Ana içeriğe geç
Sözlük

kalmak ile cümle

kalmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Onlar için uyumak veya uykuda kalmak genellikle zordur.Sie lassen sich meist ohne großen Aufwand zum Schlafen hinlegen.
Amacı, hayatta kalmaktır.Hofft sie doch auf Überleben.
Bu cinayetin sebebi, Zerdüştlükçiliğe dönüşmeyi reddettiği ve Hıristiyan kalmak istediği idi.Sie erhielt jedoch die Antwort, dass sie dafür zum Christentum konvertieren müsste, was sie ablehnte.
O da hayatta kalmak için bu gruba girmiştir.Mit dieser Gruppe trat sie auch live auf.
Artık hep yanlarında kalmak isteyen Gulliver’e izin vermez, onu evine gönderirler.Nicht genug, um den einen zu finden, der ihn zurück nach Hause führt.
Buradan derya tercümanı Kalmaki yanına katıp oldu.Wir sprechen von der Stille hier heraußen.
Pyotr orduya bağlı kalmak istemektedir ve Masha'yi babasının malikânesine gönderir.Pjotr bleibt bei der Truppe und schickt Saweljitsch mit Mascha zu seinen Eltern.
Karada konuşlandırılmış askerler ise, savaşa katılmadan seyirci kalmak zorundaydı.Die am Land stationierten Truppen waren nur unbeteiligte Zuschauer des Kampfes gewesen.
Çünkü savaşta güçsüz kalmak istememiştir.Wegen seiner Erkrankungen musste er nicht im Krieg kämpfen.
Yalnız kalmak istemediğin için.C'est parce que tu ne veux pas être seul.
Burada kalmak istiyorum.Je veux rester ici.
Hemşireler hastalarının rahatı için uyanık kalmak zorundadır.Les infirmières doivent veiller au confort de leurs patients.
Alain çocukluğuna bağlıdır, her zaman doğum yerinde kalmak istiyor.Alain désire toujours rester dans sa maison natale, attaché à son enfance.
Ne olursa olsun, sakin kalmak zorundasın.Quoiqu'il se passe, il faut que tu gardes ton calme.
Canım bügün evde kalmak ve bir şey yapmamak istiyor.Aujourd'hui, je désire simplement rester à la maison et ne rien faire.
Evde kalmaktansa dışarıya çıkmayı tercih ederdim.Je préférerais sortir que rester à la maison.
Bütün gün evde kalmak zorundaydılar.Ils auraient dû rester à la maison toute la journée.
Dil, tür gibidir; hayatta kalmak için bozulmamalı, gelişmelidir.Une langue est comme une espèce ; pour survivre, elle doit s'améliorer et non se dégrader.
Geç kalmaktan nefret ederim.Je déteste être en retard.
Ama evde kalmaktan yeğdir.Mais il est préférable de rester chez soi.
Grup ile kalmak zorundayım.Il me faut rester avec le groupe.
Ancak, suyun nereye gittiği sorusu geriye kalmaktadır.Toutefois, la question demeure de savoir où l'eau est allée.
Firavun sözünden döndü ve İsrailoğulları Mısır'da kalmak zorunda kaldı.Pharaon dira des enfants d’Israël : Ils sont égarés dans le pays ; le désert les enferme.
Oğlu ve gelini de onunla birlikte kalmaktadır.Sa fille et son gendre rejoignent leurs fils.
Amacı, hayatta kalmaktır.Le but est de survivre.
Bence, canlı kalmak için organik olarak değişmektedir."Je pense qu'il lui faut organiquement évoluer, pour conserver sa fraîcheur. ».
Kadın hareketinden dolayı mecburen gizli kalmaktan sıkıldım" diye bağırdım.J'en ai assez d'être dans le placard à cause du mouvement des femmes ».
O da hayatta kalmak için bu gruba girmiştir.Il a aussi fait du montage pour survivre.
Bu nedenle 'ndan gelen depresyonlar etkisi altında kalmaktadır.La Grande Dépression aura raison de lui.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.Ceci fait, il partit pour Grenoble, puis revint à Lyon pour y achever sa carrière.
Onu en çok üzen şey çocuklarından ayrı kalmak olmuştur.Le pire, pour Catherine, est d’être séparée de ses enfants.
Köle olarak kalmak daha kolaydır.C'est facile d'être une victime.
Üsküdar ve Bağlarbaşı semtleri arasında kalmaktadır.Entre la Pouge et les Pouzes il est surélevé.
Eli Acıman üç yıl kalmak üzere ABD'ye gitti.Par la suite elle émigre aux États-Unis où elle reste trois ans.
Harabeleri çok eski olmakta ve Roma yollarından kalmaktadır.La rue est très ancienne et remonte à l'époque romaine.
Artık Blair 1 yıl boyunca evli kalmak zorundadır.Il apprend par la suite que Blair est obligée de rester mariée avec Louis pendant un an.
Hayatta kalmak daha zordur.Et ça c’est difficile à vivre.
Ortalama bir Amerika vatandaşı yıllık ortalama 3 mSv doza maruz kalmaktadır.Par exemple, l'exposition moyenne est de 3 mSv par an par personne aux États-Unis.
Seine nehrin kuzeyinde kalan 55 Rue du Faubourg-Saint-Honoré sokağında kalmaktadır.Il s'installe 52, rue du Faubourg-Saint-Honoré.
4 bin dolarlık fazlalık ise çek tahsildarına kalmaktadır.Les 3 000 € restants sont pour la taupe.
Artık şehzadeler kapalı yerlerde de kalmaktan kurtulmuşlardı.D'autres communes furent dissoutes et leurs localités furent intégrées dans les communes avoisinantes.
Bugün büyük bir kısmı Rusya'ya ait olan Kaliningrad'da kalmaktadır.C'est aujourd'hui une partie de l'oblast de Kaliningrad, en Russie.
Bundan dolayı eğitim imkânları yetersiz kalmaktadır.Pour cela, la formation semble ne pas suffire.
Hayatta kalmak isteyen biri olursa, bu becerilerden daha fazlasına ihtiyaç duyacaktır.Ceux qui ont une meilleure capacité de survie pourront donc se reproduire davantage.
Öğrenciler 4 kişilik odalarda kalmaktadırlar.Les membres sont repartis en quatre chambres.
Bu durumda boş kalan bir kadın yeri bir sonraki seçime kadar açık kalmaktadır.Son siège reste vacant jusqu'à la prochaine élection.
Altı ay bu hastanede kalmak Frederic’in asla kabul edemeyeceği bir şeydir.C'est probablement à ce moment que Frédéric contracte la maladie qui ne le quittera jamais.
Film hala birçok kişi tarafından 1980li yılların en iyi komedi filmi olarak kalmaktadır.Plusieurs spécialistes placent la musique du film parmi les meilleures bandes originales des années 1980,.
İstanbul'da amcası İlyas'ın oturduğu evde kalmaktadır.Il s'installe à Laval, où habite son oncle.
Seslendirildi: Yui Horie Ryunosuke 102 numaralı odada kalmaktadır ve 2.sınıf öğrencisidir.Voix japonaise : Yui Horie Ryuunosuke est le résident de la chambre 102.
İşte ilk Big Bang modelleri bu tür çalkantı ya da kararsızlıkları açıklamada yetersiz kalmaktaydı.Les premiers modèles de Big Bang étaient dans l’incapacité d’expliquer la présence de telles fluctuations.
Köy yaklaşık 3 ay boyunca kar altında kalmaktadır.Le village est dans la neige environ une semaine par an.
Shane, kalmak için ne gerekiyorsa yapacağını söyler.Henri répond qu'il ferait n'importe quoi pour elle.
Babası organize dinin dışında kalmaktan memnundu.L'amour de la musique lui fut transmis par son père, organiste de l'église paroissiale.
Hayatta kalmak istiyorlarsa karşı atağa geçmelidirler.Pour survivre, elle doit se remettre en question.
( İş ve özel ilişkilerde adil ve dengeli kalmak için çaba gösterilmelidir. )(Il suffit alors de déplacer le personnel dans une zone sûre ou sécurisée).
Amaçları belki de insanlığın tükenmiş olduğu bir adada hayatta kalmaktır.Ils finissent par s'échouer sur une île qui semble déserte.
Ned’in dirilttiği kişi yalnızca 1 dakika hayatta kalmak zorundadır.Eon's Illusion Une minute peut être une éternité.
Sonuçta fosfat iyonu serbest kalmaktadır.Le fossile est très bien préservé.
Artık Duru, onun evinde kalmaktadır.Le reste du temps, elles demeurent chez elles.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod