Birim çevirisine gerek kalmayacak. .There's not any major unit conversion. So that's there right there.
Eğer hisse senedini bana ödünç verirse artık elinde satacak hisse senedi kalmayacak. .If this guy wants to-- let's say I borrow his stock, it's not sitting there anymore.
Ve geç saatlere kadar kalmayacaksýn!And you can't stay out late!
2,1,1,1 in determinantı eminim ki yakında yerim kalmayacak.So it's the determinant of 2, 1, 1, 1. So I'm gonna run out of space I'm sure.
Eğer bu 2 ye 2 matrisleri yazsaydım yerim kalmayacaktı. -Because if I were to write these 2 by 2 matrices, I would run out of space.
Sen olmasaydın, Yl Gwak'la savaşmak zorunda kalmayacaktım.I wouldn't have to fight YI Gwak if it weren't for you
Böylece bazen karışık olabilen limiti almamıza gerek kalmayacak.We won't have to take these, sometimes complicated, limits.
- Yoksa küçüklere bir ţey kalmayacak. - Yemek istiyorlarsa, býrak çalýţsýnlar.Da idéia a chama já consome A crosta bruta que a soterra.
Hem Ayrıkvadiye at sürerken hem de Duneadin'i güvenli bir yere götürürken Kalmayacaksın.Yet whether he rides to Rivendell or leads the Dúnedain to safety elsewhere, you will not stay.
Oğullarınız, kızlarınız olacak, ama sizinle kalmayacaklar, sürgüne gönderilecekler.You shall father sons and daughters, but they shall not be yours; for they shall go into captivity.
Ne çocuğu ne torunu kalacak halkı arasında, Yaşadığı yerde kimsesi kalmayacak.He shall have neither son nor grandson among his people, nor any remaining where he lived.
Bu yüzden ellerde derman kalmayacak, Her yürek eriyecek.Therefore all hands will be feeble, and everyone's heart will melt.
Büyü yapma gücünüzü kıracağım, Aranızda falcı kalmayacak.I will destroy witchcraft from your hand; and you shall have no soothsayers.
Şimdi burada acıkmayacaksın, çıplak kalmayacaksını.Verily you will have no hunger or nakedness there,
Bu, cezasız kalmayacak. Onlar, o gün Rab'lerini görmekten mahrum kalacaklardır.Therefore they will be screened off from their Lord that day,
Bu taktirde senden sonra onlar da fazla kalmayacaklarBut then, they too would have stayed but a little after you.
İçinizden sadece zulmedenlere çatmakla kalmayacak bir fitneden korkun.And guard against the mischief that will not only bring punishment to the wrong-doers among you.
Beyrut'un son plajını kurtarmak için koşmazsak, koşacak Beyrut’umuz kalmayacak.If we don't run to save Beirut's last beach, we will have no Beirut in which to run.
Öte yandan zamlar, un ve ekmek fiyatlarıyla sınırlı kalmayacak.For consumers, price hikes will extend beyond flour and bread.
Güneydoğu Avrupa, AB'ye katıldığında artık savaş için bir gerekçe kalmayacak.When Southeast Europe joins the EU, there will be no more motives for war.
Bundan sonra, tek bir sınır sorunu kalmayacak."After this, not a single border issue will remain open."
Tipik olarak hiç şeker kalmayacak, bu nedenle tatlılık içermeyen bir meyve aroması olacaktır.Typically no sugar will be left so there will be a fruit flavour without sweetness.
Böylece Almanya'nın Fransız askeri kuvvetinden korkmak için başka bir nedeni kalmayacaktı.Germany would thus have no further reason to fear French arms.
Hissediyorum eziyetlerimin öyle arttığını ki Hayat arta kalmayacak kadar.I feel my torments so increase That life cannot remain.
Ve gene bir dirilme olacağından ölüler diyarı diye bir yer de kalmayacaktır.Die Kleidung der wiedererweckten Toten ist nicht schmutzig, obwohl sie gerade einem Erdgrab entstiegen sind.
Zaman zaman birbirlerine de kazık atmaktan geri kalmayacaklardır.Sie streben unablässig danach, einander zu verdrängen.
Ama böyle de kalmayacaktır.So wird es nicht bleiben.
Şirket için tek bir film daha yaparlarsa kendilerini bağlayan bir şey kalmayacaktı.Wenn es nach mir ginge, würde er keinen einzigen Film mehr gestalten.
Eğer bu savaş kazanılamazsa bu topraklarda düşlenen hiçbir yuva hayalinin gerçekleşme ihtimali kalmayacaktır.Sollte dieser Plan scheitern, werde keiner von ihnen diese Nacht überleben, mutmaßt einer der Ganoven.
Bu duygudan yoksun kıyımlar cezasız kalmayacak.Ces massacres insensés ne resteront pas impunis.
Kralın sonunda onay vermekten başka çaresi kalmayacaktır.La réponse du roi est finalement négative.
“Size doğrusunu söyleyeyim, burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!”En verdad os digo: no quedará aquí piedra sobre piedra que no sea derribada.
Eğer renk koyu değilse kazındığında hiç iz kalmayacaktır.Si no tiene olor a sal la nube no serás tú.
Bu kurama göre, “Dünya hiçbir zaman imâmsız kalamaz ve de kalmayacaktır.Yo decía: ‘hoy es lunes, aquí no pasa nada ni va a pasar nunca jamás.
Profesör X, X-Men'e Jean'i bastırmalarını emretti ve böylece Omega Plan'ına gerek kalmayacaktı.Joseph regresó a los X-Men, satisfecho de que ya no era Magneto.
Zaman zaman birbirlerine de kazık atmaktan geri kalmayacaklardır.من الضروري أن تطرح في نهاية العام فقط من بعضها البعض.
Ve gene bir dirilme olacağından ölüler diyarı diye bir yer de kalmayacaktır.ثم يقال: يا أهل الجنة خلود فلا موت، ويا أهل النار خلود فلا موت.
Çünkü artık dünyada olmayacak ve kul özü kalmayacaktır.وبالتالي بقي بالدر ضمن العالم السفلي ولم يعد للحياة.
Geç kalmayacaksın, değil mi?لن تتأخر، أليس كذلك؟
Ve gene bir dirilme olacağından ölüler diyarı diye bir yer de kalmayacaktır.É o lugar onde os mortos se encontram entre o seu falecimento e a sua ressurreição, ou seja, suas sepulturas.
Zaman zaman birbirlerine de kazık atmaktan geri kalmayacaklardır.Os dois jamais podem dar as costas um ao outro ao mesmo tempo.
Şirket için tek bir film daha yaparlarsa kendilerini bağlayan bir şey kalmayacaktı.Omdat er geen tekst bij de film was stoorde niemand zich daaraan.
Tatlım, o burada daha fazla kalmayacak.Schat, ze zal hier niet veel langer meer zijn.
Bunlara gerek kalmayacak.Wydaje się nie być nam potrzebna.
Bunlara gerek kalmayacak.Vi vill inte ha dem.
Şirket için tek bir film daha yaparlarsa kendilerini bağlayan bir şey kalmayacaktı.Då filmen inte mottogs som väntat har någon uppföljare till filmen inte gjorts.
Kralın sonunda onay vermekten başka çaresi kalmayacaktır.Не маючи інших варіантів, лицар погоджується.
Şirket için tek bir film daha yaparlarsa kendilerini bağlayan bir şey kalmayacaktı.Přestože vytvořili kapelu společně, zůstal v ní pouze jeden.
Kralın sonunda onay vermekten başka çaresi kalmayacaktır.Tím umožníte králi v koncovce uniknout.
Patti, böylece soyadı değiştirmek zorunda kalmayacaktı.Láska ke svému manželovi jí nedovolila si jméno změnit.
“Size doğrusunu söyleyeyim, burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!”Adevărat grăiesc vouă: Nu va rămâne aici piatră pe piatră, care să nu se risipească.”
Ama böyle de kalmayacaktır.Lesz ez még így se!
“Dünya” hiçbir zaman imâmsız kalamaz ve de kalmayacaktır.A világ örökké létezni fog, mi viszont nem!
Sonuçta olay tatlıya bağlanır ama Madero artık başta kalmayacaktır.Nälkäpeli on taas vihdoin ohi, mutta Katniss ei tiedä mitä tehdä.
Şirket için tek bir film daha yaparlarsa kendilerini bağlayan bir şey kalmayacaktı.Elokuvilla ei kuitenkaan ole muuta yhteistä kuin tuotantoyhtiö.
Tom kalmayacak.Tom ei aio jäädä.
Zaman zaman birbirlerine de kazık atmaktan geri kalmayacaklardır.Από τότε δεν θέλουν να αφήσουν ο ένας τον άλλον.
Eğer bu savaş kazanılamazsa bu topraklarda düşlenen hiçbir yuva hayalinin gerçekleşme ihtimali kalmayacaktır.Εάν όχι, μπορεί να γίνει ένας μη ανανεώσιμος πόρος σε αυτόν τον τόπο.
Bütün vücudu ıslanmayan yer kalmayacak şekilde yıkamak.En tørdragt lukker helt tæt, så kroppen ikke bliver våd.
Şirket için tek bir film daha yaparlarsa kendilerini bağlayan bir şey kalmayacaktı.En anden kendt sang fra filmen er Der er ingen bånd der binder mig.