Ana içeriğe geç
Sözlük

kalmak ile cümle

kalmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ve hatta ekonomi, ticaret ve üretime müdahale etmekte veya etmek zorunda kalmaktadır.De regering mengt zich er ook niet in de werkzaamheden, productie en handel van de bedrijven.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.Uiteindelijk is Wilkes naar Amerika gegaan om daar zijn carrière voort te zetten.
Ayrıca köy ihtiyar heyeti bu konulara duyarsız kalmaktadır.Het gemeentebestuur bleef ongevoelig voor deze protesten.
80 dB üserindeki seslere uzun süre maruz kalmak işitme kaybına neden olabilir.Langdurige blootstelling aan geluidsniveaus van 80 dB(A) levert echter op termijn gehoorschade op.
Orada bir hafta kalmak istiyorum.Ik ben van plan er een week te blijven.
Bütün gün yatakta kalmak zorundayım.Ik moet de hele dag in bed blijven.
Eğer hayatta kalmak istiyorsan, yanımda kal.Als je wilt blijven leven, blijf je bij mij.
Havaalanına yakın bir otelde kalmak istiyorum.Ik wil in een hotel vlak bij het vliegveld verblijven.
Hastaydım ve evde kalmak zorundaydım.Ik was ziek, en moest in huis blijven.
Hayatta kalmak için şafak vaktine kadar savaşmak zorunda kalırlar.Aby przetrwać, muszą doczekać świtu.
Amacı, hayatta kalmaktır.Jego głównym celem jest przetrwanie.
Ayrıca, Lando Calrissian sarayda yardımcı koruma olarak kalmaktadır.W pałacu znajduje się także już Lando Calrissian jako najemnik.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.W tym czasie zdecydował się osiedlić w Wiedniu i tam kontynuować swoją karierę.
Oğlu ve gelini de onunla birlikte kalmaktadır.Mieszka wraz ze swoim mężem i córką.
Olga bir Rus'la evlenmek ve vatanında kalmak istedi.Prawdopodobnie Olga była zakochana w kuzynie, chciała również wyjść za mąż za Rosjanina i pozostać w kraju.
Bu yüksek araziler genellikle karla kaplı olup sadece Haziran sonlarından Ekim sonlarında karsız kalmaktadır.Wyżej położone szlaki są często pokryte śniegiem, który ustępuje jedynie w okresie od czerwca do sierpnia.
Öğrenciler 4 kişilik odalarda kalmaktadırlar.Na wyższych piętrach znajdowały się 4-osobowe pokoje studenckie.
Aynı zamanda Zoey'le aynı odada kalmaktadır.Mieszka razem z Zuzią w pokoju.
Fakat mahkumların çok az bir bölümü 14 yıldan fazla hapiste kalmaktadır.Mało kto z tych więźniów pozostawał przy życiu dłużej niż kilkanaście dni.
Kar ortalama 14,1 gün yerde kalmaktadır.Pokrywa śnieżna utrzymuje się średnio 1,5 miesiąca.
Dolayısıyla savunmada kalmak yeterliydi.Tam przeszedł do obrony.
Pittsylvania ilinin (county) sınırları içinde kalmakla birlikte, yönetim bakımından bağımsızdır.Pomimo że miasto leży w granicach hrabstwa Peterborough, jest od niego administracyjnie odrębne.
Bölge şu anda Roma'nın kent bölgesinin içinde kalmaktadır.W całości znajduje się w obrębie miejscowości Rzyki.
İlk andan itibaren hayatta kalmak için birçok şeyden feragat ederler.Od początku zaistnienia problemu podejmowane są liczne próby jego powstrzymywania.
Gene de adamla bu sığınıkta kalmak ve yaşamı için mücadele etmek zorundadır.Bohater musi zostać na miejscu i stoczyć bój o życie.
Artık şehzadeler kapalı yerlerde de kalmaktan kurtulmuşlardı.Mieszkańcy schronili się wówczas w schronach.
"Yarı 'Yolda' kalmak..."Wystawa "W drodze..."
Artık hep yanlarında kalmak isteyen Gulliver’e izin vermez, onu evine gönderirler.Wszyscy są dozgonnie wdzięczni Lucecicie, która jednak odchodzi z ich domu by dalej szukać Gustava.
Kişi, sürekli kalmak niyetiyle bir yerde oturur, buna ikametgâh denir.Mającą wymiar czasu stałą τ {\displaystyle \tau } nazywa się czasem relaksacji.
Çocukluğunda annesi Avrupa'ya dans için turneye gittiğinden dadısı ile kalmaktaydı.W dzieciństwie pomagał ojcu w naprawianiu rowerów.
Fakat yaşı nedeni ile 3 yıl daha orada kalmak zorundaydı.Naprawdę był jednak 3 lata starszy niż podawał.
Bölgenin büyük bir kısmı ve merkezi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kontrolü altında kalmaktadır.Większość łańcucha – część centralna i południowa – leży w granicach Turcji.
Erişim tarihi: 9 Ağustos 2011. ^ ""Doğal kalmak için kendimi seyretmiyorum"".Witold Wrzesień: Czy pokoleniowość nam się nie przydarzy?
Firavun sözünden döndü ve İsrailoğulları Mısır'da kalmak zorunda kaldı.När Pharaon åter lovar att låta Israels folk ge sig av, låter Moïse mörkret vika.
Sağlık ocağı yetersiz kalmaktadır.Skåpet är tyvärr inte bevarat.
Sebze hali yaklaşık altı ay açık kalmaktadır.Vegetationsperioden är cirka 6 månader.
Armi tek başına kalmaktan korkmaktadır.Elling deppar ihop av att bo ensam.
Hayatta kalmak için şafak vaktine kadar savaşmak zorunda kalırlar.För att undkomma måste de ge sig av innan gryningen.
Bunun üzerine ölünceye kadar aynı vazifede kalmak şartıyla Üsküp Kadılığına tayin edildi.Han hade för avsikt att göra det samma i Serafimerordensgillet, då han avled.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.Han ville helst av allt återvända till Korsika och fortsätta sin karriär där.
Hayatta kalmak isteyen biri olursa, bu becerilerden daha fazlasına ihtiyaç duyacaktır.Om jag längtar efter min bästa vän, längtar jag efter någon som finns.
Hayatta kalmak için gereken tüm saldırılara izin verilir.De överlevande tvingas slåss för att överleva.
Canavar ona kale kalmak keşfeder, o bir zindan onu kilitler.När Odjuret upptäcker honom vilande i slottet låser han in honom i en fängelsehåla.
Ayrıca köy ihtiyar heyeti bu konulara duyarsız kalmaktadır.Även övriga länsstyrelser har viss beredskap för dessa situationer.
Bursun bitiminde Paris’te kalmak üzere bakanlıktaki görevinden ayrıldı.Han avslutar sitt deltagande under hemresans stopp i Neapel .
Sekiz Brokar çalışmasının temel prensipleri aynı kalmakla birlikte pek çok farklı yorumu bulunmaktadır.Intressant är att i samma originaltext nämns brödernas verksamhet på två olika sätt.
Kılavuzluk ve yedekçilik (römorkörcülük) isteğe bağlı kalmaktadır.Керівництво. fru.ua (uk-ua).
Gábor son bir istek dile getirir: Leyla ile güneşin batışına kadar bahçede kalmak.Чезаре відповідає, що Алану залишилося жити лише до світанку.
Oğlu ve gelini de onunla birlikte kalmaktadır.Тут же він і жив разом із дружиною та сином.
Son yılları hastalıklar ve kaplıcalarda kalmakla geçti.Останні роки життя пройшли в хворобах і сварках.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.План був простий – отримати розподіл на роботу в Ленінграді і залишитися тут жити.
Dolayısıyla savunmada kalmak yeterliydi.Було вирішено захищатися.
Geceleri uyuyamadığı için çalışmak zorunda kalmaktadır.Вони навіть не можуть спати вночі.
Reinickendorf Berlin eyâleti'nin kuzey-batısında kalmaktadır.Округ Райникендор знаходиться у північно-західній частині Берліна.
Öyle ki askerler kendi çabalarıyla yiyecek bulmak durumunda kalmaktaydılar, hatta kendi atlarını yediler.Поїли всі припаси і навіть своїх коней.
Akıl hastası olduğunu iddia eden üç fizikçi özel bir hastanede kalmaktadır.Психічно нездоровий пацієнт, який уявляє себе дивовижним актором, виходить з психіатричної лікарні.
Öğrencilerin bir kısmı okul pansiyonunda yatılı kalmaktadır.Частина студентів коледжу забезпечується житлом в гуртожитку.
Ned’in dirilttiği kişi yalnızca 1 dakika hayatta kalmak zorundadır.Ви не можете вбити людину, якій залишилося жити менше ніж 12 хвилин.
Burada öngördüğünden fazla kalmak zorunda kaldı.А сам він більше приховував, ніж відкривав.
Eli Acıman üç yıl kalmak üzere ABD'ye gitti.Візит у США розтягнувся на 30 років.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod