Ana içeriğe geç
Sözlük

kalmak ile cümle

kalmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Takip eden 20 yıl boyunca Joel, hayatta kalmak için her şeyi yaptığını ifade etmiştir.Nei 20 anni seguenti, Joel ha fatto tutto quello che ha dovuto per sopravvivere.
Olga bir Rus'la evlenmek ve vatanında kalmak istedi.Ol'ga però avrebbe preferito sposarsi con un russo e rimanere nel proprio Paese.
Oğlu ve gelini de onunla birlikte kalmaktadır.Vorrebbe che suo marito e sua figlia andassero con lei.
Oruç, yalnız aç ve susuz kalmak değildir.Da non somministrare in gravidanza o durante l'allattamento.
Öğrenciler 4 kişilik odalarda kalmaktadırlar.I posti letto sono suddivisi in 4 stanze.
Buna kendisinin gerçek bir DJ oluşu yardım etti ve bu durumu tüm gece uyanık kalmakta kullandı.Ciò venne aiutato dal fatto che era un DJ, e quindi abituato a passare le notti in bianco.
Genellikle bu süre sonunda yuvada tek bir yavru sağ kalmaktadır.Quasi sempre, però, ogni stagione sopravvive un unico pulcino.
Programa sadık kalmak için her gün 12 saat senaryo yazmaya başladılar.Vengono filmate da 12 a 15 pagine di sceneggiatura al giorno.
Bugün büyük çoğunluğu Polonya sınırları içinde kalmaktadır.Oggi la regione appartiene in gran parte alla Polonia.
Sağlık ocağı yetersiz kalmaktadır.La vera guarigione è ancora lontana.
Hayatta kalmak için şafak vaktine kadar savaşmak zorunda kalırlar.I sopravvissuti dovranno continuare a tenere duro fino a quando non arrivano i rinforzi all'alba.
Fakat mahkumların çok az bir bölümü 14 yıldan fazla hapiste kalmaktadır.Solo pochi membri rimangono nel Tempio più di un decennio.
Burada, bir zamanların güçlü Sartanları hayatta kalmak için mücadele etmeyi sürdürmektedir.I reggimenti Imperiali dovranno battersi duramente per sopravvivere questa volta.
Çok uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınmak.È molto attiva e non riesce a rimanere ferma a lungo nello stesso posto.
Teyzesi Necmiye Hanım'ın yanında kalmaktadır.Rimane in casa a servire la zia solo Cécile.
Bugün hava güzel, bu nedenle evde kalmaktansa dışarı çıkmayı tercih ederim.Сегодня очень хорошая погода, поэтому я лучше пойду на улицу, чем буду сидеть дома.
Gerçekten kalmak istiyor musun?Ты действительно хочешь остаться?
Burada ne kadar kalmak istiyorsun?Как долго ты хочешь пробыть здесь?
Geç kalmak istemeyiz.Мы не хотим опаздывать.
Geç kalmak istemiyoruz.Мы не хотим опаздывать.
En korkuncu da muallakta kalmak.Самое страшное — неизвестность.
Bu şehirde kalmak istedi.Он хотел остаться в этом городе.
Ayakta kalmak şart.Нужно потерпеть.
Öğrenciler 4 kişilik odalarda kalmaktadırlar.Курсанты будут жить в комнатах по 4 человека.
Geceleri uyuyamadığı için çalışmak zorunda kalmaktadır.Ночью он никак не может уснуть.
Oğlu ve gelini de onunla birlikte kalmaktadır.С ним отправляются его жена и дети.
"Yarı 'Yolda' kalmak..."«Мы разошлись на полпути...»
Annesine öfkeli olan ayşe babasının yanında kalmak istemektedir.Эта близость приводит к вражде с её матерью, которая против этих отношений.
Amacı, hayatta kalmaktır.Задача — выжить.
Oyunun amacı savaşta hayatta kalmaktır.Главной целью игры является пережить войну.
Firavun sözünden döndü ve İsrailoğulları Mısır'da kalmak zorunda kaldı.Но вновь укрепил Бог сердце фараона, и снова тот не отпустил сынов Израилевых.
Avrupa’da kalmak benim için daha kolaydı, ancak ben Çin’i seçtim.Вероятно, всё это было скорее моей идеей, чем Джона.
Baptist mezhebi içinde kalmakla birlikte Afroamerikanlar kendi ayrı topluluklarını oluşturdular.Афро-американские баптистские общины объединены в ряд самостоятельных союзов.
Çok uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınmak.Ведь это нелегко — стоять часами в одной и той же позе.
Kılavuzluk ve yedekçilik (römorkörcülük) isteğe bağlı kalmaktadır.Преподает бас гитару и ударные.
Rakımı yüksek olmasından dolayı yüksek tepelerdeki karlar Nisan ve Mayıs Aylarına kadar yerde kalmaktadır.В верховьях горных ключей наледи сохраняются до мая.
Alyoşa ise bir süre önce kendini Staretze adadığı manastırda kalmaktadır.Жезл Авраамия долгое время хранился в монастыре.
Hayatta kalmak daha zordur.И станет проще жить.
Artık Duru, onun evinde kalmaktadır.Латцам приходится остаться в доме.
Bundan dolayı eğitim imkânları yetersiz kalmaktadır.Качество подготовки экспертов может быть недостаточным.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.Родился в Лионе, окончил там лицей.
Sosyal medya ile okullar duvarlar arasında kalmaktan kurtuldu.Жизнь учителей не замыкалась стенами школы.
Alt çeneleri çok küçük ve bayağı aşağıda kalmaktadır.Рот маленький, расположен снизу.
Hayatta kalmak için şafak vaktine kadar savaşmak zorunda kalırlar.Предотвратить все это нужно до рассвета.
Artık tek amacı hayatta kalmaktır.Есть только одна цель жизни.
Dolayısıyla savunmada kalmak yeterliydi.Состоял в самообороне.
Pope ona neden onun yanında kalmak istiyorsun diye sordu, Michael "çünkü o benim ağabeyim" dedi.Он мне матом ответил: „Вы его помощник, что меня спрашиваете“.
Teyzesi Necmiye Hanım'ın yanında kalmaktadır.Мальчику пришлось жить у тёти Нади.
Sİmler zamanında çıkış yapmazsa, bir gün daha kalmak zorunda kalırlar.Если Роженица не принесла их вовремя, то делает это позже.
Jocelyn henüz uyanmamıştır, bu nedenle Clary hala Luke'un evinde kalmaktadır.أم كلاري، جوسلين، لم تستيقظ بعد، لذلك كلاري تعيش الآن في منزل لوك.
Ancak, suyun nereye gittiği sorusu geriye kalmaktadır.ومع ذلك، يبقى السؤال الأهم إلى أين ذهب الماء.
Onlar için uyumak veya uykuda kalmak genellikle zordur.وغالبًا ما يعانون من صعوبات في النوم أو الاستمرار في النوم.
Firavun sözünden döndü ve İsrailoğulları Mısır'da kalmak zorunda kaldı."فرعون: قرية فَرعون (Far'un or Far'oun)- فلسطين في الذاكرة".
Ay yüzeyinin önemli bir bölümü keşfedilmemiş olup bir dizi jeolojik soru cevapsız kalmaktadır.وحتى الآن لم يُستكشف بعد جزءٌ ضخمٌ من السطح القمري وما زال هناك عددٌ من الأسئلة الجيولوجية بلا إجابات.
Annesinin yeni eşinden iki çocuğu vardır (Emma'nın üvey kardeşleri) ve düzenli olarak onlarla kalmaktadır.أما والدتها فأنجبت طفلان من زوجها الجديد، وعاشت إيما معهم بشكل مستمر.
Birlikte, hayatta kalmak için yiyecek çalarak idare ettikleri geçici bir aile oldular.وعملوا معاً لسرقة الغذاء للبقاء على قيد الحياة، وأصبحوا أسرة مؤقتة.
Antalya ili ulusal geliri içerisindeki sanayi payı sadece %4,3 gibi bir oranda kalmaktadır.و ظلت فقط الحصة الصناعية في الدخل القومي لمقاطعة أنطاليا بمعدل 4.3%.
Oğlu ve gelini de onunla birlikte kalmaktadır.انضمت إليه هستر وابنتها.
Tanais antik yerleşimi, günümüzde Rostov-na-Donu'nun 30 km batısında kalmaktadır.موقع تانايس القديمة يبعد نحو 30 كيلومترا إلى الغرب من روستوف-نا-دونو الحديث.
Artık tek amacı hayatta kalmaktır.البقاء على قيد الحياة ويصبح هدفنا الوحيد.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod