Boşanma sonucunda çocukların bakımı anneye ya da babaya kalmaktadır.Dans le tableau suivant, l'enfant devient le père ou la mère.
Bulunan tarihi cesmeler o dönemden kalmaktadır.Elles demeurent fermées par temps couvert.
Ben insan kalmak istiyorum, tüm dostlarım gibi.Je suis comme tout le monde, je veux avancer.
Köyde içme suyu yetersiz kalmaktadır.L'accès à l'eau potable demeure problématique dans le village.
Gücünü hayatta kalmak için kullanır.Il lui apprit à contrôler sa force.
Burada daha uzun kalmak istiyorum.Quiero quedarme aquí más tiempo.
Kalmak isteyenler kalabilirler.Los que quieran permanecer, pueden hacerlo.
Hastanede kalmak zorunda mıyım?¿Tengo que quedarme en el hospital?
Tom Mary'ye yardımcı olmak için evde kalmak zorunda değil.Tom no tiene que quedarse en casa para ayudar a Mary.
Geç kalmaktan korktum.Temía llegar tarde.
Bu sabah çok erken kalmak zorunda mıydın?¿Tuviste que levantarte muy temprano esta mañana?
Bu gece burada kalmak istiyoruz.Queremos quedarnos aquí esta noche.
İki gün yatakta kalmak zorunda kaldım.Tuve que quedarme dos días en la cama.
Hangi odada kalmak istersiniz?¿En qué habitación se quiere quedar?
Evde kalmak istiyorum.Quiero quedarme en casa.
Burada kalmak istiyor musun?¿Quieres quedarte aquí?
Burada kalmak istiyor musunuz?¿Queréis quedaros aquí?
Burada kalmak istiyorsanız, kalabilirsiniz.Si quieren quedarse aquí, pueden hacerlo.
Kalmak istersen kalabilirsin.SI quieres, puedes quedarte.
Boston'da kaç gün kalmak istersin?¿Cuántos días te quieres quedar en Boston?
Tom bekar kalmak istiyor.Tom quiere seguir soltero.
Tom burada kalmak istiyor.Tom quiere quedarse aquí.
Tom Boston'da kalmak istiyor.Tom quiere quedarse en Boston.
İş için geç kalmak istemiyorum.No quiero llegar tarde al trabajo.
Akşam yemeği için kalmak istemediğinden emin misin?¿Estás seguro que no quieres quedarte a cenar?
Onlar, benimle kalmak istiyor.Quieren quedarse conmigo.
Biz sağlıklı kalmak zorundayız.Tenemos que mantenernos sanos.
Burada ne kadar kalmak zorundayız?¿Cuánto tiempo tenemos que quedarnos aquí?
Hayatta kalmak değil, yaşamak istiyoruz.No queremos seguir vivos, queremos vivir.
Yalnız kalmak istediklerini söylediler.Dijeron que querían estar solos.
Kişi böylece ebedî cehennemde kalmaktan korunmuş olur.¡Estarán en el Fuego eternamente!
Firavun sözünden döndü ve İsrailoğulları Mısır'da kalmak zorunda kaldı.¿No escuchó acaso a los hijos de Israel cuando lo invocaron y los rescató de la mano del Faraón?
Oğlu ve gelini de onunla birlikte kalmaktadır.Posteriormente, su esposa y su hija se reunieron con él.
Seslendirildi: Yui Horie Ryunosuke 102 numaralı odada kalmaktadır ve 2.sınıf öğrencisidir.Seiyū: Yui Horie Ryūnosuke es el residente de la habitación 102 y estudiante de segundo año de Suiko.
Kışın köyde çok az insan kalmaktadır.Pocos habitantes se quedan en invierno en el lugar.
Bountlar hayatta kalmak için insan ruhlarını tüketirler.Generalmente, los Bounts consumen almas de seres humanos muertos.
Kılavuzluk ve yedekçilik (römorkörcülük) isteğe bağlı kalmaktadır.Egrem) Sin Hablar (Guión y Dirección.
İmparator bu dönemde eski başkent Kyoto'da kalmaktaydı.Anteriormente los emperadores residían en Kioto.
Artık Duru, onun evinde kalmaktadır.Sybil se queda en casa.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.Las naves grandes deben rodear Sri Lanka.
"Yarı 'Yolda' kalmak..."«A medio camino.»
Ebeyi duyan çocuklar, oldukları yerde kalmak zorundadırlar.Los Hijos duermen en cualquier parte que puedan encontrar.
Sosyal ve ekonomik bozulma: Baraj alanındaki insanlar başka alanlara göç etmek zorunda kalmaktadır.Extracción socioeconómica: los hofjes se destinaban a los más pobres.
Mamâfih LGBT kişiler hâlâ baskı ve tacize maruz kalmaktadırlar.Las catecolaminas están asociadas al estrés y la obesidad.
Sebze hali yaklaşık altı ay açık kalmaktadır.Los ojos se mantienen completamente abiertos durante aproximadamente 10 días.
Artık şehzadeler kapalı yerlerde de kalmaktan kurtulmuşlardı.La población escapó a los cerros cercanos.
Daha sonra mecburiyetten Ichigo'nun evinde kalmak ve şinigami görevini Ichigo'ya devretmek zorunda kalır.Sado entonces atestigua el Fullbring de Ichigo cuando es liberado.
Çünkü bu işi yapan GIF formatı sadece 256 rengi desteklediğinden fotografik görüntülerde yetersiz kalmaktadır.El formato GIF es uno de los más simples, por ejemplo, puede soportar solamente 256 colores por imagen.
Kilise olup bitenlere karşı tamamen kayıtsız kalmaktaydı.La cuestión de quién dirigiría la Iglesia permaneció sin resolver.
Muhafazakarlarık iktidarda kalmak için seçimlerde hile yapması, muhalefet arasından aşırı öfkeye yol açtı.La postura abstencionista del radicalismo en los comicios de entonces, facilitó su llegada a ellos.
Kış aylarında tamamiyla kapalı kalmaktadır.Está cerrado en los meses de invierno.
Yalnız kalmak istemez, küser.No estás sola, Sara.
Yol günümüzdeki seviyenin 2 ile 3.32 metre altında kalmaktadır.Actualmente la parte de arriba difiere unos 2,32 metros de la parte de abajo.
Dolayısıyla savunmada kalmak yeterliydi.Porque ser es defenderse.
En büyük korkusu tüm cesaretini kaybetmek ve canavarların karşısında etkisiz kalmaktır.Preciosa enfrenta con valentía todas sus desgracias.
Fırtınadan dolayı evde kalmak zorunda kaldık.Abbiamo dovuto restare in casa per via della tempesta.
Orada kalmak için onun nedenleri var.Ha i suoi motivi per restare là.
Geç kalmaktan nefret ederim.Odio essere in ritardo.
Boston'da ne kadar kalmak istiyorsun?Quanto vuoi rimanere a Boston?
Tom kalmak istedi.Tom voleva restare.