Fakat uzun süre o kalmayacak 2030 civarı o insan Hindistanlı olacak.Igy néz ki a legtipikusab emebr a világon.
Fakat uzun süre o kalmayacak 2030 civarı o insan Hindistanlı olacak.Mas não o será por muito tempo Em 2030, essa pessoa será da Índia
Fakat uzun süre o kalmayacak 2030 civarı o insan Hindistanlı olacak. Tabi ki sıradan göreceli.Do 2030 roku będzie on pochodził z Indii a określenie "przeciętny" to pojęcie względne
Fakat uzun süre o kalmayacak 2030 civarı o insan Hindistanlı olacak.Но, не за дълго. До 2030 този човек ще е от Индия и "типичен" е винаги относително понятие.
Fakat uzun süre o kalmayacak 2030 civarı o insan Hindistanlı olacak.Но он не будет типичным долго. В 2030 году этот человек будет из Индии.
Fakat uzun süre o kalmayacak 2030 civarı o insan Hindistanlı olacak.אבל הוא לא יהיה אופייני עוד לזמן רב לפני 2030 אדם זה יבוא להודו
Fakat uzun süre o kalmayacak 2030 civarı o insan Hindistanlı olacak.و لكنه لن يبقى طويلا في عام 2030 سيأتي هذا الرجل من الهند
Fizik tedavide. Bir şeyi kalmayacak.Prišlo mu zle na telocviku, ale bude v poriadku.
Fizik tedavide. Bir şeyi kalmayacak.Začalo mu být mu zle na tělocviku, ale bude v pořádku.
Fizik tedavide. Bir şeyi kalmayacak.- В спешното е, на системи, всичко ще е наред.
Hatta kamyonlar doğal gaz bile kullanabilir. Böylece hiç bir aracın petrole ihtiyacı kalmayacakLos camiones podrían incluso usar gas natural, pero ningún vehículo necesitará petróleo.
Hatta kamyonlar doğal gaz bile kullanabilir. Böylece hiç bir aracın petrole ihtiyacı kalmayacakOs camiões poderão mesmo usar gás natural. mas nenhum veículo precisará de petróleo.
Hatta kamyonlar doğal gaz bile kullanabilir. Böylece hiç bir aracın petrole ihtiyacı kalmayacakבמימן או בדלק ביולוגי מתקדם.
Havada uçan uçak kalmayacak.Er zullen geen vliegtuigen meer vliegen.
Havada uçan uçak kalmayacak.Es wird keine Flugzeuge in der Luft geben.
Havada uçan uçak kalmayacak.Il n'y aura pas d'avion dans le ciel.
Havada uçan uçak kalmayacak.항공기 운항도 전면 중단됩니다.
Havada uçan uçak kalmayacak.Nie będą latały samoloty.
Havada uçan uçak kalmayacak.No habrá aviones volando.
Havada uçan uçak kalmayacak.Non ci saranno più aerei in volo.
Havada uçan uçak kalmayacak.Nu vor mai zbura avioane.
Havada uçan uçak kalmayacak.Os aviões deixarão de voar.
Havada uçan uçak kalmayacak.Не будет самолётов в воздухе.
Havada uçan uçak kalmayacak.Няма да има летящи самолети.
Havada uçan uçak kalmayacak.לא יהיו טיסות.
Havada uçan uçak kalmayacak.لن تكون هناك طائرات تطير.
Havada uçan uçak kalmayacak.咳やくしゃみをする見知らぬ250人と搭乗できますか?
Hem Ayrıkvadiye at sürerken hem de Duneadin'i güvenli bir yere götürürken Kalmayacaksın.Ale napriek tomu, až pôjde do Vododolu alebo povedie Dúnadanov inde do bezpečia, ty nezostaneš.
Hem Ayrıkvadiye at sürerken hem de Duneadin'i güvenli bir yere götürürken Kalmayacaksın.Ale přesto, ať pojede do Roklinky, nebo povede Dúnadany jinam do bezpečí, ty nezůstaneš.
Hem Ayrıkvadiye at sürerken hem de Duneadin'i güvenli bir yere götürürken Kalmayacaksın.Egal, ob er nach Bruchtal reitet oder die Dúnedain anderswo in Sicherheit bringt, du wirst hier nicht bleiben.
Hem Ayrıkvadiye at sürerken hem de Duneadin'i güvenli bir yere götürürken Kalmayacaksın.Hvad enten han rider til Rivendell, eller leder folket i sikkerhed andet steds, så vil du ikke blive.
Hem Ayrıkvadiye at sürerken hem de Duneadin'i güvenli bir yere götürürken Kalmayacaksın.Maar of hij nu naar Rivendel rijdt of de Dúnedain elders naar veiligheid leidt, jij wilt niet blijven.
Hem Ayrıkvadiye at sürerken hem de Duneadin'i güvenli bir yere götürürken Kalmayacaksın.Mas mesmo que ele vá até Rivendell ou lidere os Dúnedain para segurança em outro lugar, você não ficará.
Hem Ayrıkvadiye at sürerken hem de Duneadin'i güvenli bir yere götürürken Kalmayacaksın.Tanto si cabalga hasta Rivendell como si guía a los Dúnedain a cualquier lugar seguro, tu no estarás.
Hem Ayrıkvadiye at sürerken hem de Duneadin'i güvenli bir yere götürürken Kalmayacaksın.Όμως είτε πάει στο Σχιστό λαγκάδι είτε οδηγήσει τους Ντούνενταϊν στην ασφάλεια κάπου αλλού εσύ δε θα μείνεις.
Hem Ayrıkvadiye at sürerken hem de Duneadin'i güvenli bir yere götürürken Kalmayacaksın.И всё же, едет ли он в Ривенделл или ведёт дунаданов в иное укрытие, ты остаться не желаешь.
İkinci olarak, unutmakla kalmayacaksınız, kafanız da karışacak. .E la seconda cosa è, non solo te le scordi, ma probabilmente ti ci confondi.
İkinci olarak, unutmakla kalmayacaksınız, kafanız da karışacak. .Po drugie, to nie tylko fakt, że je zapomnicie, ale pewnie będą wam się mylić.
İkinci olarak, unutmakla kalmayacaksınız, kafanız da karışacak. .И второто нещо е, не само че ще ги забравите, но вероятно ще се объркате.
İkinci olarak, unutmakla kalmayacaksınız, kafanız da karışacak. .والسبب الثاني، انك لن تنساها فقط، ولكنك ستشعر بالارباك
İkinci olarak, unutmakla kalmayacaksınız, kafanız da karışacak. .困惑のもとにもなります。 時には、aがxの、bがyの分母に、使用され、
İsa ona, ‹‹Bu büyük yapıları görüyor musun? Burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!›› dedi.Gesù gli rispose: «Vedi queste grandi costruzioni? Non rimarrà qui pietra su pietra, che non sia distrutta»
İsa ona, ‹‹Bu büyük yapıları görüyor musun? Burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!›› dedi.In Jezus mu reče: Vidiš te velike stavbe? Ne ostane tu kamen na kamenu, ki bi se ne podrl.
İsa ona, ‹‹Bu büyük yapıları görüyor musun? Burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!›› dedi.예수께서 이르시되 네가 이 큰 건물들을 보느냐 돌 하나도 돌 위에 남지 않고 다 무너뜨려지리라 하시니라
İsa ona, ‹‹Bu büyük yapıları görüyor musun? Burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!›› dedi.Og Jesus sa til ham: Ser du disse store bygninger? Det skal ikke levnes sten på sten som ikke skal brytes ned.
İsa ona, ‹‹Bu büyük yapıları görüyor musun? Burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!›› dedi.Y Jesús le dijo: --¿Veis estos grandes edificios? Aquí no quedará piedra sobre piedra que no sea derribada
İsa ona, ‹‹Bu büyük yapıları görüyor musun? Burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!›› dedi.О Обаче, трябва първо да се проповядва благовестието на всичките народи.
İsa ona, ‹‹Bu büyük yapıları görüyor musun? Burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!›› dedi.ויען ישוע אתו ויאמר הראית את כל הבנינים הגדולים האלה לא תשאר אבן על אבן אשר לא תתפרק׃
İsa ona, ‹‹Bu büyük yapıları görüyor musun? Burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!›› dedi.فاجاب يسوع وقال له أتنظر هذه الابنية العظيمة. لا يترك حجر على حجر لا ينقض.
İsa ona, ‹‹Bu büyük yapıları görüyor musun? Burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!›› dedi.耶 穌 對 他 說 、 你 看 見 這 大 殿 宇 麼 . 將 來 在 這 裡 沒 有 一 塊 石 頭 留 在 石 頭 上 、 不 被 拆 毀 了
İsa ona, ‹‹Bu büyük yapıları görüyor musun? Burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!›› dedi.耶穌對 他 說 、 你 看 見這 大 殿宇麼.將來 在 這裡沒 有 一 塊 石 頭留 在 石頭 上 、 不 被 拆毀了
İyi şanslar çocuklar. Dikkatli olun. Kimse arkada kalmayacak.Onko tämä oikea rakennus.
İyi şanslar çocuklar. Dikkatli olun. Kimse arkada kalmayacak.يبدو خائفا جدا - . حسنا. تلك دائما علامة جيدة -.
Kalmayacak kötülerin asası, Doğruların payına düşen toprakta, Yoksa doğrular haksızlığa el uzatabilir.악인의 권세가 의인의 업에 미치지 못하리니 이는 의인으로 죄악에 손을 대지 않게 함이로다
Kalmayacak kötülerin asası, Doğruların payına düşen toprakta, Yoksa doğrular haksızlığa el uzatabilir.Mert nem pihen meg a gonoszság pálczája az igazak részén, hogy rosszra ne nyújtsák ki kezeiket az igazak.
Kalmayacak kötülerin asası, Doğruların payına düşen toprakta, Yoksa doğrular haksızlığa el uzatabilir.Orang jahat tidak akan terus berkuasa di tanah pusaka orang jujur, supaya orang baik tidak ikut berbuat jahat
Kalmayacak kötülerin asası, Doğruların payına düşen toprakta, Yoksa doğrular haksızlığa el uzatabilir.Zakaj žezlo krivice ne bo počivalo nad deležem pravičnih, da ne iztegnejo pravični po krivici rok svojih.
Kalmayacak kötülerin asası, Doğruların payına düşen toprakta, Yoksa doğrular haksızlığa el uzatabilir.כי לא ינוח שבט הרשע על גורל הצדיקים למען לא ישלחו הצדיקים בעולתה ידיהם׃
Kalmayacak kötülerin asası, Doğruların payına düşen toprakta, Yoksa doğrular haksızlığa el uzatabilir.لانه لا تستقر عصا الاشرار على نصيب الصديقين لكيلا يمد الصديقون ايديهم الى الاثم.
Kalmayacak kötülerin asası, Doğruların payına düşen toprakta, Yoksa doğrular haksızlığa el uzatabilir.惡 人 的 杖 、 不 常 落 在 義 人 的 分 上 、 免 得 義 人 伸 手 作 惡