت قادرة لأن تصمم خلايا مشابهة لكل خلايا القلب ,
Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardı軟骨だけを残しました
Gerçekte en azından üçte birinin bunu kalpten istiyor olmasına rağmen.Ani když nejméně třetina z nich, je, hluboko v srdci, vlastně chtěla.
Gerçekte en azından üçte birinin bunu kalpten istiyor olmasına rağmen.Annak ellenére, hogy minden harmadik megkérdezett ember a szíve mélyén erre vágyott.
Gerçekte en azından üçte birinin bunu kalpten istiyor olmasına rağmen.Benché almeno un terzo di loro, nel profondo del cuore, li volesse davvero.
Gerçekte en azından üçte birinin bunu kalpten istiyor olmasına rağmen.Čeprav je vsaj tretjina ljudi, globoko v srcu, to želela.
Gerçekte en azından üçte birinin bunu kalpten istiyor olmasına rağmen.Chociaż w głębi serca 33% tego chciało.
Gerçekte en azından üçte birinin bunu kalpten istiyor olmasına rağmen.Deşi cel puţin o treime, în inima lor, chiar voia asta.
Gerçekte en azından üçte birinin bunu kalpten istiyor olmasına rağmen. (Gülüşmeler)Även om åtminstone en tredjedel av dem allra helst ville det. .
Gerçekte en azından üçte birinin bunu kalpten istiyor olmasına rağmen.I keď ich aspoň tretina z nich v hĺbke duše chcela.
Gerçekte en azından üçte birinin bunu kalpten istiyor olmasına rağmen.Incluso cuando al menos un tercio de ellos, en el fondo de sus corazones, en realidad sí los querían.
Gerçekte en azından üçte birinin bunu kalpten istiyor olmasına rağmen.소비자 세 명 중 한 명은 마음 속 깊이 이것을 원했음에도 불구하고 말이죠.
Gerçekte en azından üçte birinin bunu kalpten istiyor olmasına rağmen.Mặc dù ít nhất là 1/3 trong số họ, tận sâu thẳm lòng, thực sự muốn loại nước sốt như thế.
Gerçekte en azından üçte birinin bunu kalpten istiyor olmasına rağmen.Même si au moins un tiers la désirait au plus profond d'eux-mêmes.
Gerçekte en azından üçte birinin bunu kalpten istiyor olmasına rağmen.Meskipun paling tidak sepertiga dari mereka, dalam hati mereka, sebenarnya ingin.
Gerçekte en azından üçte birinin bunu kalpten istiyor olmasına rağmen.Mesmo que no fundo do coração, um terço das pessoas o quisessem.
Gerçekte en azından üçte birinin bunu kalpten istiyor olmasına rağmen.Obwohl ein Drittel der Kunden diese eigentlich mögen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod