Hayatta kalmak için yiyeceğe, suya ve oksijene ihtiyacın var.You need food, water and oxygen to survive.
Yalnız kalmaktan ve yazamamaktan.Being alone and not being able to write.
Yalnız kalmak istiyorum.I want to be alone.
Ölüm gün gelir her çifti ayırır,... ...ama geride kalmak gerçekten de çok zor.All married couples are eventually separated by a death, but it's tough being the one left behind.
Bazen sadece sessizce tek başınıza, düşüncelerle baş başa kalmak istiyorsunuz.Sometimes you just want to stand there silently, alone with your thoughts.
Orada kalmak gerekir, ya da kaybetmek kütük. '"'No excuse will avail,' said Mr. Duncan Ross; 'neither sickness nor business nor anything else.
Bu tür programların sayıları artsa da içerikleri ısrarla müfredat dışı kalmaktadır.But despite the attention paid to these efforts, they remain emphatically extracurricular.
Geride kalmaktan korkuyordum.I was always scared that I was falling behind.
Bu tanıma sadık kalmakta fayda var.It's important to stick with that definition.
Kalırım ama... kalmak istemiyorum.Me quedo, y no quiero quedarme.
Çünkü, bir yerde tıkanıp kalmak istemezsiniz.'Cause you don't wanna get stuck anywhere.
Tek istediğim, senin dünya kadar geniş olan kalbinin içinde kalmak.All I need is to rest inside Your heart as wide as the world
Chick, Emperor otelinin kral dairesinde bir hafta kalmak istiyor.Chick wants a full week's Emperor's Package at Caesar's Palace.
Bear, şeyde kalmak istiyor... ...Beyaz At mı?Uh, Bear would like to stay at the... White Horse.
Evet, Lincoln'un yatak odasında kalmak istiyor... ...yaz boyunca.White House. Yeah, he'd like to stay in the Lincoln Bedroom of the White House for the summer.
Bu, birisi orada kalmak zorunda demek.That means that somebody's gonna have to stay behind.
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum. Evet!Because I don't want to stay here anymore.
Fakirseniz, herşey hayatta kalmak adınadır.When you're in poverty, everything is about survival.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.She wants her kid to be healthy, so she can go to the market and doesn't have to stay home.
Sakin kalmak, kariyer kaygısından uzak kalmaksa belki de hiç olmadığı kadar zor.It's perhaps harder than ever before to stay calm, to be free of career anxiety.
Hayatta kalmak için okyanusla mucadele etmek zorunda kaldılarTo survive, they were forced to tackle the ocean
Bu uzak volkanik adada hayatta kalmak önünüze çıkan her fırsatı değerlendirmenize bağlıSurvival depends on seizing every opportunity in this volcanic wasteland
Yalnýz kalmak istiyorum, hakkým deđil mi?Ezel is your friend, at least listen to him.
Ve benim işim o kabuslar görmeye başladığında uyandırmak için uyanık kalmaktı.And my job was to stay awake until her nightmares came so I could wake her.
Bu evde kalmak istemiyorum bu yüzden ayrılıyorumI did not want to stay in this house, that's why I left.
Bu süre zarfında hastanede kalmak zorunda.He will have to stay at the hospital for the time being.
Kollarında kalmak için, ayaklarına düşmeden.To stand in your arms Without falling to your feet
Burada kalmak, bana bir þey kazandýrmayacak.Staying here won't get me anywhere.
Şimdi, sabit olduğunu düşündüğümüz birbaşka şey ise, talep eğrisinde kalmak için, gelirdir.So, the other thing that we've been holding constant to stay on one demand curve is income.
"Hapishanede hayatta kalmak için yapılması ve yapılmaması gerekenler.""Surviving the Slammer: Do's and Don'ts."
Hatta en saçma fikirlerden birisi de sessiz kalmaktı.In fact, one of the most ridiculous ideas was, "Hey, let's have a silent stand.
ÇOK burada yalnız kalmaktan yoruldum! 'I am so VERY tired of being all alone here!'
Ben artık burada kalmak istemiyorum eminim! 'I'm sure I don't want to stay in here any longer!'
Örneğin; ses alanında bu, sese maruz kalmaktır.All it takes for example in the sound domain, is exposure to sound.
Anılarında, sonsuza kadar tatlı bir adam... ...olarak kalmak istiyorum.I want to remain in your memory, a sweet man...
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.I had to make lists of reasons to stay alive.
Yalnız kalmak çözülmesi gereken bir problem gibi.Being alone feels like a problem that needs to be solved.
Saplanıp kalmak, takıntılı bir şekilde tekrar tekrar aynı şeye tüm dikkatini vermektir.To perseverate means to focus obsessively and repeatedly on the exact same thing.
Bu otel sadece gece yarısına kadar açık, yani kalmak için bi otel değil.It's a hotel that's only open until midnight, so it's not a place that you stay.
Bu taşı partnerimden uzun bir süre ayrı kalmak zorunda kaldığımda takıyorum.I wear this when I am apart from him for a long period of time.
Bodumda kalmak çok bunaltıcı.I was feeling stuffy just staying in the basement.
Buna seyirci kalmaktan bıktım.I got tired of seeing this happening.
Hayatta kalmak için yiyeceğe ihtiyacımız car.In order to survive, we need: Food.
Hayatta kalmak için yiyeceğe ve oksijene ihtiyaç duyduğumuzu unutma.So keep this in mind, we need food and oxygen in order to survive.
Sağ balinaların iletişimde kalmak için kullandıkları diyalog sesini çalacağım.I'll play the sound of a contact call used by right whales to stay in touch.
Ne oldularsa öyle kalmak istiyorlar.They want to be whoever it is that they've come to be.
Kalıyorlar çünkü herkes evinde kalmak ister.They stay because you want to stay in your home.
İlk önce, böylesine sessiz bir zihinle başbaşa kalmaktan dehşete düştüm.And at first I was shocked to find myself inside of a silent mind.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Don't give up on your dream
ROMEO kalmak, manastır duvarın arkasında iyi bir hemşire,ROMEO And stay, good nurse, behind the abbey-wall:
Yaprakları ile, kutsal kilise kadar yalnız kalmak olmayacaktır için, bir iki içermektedir.For, by your leaves, you shall not stay alone Till holy church incorporate two in one.
Seninki onu şirket tutmak için kalmak.Staying for thine to keep him company.
BENVOLIO Neden Sen kalmak dost?BENVOLlO Why dost thou stay?
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.I must be gone and live, or stay and die.
Mantua şekilde ışık sana Bu nedenle henüz kalmak, sen gitmiş olacak need'st.And light thee on the way to Mantua: Therefore stay yet, thou need'st not to be gone.
Haydi, gidin, iyi Juliet [gürültü içinde], - ben artık kalmak cesaret.Come, go, good Juliet [noise within],--I dare no longer stay.
1 büyük bir şüphe İZLEYİN: rahibi de kalmak.1 WATCH A great suspicion: stay the friar too.
"Dünyadan kalmaktansa ölmeyi yeğler misin?"You would rather die than stay on Earth?
Bütün enerjinizi, gerçekte kalmak için kullanın.Use your full energies, to be steady in the truth!
Sadece hayatta kalmak.Survival only!