Geceleri uyuyamadığı için çalışmak zorunda kalmaktadır.ובנוסף להכול היא לא ישנה בלילה.
Kentte Stavroginler'in evinde konuk olarak kalmaktadır.כל הקהילה מתאספת בביתו של הקפיטן הורסטר.
Mürettebatın çoğu ışınıma maruz kalmaktan öldü.מספר אנשי צוות נפטרו מהחשיפה לקרינה.
Ağzı tüylerin altında kalmaktadır.הפה נמצא מתחת החוטם.
Artık tek amacı hayatta kalmaktır.הנושא הוא פשוט הישרדות.
Aminta çoban olarak kalmak istemektedir.אל נלך כצאן לטבח!
Olga bir Rus'la evlenmek ve vatanında kalmak istedi.אולגה דחתה את שתי ההצעות, וטענה שהיא רוצה להתחתן עם רוסי ולהישאר בארצה.
Akıl hastası olduğunu iddia eden üç fizikçi özel bir hastanede kalmaktadır.בעבר המענה לצרכיהם של אנשים החולים במחלת נפש קשה היה ממוקד בבית חולים הפסיכיאטרי.
Gücünü hayatta kalmak için kullanır.בגלל יכולותיו, הוא שורד.
Ortalama bir Amerika vatandaşı yıllık ortalama 3 mSv doza maruz kalmaktadır.צוות הטיסה האזרחי הממוצע נחשף בשנה ל 3 mSv.
İlk turda sekiz yarışçı finale kalmak için 1 dakika içerisinde en fazla isabeti bulmaya çalışır.מטרת התחרות היא להשיג כמה שיותר נקודות במהלך דקה אחת.
Artık hep yanlarında kalmak isteyen Gulliver’e izin vermez, onu evine gönderirler.אל נוהג להכות את הבחורים שקלי מביאה הביתה.
Birlikte, hayatta kalmak için yiyecek çalarak idare ettikleri geçici bir aile oldular.היא נאלצה לגנוב אוכל כדי להתקיים.
Kalmak istemiyorsan kalmak zorunda değilsin.אם אתה לא רוצה להישאר, אינך חייב.
Kalmak istemiyorsan kalmak zorunda değilsin.אם אתה לא רוצה להישאר, אתה לא חייב.
Kalmak istemiyorsan kalmak zorunda değilsin.אתה לא חייב להישאר אם אינך רוצה.
Olga bir Rus'la evlenmek ve vatanında kalmak istedi.Олга обаче настоява да се омъжи за руснак и остава в родината си.
Afrika'nın tarım topraklarının %65'i erozyona maruz kalmaktadır.Около 65% от земеделските земи на Африка страдат от ерозия на почвата.
Oğlu ve gelini de onunla birlikte kalmaktadır.Освен това, жена му и децата му също ще останат.
Artık Duru, onun evinde kalmaktadır.Алисия остава да живее в дома му.
Uzay istasyonları, yörüngede haftalarca, aylarca, hatta yıllarca kalmak üzere tasarlanırlar.Те са предвидени за средносрочно пребиваване в орбита, достигащо седмици, месеци и дори години.
Armi tek başına kalmaktan korkmaktadır.Те са ужасени да остават сами.
Hayatta kalmak için gereken tüm saldırılara izin verilir.Всички членове на семейството са принудени да се трудят, за да оцеляват.
Hamile kalmak isteyen kadınlar da bu su ile yıkanır.Жените нагазили във водата и започнали да перат.
Okul öğrencilerinin büyük bir kısmı okul bahçesindeki yatılı pansiyonda kalmaktadır.По-голямата част от ученичките са настанени на пансион.
Sağlık ocağı yetersiz kalmaktadır.Санитарното обслужване е неразвито.
Aries, uzaklaştırılmışken serbest kalmak istedi ve TNA onu serbest bıraktı.По време на съкращението, Ейрис поиска, и получи, да бъде освободен от TNA.
1998 yılından bu yana ailesi ile birlikte South Jordan'da kalmaktadır.От 1998 година живее в Коринт със семейството си.
HBT düzenli olarak her Cuma yayınlanmakta ve tüm hafta bayiide kalmaktadır.Традиционно този контрол се осъществява всеки петък и се излъчва пряко от БНТ.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.Въпреки това решава да остане и да продължи кариерата си в Севлиево.
Bugün biliyoruz ki ışığın hızı böyle bir yöntem için çok fazla hızlı kalmaktadır.Днес метърът е дефиниран чрез скоростта на светлината, която е постоянна величина.
Bir gece daha kalmak istiyorum. Mümkün mü?Искам да остана още една вечер. Възможно ли е?
Pazartesiye kadar Boston'da kalmak istiyorum.Искам да остана в Бостън до понеделник.
Bu lisans, kullanıcı materyali kaldırmasından sonra daimi olarak kalmaktadır.Ova licenca je TRAJNA, čak i nakon što korisnik ukloni materijal.
Kışın köyde çok az insan kalmaktadır.Tijekom zime u selu živi mali broj stanovnika.
Oğlu ve gelini de onunla birlikte kalmaktadır.Iza njega ostala je supruga i kći sa svojom obitelji. (srp.)
Yalnız kalmak istemez, küser.On nije sam u svojim voajerističkim namjerama.
Amacı, hayatta kalmaktır.To je preživjela.
Ortalama bir Amerika vatandaşı yıllık ortalama 3 mSv doza maruz kalmaktadır.Prosječna ekvivalentna doza iznosi oko 3 mSv po osobi godišnje.
Yani bazı mevsimler halk buralara kalmak için gider.No unatoč tome dio je civila odlučio ostati.
Finlandiya'nın dörtte birini oluşturmaktadır ve büyük kısmı Kuzey Kutup Dairesi'nin kuzeyinde kalmaktadır.Ukupan broj stanovnika je 347 i oni su uglavnom smješteni na sjevernom dijelu otoka.
Sonuçta fosfat iyonu serbest kalmaktadır.Aktivnost alkalne fosfataze također se umjereno povisuje.
Uzay istasyonları, yörüngede haftalarca, aylarca, hatta yıllarca kalmak üzere tasarlanırlar.Kozmická stanica je zariadená pre strednodobé pobyty, od niekoľkých týždňov alebo mesiacov až po roky.
Yalnız kalmak istemez, küser.Neodporúča sa chovať samú zebričku.
Kar ortalama 14,1 gün yerde kalmaktadır.Počas tohto mesiaca trvá pršanie a sneženie 14,6 dní.
Artık şehzadeler kapalı yerlerde de kalmaktan kurtulmuşlardı.Ľudia sa presťahovali do miest, kde dokončili ohradzovanie.
Oğlu ve gelini de onunla birlikte kalmaktadır.Práve tu s ním (a nevlastnou dcérou) aj žije.
Ben insan kalmak istiyorum, tüm dostlarım gibi.Je bytím osebe a práve tak aj bytím pre iné.
Yurtta Kabilli 20 yetim çocuk kalmaktadır.V okrese Poltár sa nachádza 27 kultúrnych pamiatok.
Eli Acıman üç yıl kalmak üzere ABD'ye gitti.Utiekol do Spojených Štátov na dva roky.
Ferit ise bir pansiyonda kalmaktadır.Prost naďalej zostáva vo Ferrari.
Seine nehrin kuzeyinde kalan 55 Rue du Faubourg-Saint-Honoré sokağında kalmaktadır.Z tohto dôvodu museli byť zbúrané domy na rohu ulice Rue du Faubourg-Saint-Honoré.
Arabasına ateş açılması sonucu ağır yaralandı ve 3 ay hastanede kalmak zorundaydı.Pri jednej jazde sa vážne zranil a pol roka sa liečil.
Ancak, suyun nereye gittiği sorusu geriye kalmaktadır.Otázkou zostávalo kde.
Buradan derya tercümanı Kalmaki yanına katıp oldu.Traduje sa, že na Končistú vystúpil z Lúčneho sedla.
Şu anda ailesinin evinde kalmaktadır.Saj ostane v družini, kajne?
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.Velike ladje morajo potovati okoli Šrilanke.
Kış aylarında çoğu kez kapalı kalmaktadır.Včasih je morala biti pozimi več mesecev zaprta.
Marguerite bu hapishanede çocuğunu öldürmesi suçuna sanıklık ile tutuklu olarak kalmaktadır.Margareta leži v ječi in čaka obsodbe, ker je v blaznosti umorila svojega otroka.
Oğlu ve gelini de onunla birlikte kalmaktadır.Tam se mu pridruži tudi Bronja s hčerko.