Artık şehzadeler kapalı yerlerde de kalmaktan kurtulmuşlardı.Мешканці прилеглих будинків були тимчасово евакуйовані в безпечні місця.
Aynı zamanda sulama suyu da vardır, ama zaman zaman yetersiz kalmaktadır.Водогін є в наявності, але водопостачання в даний період відсутнє.
Shane, kalmak için ne gerekiyorsa yapacağını söyler.Іван все знає, він розповість, як потрібно жити.
O yüzden gerçek anlamda tarafsız kalmak mümkün değildir.Тому вони не можуть бути охарактеризовані, як істинно нейтральні.
DayZ'da amacınız bir zombi salgını şartları altında sağlıklı bir şekilde hayatta kalmaktır.Перед гравцем в DayZ ставиться мета вижити у ворожому світі, охопленому зомбі-апокаліпсисом.
İki gün yatakta kalmak zorunda kaldım.Мені прийшлося залишатися в ліжку протягом двох днів.
Kalmak istiyorum.Я б хотів лишитися.
Tom su çiçeği olduğu için evde kalmak zorunda.Том мусить залишатися вдома, бо у нього вітрянка.
Ben kalmak zorundayım.Я маю лишитися.
Kalmak için buradayım.Я тут для того, щоб залишитися.
Onlar kalmak istiyor.Вони хочуть залишитися.
Firavun sözünden döndü ve İsrailoğulları Mısır'da kalmak zorunda kaldı.Faraon však neuposlechl a namísto toho ještě přitížil Izraelitům práci.
Ay yüzeyinin önemli bir bölümü keşfedilmemiş olup bir dizi jeolojik soru cevapsız kalmaktadır.Značná část měsíčního povrchu nebyla prozkoumána, a řada geologických otázek zůstává nezodpovězených.
Uzay istasyonları, yörüngede haftalarca, aylarca, hatta yıllarca kalmak üzere tasarlanırlar.Vesmírná stanice je zařízena pro střednědobé pobyty, od několika týdnů, měsíců až po roky.
Oğlu ve gelini de onunla birlikte kalmaktadır.Společně s ním odešli i jeho žena a dva synové.
Artık şehzadeler kapalı yerlerde de kalmaktan kurtulmuşlardı.Ti, kteří zůstali, se ukrývali v úkrytech (lochy).
Amacı, hayatta kalmaktır.Jde o přežití.
Yaklaşık 100 veya 120 gün kar yerde kalmaktadır.Po dobu 100 až 120 dnů se v oblasti vyskytuje sněhová pokrývka.
Zihinsel takıntılara bağlanıp kalmaktan kaçınmanın yöntemlerini öğretir.Má člověka naučit, jak předcházet psychickým obtížím.
Canavar ona kale kalmak keşfeder, o bir zindan onu kilitler.Čarodějnice ho následně proměňuje v myš a zavírá do klece.
Burada öngördüğünden fazla kalmak zorunda kaldı.Objeví se jich mnohem více, než předpokládali.
Mürettebatın çoğu ışınıma maruz kalmaktan öldü.Většina posádky zahynula se svojí lodí.
Ergene Ovası nehrin taşması nedeniyle sık sık sular altında kalmaktadır.Je to z důvodu, že v povodí potoka dochází k pravidelným sesuvům půdy.
Afrika'nın tarım topraklarının %65'i erozyona maruz kalmaktadır.Chov zvířat je například zodpovědný za až 91 % odlesňování v oblasti Amazonie.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.Připravoval se v Lohje a ke konci sportovní kariéry v Nivale.
Kazanın kuzey kısmı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kontrolü altında kalmaktadır.Sever distriktu je ovládaný Severokyperskou tureckou republikou.
Kişi, sürekli kalmak niyetiyle bir yerde oturur, buna ikametgâh denir.Bydlištěm je vždy místo, kde se člověk zdržuje trvale, kde je ze své vlastní vůle usídlen.
Yurtta Kabilli 20 yetim çocuk kalmaktadır.V katastrálním území Vilsnice leží i Děčín XXV-Chmelnice.
Gücünü hayatta kalmak için kullanır.Pokouší se použít svou sílu k tomu, aby je našel.
Olga bir Rus'la evlenmek ve vatanında kalmak istedi.Olga voia să se căsătorească cu un rus și să rămână în țara ei.
Oğlu ve gelini de onunla birlikte kalmaktadır.Soția și copilul i s-au alăturat.
İnsanlar pek çok bilinmeyen durumlardan uzak kalmak için korku ve tereddütlerine dayanmaktadır.Oamenii se pot baza pe frică și ezitare să-i țină departe de cel mai profund circumstanțe necunoscute.
O zamanda varlıkları bilinmekte fakat kaynakları ve doğaları çok spekülatif kalmaktaydı.La acea dată, existența lor era cunoscută, dar natura și originea lor rămâneau subiect de speculații.
Hamile kalmak isteyen kadınlar da bu su ile yıkanır.De asemenea, și zidurile casei pot fi spălate cu această apă.
Bu sebeple genç nüfus, diğer şehirlere göç etmek zorunda kalmaktadır.Astfel, polonezii au fost nevoiți să se stabilească cu traiul în alte orașe.
Eski köy alt kısımda kalmaktadır.Noul sediu se afla langa cel vechi.
Sonuçta geriye 145 tümenlik bir kuvvet kalmaktadır.Au mai rămas nefolosite 145 de exemplare.
Fakat Robinho, Santos bütün teklifleri reddettiği için takımında kalmak zorunda kalmıştı.Totuși, el a rămas în America de Sud după ce Santos a refuzat toate ofertele.
Dawn, yalnız kalmak istediğini söyleyip odasına çıkar.Carol îi spune că vrea să stea un timp singură și se duce înapoi în apartament.
Tanais antik yerleşimi, günümüzde Rostov-na-Donu'nun 30 km batısında kalmaktadır.Vestigiile Tanei se găsesc la 30 de kilometri de orașul actual Rostov-pe-Don, în Rusia.
Ayrıca birçok kişi için de ulaşım bedeli çok yüksek kalmaktaydı.Există, de asemenea, și unele dezavantaje, legate mai ales de costurile de transport.
Ben insan kalmak istiyorum, tüm dostlarım gibi."Suntem și noi oameni la fel ca toți alții"”.
Yalnız kalmak istemez, küser.Nu se simte bine singur, fiind un câine de haită.
İdari olarak İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü'nün görev alanı içinde kalmaktadır.A îndeplinit printre altele funcția de guvernator al fortăreței Vincennes.
Firavun sözünden döndü ve İsrailoğulları Mısır'da kalmak zorunda kaldı.Noi am nimicit ceea ce Faraon și poporul lui încropiseră și zidiseră.(7: 137) O, fii ai lui Israel!
Artık tek amacı hayatta kalmaktır.De aici înainte, nu îi rămâne decât să supraviețuiască.
Burada öngördüğünden fazla kalmak zorunda kaldı.Acolo se învãța mai mult decât știa el.
Takımın amacı yükselmenin ardından gelen ilk sezonda ligde kalmaktır.Echipa ajunge la barajul de promovare încă după primul sezon.
Öğrencilerin bir kısmı okul pansiyonunda yatılı kalmaktadır.Câteva familii locuiesc în căminul școlii.
Gitmekte ya da kalmakta özgürsün.Ești liber să pleci sau să rămâi.
Böyle bir günde evde kalmak bir utanç.Este o rușine să se rămână în casă într-o zi ca asta.
Ne kadar süre kalmak istiyorsun?Cât timp vrei să rămâi?
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.A nagy hajóknak Sri Lankán kell keresztül menniük.
Dolayısıyla savunmada kalmak yeterliydi.Emiatt védelem alatt áll.
Artık Duru, onun evinde kalmaktadır.Giulia este otthon marad.
Oğlu ve gelini de onunla birlikte kalmaktadır.Itt nyugszik felesége és fia is.
Oyunun amacı savaşta hayatta kalmaktır.A játékmód célja a túlélés.
Fakat toprak altında kalmaktan kurtulamamıştır.Nem bírt a szárazföldön maradni.
Toplar, söz konusu dönemdeki güçlü kale duvarlarına karşı etkisiz kalmaktaydı.Ezek azonban rendre eredménytelenek voltak az erős falak ellen.
Yalnız kalmak istemez, küser.Egyedül a hím kotlik.