Bu, birisi orada kalmak zorunda demek.Това означава, че някой трябва да остане.
Bu, birisi orada kalmak zorunda demek.Това означава, че някой трябва да остане.
Bu, birisi orada kalmak zorunda demek..ואני כל-כך גאה בך .אני כל-כך מפחדת
Bu, birisi orada kalmak zorunda demek.هذا يعنى أن شخص ما عليه أن يبقى هناك
Bu da hayatta kalmak için ne kadar önemli bir özellik olduğunu çok net olarak gösteriyor.Dat is een duidelijke indicatie hoe enorm belangrijk deze eigenschap is voor het overleven.
Bu da hayatta kalmak için ne kadar önemli bir özellik olduğunu çok net olarak gösteriyor.이는 이 특성이 생존을 위해 얼마나 극적으로 중요했는지 명백하게 보여주는 거에요.
Bu da hayatta kalmak için ne kadar önemli bir özellik olduğunu çok net olarak gösteriyor.שזו אינדיקציה ברורה לעד כמה, בצורה מרשימה, חשובה תכונה זו להישרדות.
Bu da hayatta kalmak için ne kadar önemli bir özellik olduğunu çok net olarak gösteriyor.و هو إشارة واضحة لمدي أهميته الشديدة. هذه الصفة للبقاء
Bu da hayatta kalmak için ne kadar önemli bir özellik olduğunu çok net olarak gösteriyor.生物の生き残りのために とりわけ重要であったことを示しています それほど多くの生物にとって重要な
Bu deneyimlere düşmek, veya bu deneyimlerden mahrum kalmak seni yalnız yapar.Ich fühle all die Erfahrungen oder den Mangel an Erfahrungen, die einem einsam machen.
Bu deneyimlere düşmek, veya bu deneyimlerden mahrum kalmak seni yalnız yapar.У меня нет переживаний, или отсутствия переживаний, которые делают тебя одиноким.
Bu evde kalmak istemiyorum bu yüzden ayrılıyorumAku tidak ingin tinggal di rumah ini, karena itulah aku pergi.
Bu evde kalmak istemiyorum bu yüzden ayrılıyorumCon đã không muốn sống trong ngôi nhà này, đó là lý do tại sao con ra đi.
Bu evde kalmak istemiyorum bu yüzden ayrılıyorumIch wollte nicht in diesem Haus bleiben, deshalb bin ich gegangen.
Bu evde kalmak istemiyorum bu yüzden ayrılıyorumIk wilde niet in dit huis blijven, dat ik waarom ik vertrok.
Bu evde kalmak istemiyorum bu yüzden ayrılıyorumJag ville inte stanna i detta hus, därför lämnade jag det.
Bu evde kalmak istemiyorum bu yüzden ayrılıyorumJe ne veux pas rester dans cette maison, c'est pourquoi je suis parti.
Bu evde kalmak istemiyorum bu yüzden ayrılıyorumNon volevo stare in questa casa, per questo motivo me ne sono andato.
Bu evde kalmak istemiyorum bu yüzden ayrılıyorumNu am vrut sa mai locuiesc aici. De aceea am plecat.
Bu evde kalmak istemiyorum bu yüzden ayrılıyorumΔεν ήθελα να μείνω σ'αυτό το σπίτι, γι'αυτό κι έφυγα.
Bu evde kalmak istemiyorum bu yüzden ayrılıyorumЯ не хочу оставаться в этом доме, из-за этого я и ушел.
Bu evde kalmak istemiyorum bu yüzden ayrılıyorumלא רציתי להישאר בבית הזה, בגלל זה עזבתי
Bu evde kalmak istemiyorum bu yüzden ayrılıyorumلا أريد البقاء في هذا المنزل لذلك غادرت
Bu evde kalmak istemiyorum bu yüzden ayrılıyorumハニの事も 僕の意見は聞かないで <Br>また戻ってこさせたじゃないですか
Bu gaz, ama bu örnek ile yola çıktık diyelim Bu örnekte kalmak.Detta var en gas, men jag började med detta exempel så låt oss stanna med det exemplet.
Bu gaz, ama bu örnek ile yola çıktık diyelim Bu örnekte kalmak.Dies war ein Gas, aber ich begann mit diesem Beispiel also lasst uns bei diesem Beispiel hier bleiben.
Bu gaz, ama bu örnek ile yola çıktık diyelim Bu örnekte kalmak.Dit was een gas, maar ik was begonnen met dat voorbeeld, dus laten we bij dat voorbeeld blijven.
Bu gaz, ama bu örnek ile yola çıktık diyelim Bu örnekte kalmak.Esto era un gas, pero comencé con ese ejemplo así que vamos a quedarse con ese ejemplo.
Bu gaz, ama bu örnek ile yola çıktık diyelim Bu örnekte kalmak.Ini adalah gas, tetapi saya mulai dengan contoh yang jadi mari kita tinggal dengan contoh itu.
Bu gaz, ama bu örnek ile yola çıktık diyelim Bu örnekte kalmak.Před chvílí jsme měli plyn, ale teď se vrátíme k prvnímu příkladu s roztokem.
Bu gaz, ama bu örnek ile yola çıktık diyelim Bu örnekte kalmak.Pred tým sme mali plyn ale teraz začali sme s iným príkladom.
Bu gaz, ama bu örnek ile yola çıktık diyelim Bu örnekte kalmak.Questo era un gas, ho iniziato con quell'esempio quindi restiamo con quell'esempio.
Bu gaz, ama bu örnek ile yola çıktık diyelim Bu örnekte kalmak.To był gaz, ale zacząłem omawiać ten przykład, więc zostańmy przy nim.
Bu gerçekten de doğru. Sizi sürekli bir nebze rahatsız eder, aç kalmak gibi.Det stör dig hela tiden lite, det är som att vara hungrig.
Bu gerçekten de doğru. Sizi sürekli bir nebze rahatsız eder, aç kalmak gibi.Egy kicsit zavar csak, de azt egyfolytában, mint amikor éhesek vagyunk.
Bu gerçekten de doğru. Sizi sürekli bir nebze rahatsız eder, aç kalmak gibi.Es beschäftigt Einen ein wenig, so wie hungrig sein.
Bu gerçekten de doğru. Sizi sürekli bir nebze rahatsız eder, aç kalmak gibi.Está sempre a incomodar-nos um bocadinho, como ter-se fome.
Bu gerçekten de doğru. Sizi sürekli bir nebze rahatsız eder, aç kalmak gibi.Het blijft je een klein beetje lastig vallen, zoals honger hebben.
Bu gerçekten de doğru. Sizi sürekli bir nebze rahatsız eder, aç kalmak gibi.Neprestano vas po malem nadleguje, kot da bi bili lačni.
Bu gerçekten de doğru. Sizi sürekli bir nebze rahatsız eder, aç kalmak gibi.Nepřestává vás to otravovat, je to jako když máte hlad.
Bu gerçekten de doğru. Sizi sürekli bir nebze rahatsız eder, aç kalmak gibi.Te molesta un poco todo el tiempo, como tener hambre.
Bu gerçekten de doğru. Sizi sürekli bir nebze rahatsız eder, aç kalmak gibi.Te tot sâcâie, ca atunci când îţi e foame.
Bu gezegendeki tüm canlılarla paylaştığımız birincisi, hayatta kalmak.Het eerste doel, dat we met elk ander levend wezen op deze planeet delen, is om te overleven.
Bu gezegendeki tüm canlılarla paylaştığımız birincisi, hayatta kalmak.한개의 목적은 우리 지구의 모든 인간들이 공동으로 추구합니다.
Bu gezegendeki tüm canlılarla paylaştığımız birincisi, hayatta kalmak.Mục tiêu đầu tiên chúng ta chia sẻ với mọi sinh vật sống trên hành tinh này đó là tồn tại.
Bu gezegendeki tüm canlılarla paylaştığımız birincisi, hayatta kalmak.Wir wollen überleben. Ich nenne es Bewahrung:
Bu gezegendeki tüm canlılarla paylaştığımız birincisi, hayatta kalmak.Первая цель - и ее мы разделяем со всеми другими населяющими эту планету организмами -
Bu gezegendeki tüm canlılarla paylaştığımız birincisi, hayatta kalmak.המטרה הראשונה שאותה אנחנו חולקים עם כל יצור חי בכדור הארץ,
Bu gezegendeki tüm canlılarla paylaştığımız birincisi, hayatta kalmak.الهدف الأول والذي نتشاركه مع كل شي حي على هذا الكوكب
Bu gezegendeki tüm canlılarla paylaştığımız birincisi, hayatta kalmak.生きのびること これを永続化と呼びます
Bugün, dünyanın tüm iklimlerinde yaşayabiliyoruz ve sağ kalmak için kültürümüze bağlı kalabilmemiz, bize özgüDnes žijeme ve všech podnebích, po celém světě. Ve své zásadní závislosti na kultuře jsme jedineční.
Bugün, dünyanın tüm iklimlerinde yaşayabiliyoruz ve sağ kalmak için kültürümüze bağlı kalabilmemiz, bize özgü오늘날, 우리는 전세계의 온갖 기후에서 살고, 특이하게도 생존을 위하여 문화에 의존합니다.
Bugün, dünyanın tüm iklimlerinde yaşayabiliyoruz ve sağ kalmak için kültürümüze bağlı kalabilmemiz, bize özgüV dnešnej dobe žijeme po celom svete. A sme unikátny našou kultúrou a závislosťou na nej.
Bugün, dünyanın tüm iklimlerinde yaşayabiliyoruz ve sağ kalmak için kültürümüze bağlı kalabilmemiz, bize özgüاليوم,نعيش فى كل المناخات, فى جميع أنحاء العالم ; وننفرد ,فى اعتمادنا على ثقافتنا للبقاء على قيد الحياة
Bugün, dünyanın tüm iklimlerinde yaşayabiliyoruz ve sağ kalmak için kültürümüze bağlı kalabilmemiz, bize özgüわたしたちの特異性は生き残るための文化に依存しています。 どのようにそこからここへ来たか、ということが
Bu içgüdüler hem gerçek hem de sanal dünyalarda hayatta kalmak için gereklidir.Aceste instincte sunt esenţiale pentru supravieţuire atât în lumea reală, cât şi în cea virtuală.
Bu içgüdüler hem gerçek hem de sanal dünyalarda hayatta kalmak için gereklidir.Ces instincts de survie sont essentiels dans la réalité et dans les jeu vidéo.
Bu içgüdüler hem gerçek hem de sanal dünyalarda hayatta kalmak için gereklidir.Die instincten zijn essentieel om te overleven in zowel de echte als in virtuele werelden.
Bu içgüdüler hem gerçek hem de sanal dünyalarda hayatta kalmak için gereklidir.Diese Instinkte sind grundlegend für das Überleben in realen und virtuellen Welten.
Bu içgüdüler hem gerçek hem de sanal dünyalarda hayatta kalmak için gereklidir.Estos instintos son esenciales para sobrevivir en el mundo real y el virtual.