Artık tek amacı hayatta kalmaktır.唯一存命している。
Akıl hastası olduğunu iddia eden üç fizikçi özel bir hastanede kalmaktadır.元精神病患者で、自分が精神病院に入院していたことを言いふらして回っている。
Bölge şu anda Roma'nın kent bölgesinin içinde kalmaktadır.この門は今もローマ市内に残っている。
Herkese, en şiddetli fırtınada bile fener içinde kalmak istediğini söylüyordu.ストーリー 忍の里で最強と言われたくノ一がいた。
Öğrenciler üç kişilik odalarda kalmaktadırlar.世界学生では3位にとどまった。
Buradan derya tercümanı Kalmaki yanına katıp oldu.ここでは直訳的に敢えて訳した。
Burada kalmak için bir süre erkek kılığında dolaşır.女とばれた後もしばらくは男装していた。
Okul öğrencilerinin büyük bir kısmı okul bahçesindeki yatılı pansiyonda kalmaktadır.学生の大多数はキャンパス内の寮に住んでいる。
Aminta çoban olarak kalmak istemektedir.太一をパシリとしてこき使うことがある。
Fakat toprak altında kalmaktan kurtulamamıştır.床の下にいる為、倒せない。
Geceleri uyuyamadığı için çalışmak zorunda kalmaktadır.夜、真っ暗だと寝られないタイプである。
Yabancı vatandaşlar sadece 90 gün boyunca Kosova'da kalmak hakkına sahiptir.トルコ人は日本へはビザ無しで90日間まで滞在できるために、短期滞在の人も多い。
Annesinin yeni eşinden iki çocuğu vardır (Emma'nın üvey kardeşleri) ve düzenli olarak onlarla kalmaktadır.現在は二児(長女・次女)の母親。
3 kötü hayalet amcaları ile birlikte eski bir evde kalmaktadırlar.高級老人ホームで気ままな生活を送っていた、仲のよい老人6人組。
Buna benzer sebeplerden dolayı nüfus sabit kalmaktadır.こちらも、同様の理由で一般人の立ち入りが禁止されている。
Amcam şu anda Hong Kong'da kalmaktadır.おじは今香港に滞在している。
Kılavuzluk ve yedekçilik (römorkörcülük) isteğe bağlı kalmaktadır.遵循和枝的指示。
Olga bir Rus'la evlenmek ve vatanında kalmak istedi.而奥尔加希望嫁给一名俄国籍人并留在俄罗斯帝国。
Ay yüzeyinin önemli bir bölümü keşfedilmemiş olup bir dizi jeolojik soru cevapsız kalmaktadır.月球表面有相当大的部分还没被勘察过,很多地质问题仍没有答案。
Oğlu ve gelini de onunla birlikte kalmaktadır.她的丈夫和子女亦陪同左右。
Yaklaşık 100 veya 120 gün kar yerde kalmaktadır.无霜期140-190天,结冰期约120天。
Bu yüzden evrenin bu bölümleri gözlemlenebilir evrenin dışında kalmaktadır.因此這一部分的區域在可觀測宇宙之外。
Dolayısıyla savunmada kalmak yeterliydi.为近被防卫要地。
"International Code of Virus Classification and Nomenclature (ICVCN)" ise BioCode'un dışında kalmaktadır.《国际病毒命名和分类法规》(International Code of Virus Classification and Nomenclature,简称ICVCN)是不属于生物命名法规的。
Öğrenciler 4 kişilik odalarda kalmaktadırlar.四個學生被分配到每個房間。
Jüpiter’in manyetosferinin örtüsü, Dünya’nın manyetik alanıyla karşılaştırıldığında daha zayıf kalmaktadır.木星磁層殘留的覆蓋面遠小於地球的磁場。
Amacı, hayatta kalmaktır.长征的目的在于求生存。
Onlar için uyumak veya uykuda kalmak genellikle zordur.总是睡觉,很难叫醒。
Yurtta Kabilli 20 yetim çocuk kalmaktadır.莱塔河畔布鲁克县辖有20个市镇。
Programa sadık kalmak için her gün 12 saat senaryo yazmaya başladılar.樂團成立一周後便有一場現場表演,她們為此每天在錄音室練習12小時。
Eli Acıman üç yıl kalmak üzere ABD'ye gitti.故火遠理命住其國,至三年。
Oyunun amacı savaşta hayatta kalmaktır.游戏主要目标为生存。
Yalnız kalmak istemez, küser.珝辭不與,安遂獨奏。
Bununla birlikte, Hindistan'ın tarımsal üretimi, olası gücünün çok gerisinde kalmaktadır.尽管如此,国家的生产能力仍然滞后。
Bu nedenle 'ndan gelen depresyonlar etkisi altında kalmaktadır.其如果真的患上了抑郁症,也应该与这方面有关。
Bugün büyük bir kısmı Rusya'ya ait olan Kaliningrad'da kalmaktadır.留下的少部分民众即是今日俄罗斯境内的卡爾梅克人。
O yüzden gerçek anlamda tarafsız kalmak mümkün değildir.在那种情况下,我不可能保持完全中立。
Geriye 10 adet büyük eşya kalmaktadır.又著有《外台要略》十卷。
Mürettebatın çoğu ışınıma maruz kalmaktan öldü.它的大部分船员在沉没时遇难。
1 ay kalmak mümkündür.1개월간 보관할 수 있다.
Kuşatılmış 100.000 sivilin çoğunluğu halen devam etmekte olan savaşlardan yoksul ve işsiz kalmaktadır.10만 명 넘는 시민들이 가난하고 직업이 없는 채 포위되어 있다.
Amacı, hayatta kalmaktır.간은 생존에 필요하다.
Kadın hareketinden dolayı mecburen gizli kalmaktan sıkıldım" diye bağırdım.이에 응하여 여성 운동에 대한 방침과 방향을 세워 분투하게 된다.'고 하였다.
Oyunun amacı savaşta hayatta kalmaktır.이 게임의 가장 큰 목표는 전쟁이 끝날 때까지 생존하는 것이다.
Sonra da Alemdar'ın kalmakta olduğu Bâbıâli'yi bastılar, sekbanların karşı koyması üzerine de ateşe verdiler.인도 불교의 일부 대승교도는 현세를 예토(穢土)라고 하여 피안의 세계에서 정토(淨土)를 구하였다.
80 dB üserindeki seslere uzun süre maruz kalmak işitme kaybına neden olabilir.이를테면 30db의 청력 손실은 일상 대화가 귓속말로 들린다.
Bu uzunluğun 325 km'si Rusya, 338 km'si Beyaz Rusya, 352 km'si Letonya topraklarında kalmaktadır.이 중 325km는 러시아, 328km는 벨라루스, 367km는 라트비아에 속해 있다.
Programa sadık kalmak için her gün 12 saat senaryo yazmaya başladılar.이후 그는 매일 하루에 12시간 내지 15시간 고해성사를 주며 지냈다.
Okul öğrencilerinin büyük bir kısmı okul bahçesindeki yatılı pansiyonda kalmaktadır.학생들 대부분은 학교 캠퍼스 내에 있는 기숙사 생활을 한다.
Ned’in dirilttiği kişi yalnızca 1 dakika hayatta kalmak zorundadır.퇴직한 사람들의 인구는 4분의 1 가까이를 차지한다.
Kışın ise yerleşik nüfus mahallede kalmaktadır.겨울에는 사람들이 다니는 인근 공원에서도 쉽게 볼수 있다.
Çocukluğunda birçok aile bireyinin yanında kalmak zorunda kaldı.그는 사는 동안에 여러 나라 어린이들을 기쁘게 하는 데 성공했다.
Herkese, en şiddetli fırtınada bile fener içinde kalmak istediğini söylüyordu.일제 강점기에 조선귀족 가운데서도 가장 부유하게 살았다는 말이 전해진다.
Bu yönde bir belirti olmayınca açıklamalardaki ayrıntıları eksik kalmaktadır.그 운용에 대해서는 일절 데이터가 없어서 자세한 것은 불명이다.
Kurallar aynı kalmakla beraber uygulamanın her türden yeni koşula uyarlanması gerekiyordu.이 개념은 모든 상황에 같은 지침이 적용되는 것이 이상적인 경우를 전제로 한다.
Bundan dolayı eğitim imkânları yetersiz kalmaktadır.종류에 따라서 교육과정이 천차만별이다.
Buna benzer sebeplerden dolayı nüfus sabit kalmaktadır.이러한 이유로 인천은 그 지위가 계속하여 승격되었다.
Shane, kalmak için ne gerekiyorsa yapacağını söyler.아이에테스는 이아손이 어떠한 과제를 수행해야만, 그것을 주겠다고 했다.
Oğlu ve gelini de onunla birlikte kalmaktadır.הותירה אחריה את בעלה, בת ובן משותפים.
Ancak, suyun nereye gittiği sorusu geriye kalmaktadır.השאלה היא מניין הגיעו המים להשקיה.