Ana içeriğe geç
Sözlük

kalmak ile cümle

kalmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Film hala birçok kişi tarafından 1980li yılların en iyi komedi filmi olarak kalmaktadır.It has been widely acclaimed as the best Iranian comedy film of the 1980s.
Miller bir açıklamasında ''Hayatta kalmak kilit noktadır."Survival is key", explained Miller.
Artık şehzadeler kapalı yerlerde de kalmaktan kurtulmuşlardı.Some inhabitants had fled and were now staying in faraway places.
Artık tek amacı hayatta kalmaktır.Arguably the only objective is to survive.
Ayrıca Kudüs'te kalmaktan ziyade Trablusşam'ın ele geçirilmesine devam etmek istiyordu.It is also likely that he wished to continue the siege of Tripoli rather than remain in Jerusalem.
Ben insan kalmak istiyorum, tüm dostlarım gibi.They will always belong to me, or a man like me.
Afrika'nın tarım topraklarının %65'i erozyona maruz kalmaktadır.About 65% of Africa's agricultural land suffers from soil degradation.
Kurşunlu Şelalesi 2 kilometrelik bir kanyonun içinde kalmaktadır.The Infiernillo Arroyo is found within a kilometer long canyon.
Cemaatteki Yahudi nüfusunun sayısı aynı kalmakta olup asimilasyon oranı düşüktür.It is assumed that a few Jews still remain, but they are quite assimilated.
Ancak, Kindî, Beyt'ül Hikmet'te kalmak istemiştir.In truth, he wants to try to stay close to Beatrice.
Eli Acıman üç yıl kalmak üzere ABD'ye gitti.The exhibit then traveled the United States for three years.
Ancak ada günümüzde erozyona maruz kalmaktadır.But it was Mr. Gore who suffered an erosion today.
Bundan dolayı eğitim imkânları yetersiz kalmaktadır.Education Facilities are not sufficient here.
Firavun sözünden döndü ve İsrailoğulları Mısır'da kalmak zorunda kaldı.God causes the pharaoh to pursue the Israelites with chariots, and he overtakes them at Pi-hahiroth.
Mahallenin nüfusu yıllarca göç vermesine rağmen azalmamakta ve aynı kalmaktadır.Champion's population throughout the years has remained small but active.
Armi tek başına kalmaktan korkmaktadır.He is afraid of being alone.
İlk andan itibaren hayatta kalmak için birçok şeyden feragat ederler.Sometimes, they steal to survive for the day.
Köle olarak kalmak daha kolaydır.That it is easy to become a saint.
Ebeyi duyan çocuklar, oldukları yerde kalmak zorundadırlar.Those of you who want to go on fighting can stay here.
Köy yaklaşık 3 ay boyunca kar altında kalmaktadır.The group spent approximately three months on the mountain.
Sadece hafta sonu köylerine gelen çocuklar Koyulhisar'da yurtta kalmaktadırlar.All the family, except the kids, arrive at Las Vegas for the weekend.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.She remained in Milwaukee to establish her career.
Dolayısıyla savunmada kalmak yeterliydi.His position was defender.
Hamile kalmak isteyen kadınlar da bu su ile yıkanır.Then the child's mother will have to take bath with that water.
Bunun üzerine ölünceye kadar aynı vazifede kalmak şartıyla Üsküp Kadılığına tayin edildi.It was then continued by his wife until her death.
4 bin dolarlık fazlalık ise çek tahsildarına kalmaktadır.A Thousand Leaves One Sheet.
Bunun sonucunda Rothen, sahalardan dört ay uzak kalmak zorunda kaldı.By then, Senna was over six seconds ahead.
Hayatta kalmak isteyen biri olursa, bu becerilerden daha fazlasına ihtiyaç duyacaktır.For problems larger than that, we'll need another trick.
Amacı, hayatta kalmaktır.To live is to survive.
Yabancı vatandaşlar sadece 90 gün boyunca Kosova'da kalmak hakkına sahiptir.Macedonian citizens can stay in the Republic of Kosovo for 90 days visa free also.
Burada, bir zamanların güçlü Sartanları hayatta kalmak için mücadele etmeyi sürdürmektedir.There, the last survivors must fight to a stalemate.
İl, Akdeniz'e olan yakınlığından ötürü, yıl boyunca Akdeniz iklimi tesiri altında kalmaktadır.Due to proximity to the sea, the climate remains fairly humid throughout the year.
Yalnız kalmak istemez, küser.He then leaves for ThunderClan alone.
Subaşı'nın nüfusu 1100 civarında olmasına karşın ancak 10 hane kışın köyde kalmaktadır.Although they do not breed, up to 1,000 make use of the beach in winter.
Eğer hayatta kalmak istiyorsanız arkanızdan destekleyenler olmalı.If you want to stay alive you've got to have backups.
Yeni bir kimlik gerekiyordu hayatta kalmak için.They had to hold it together with another identity.
Olabildiğim sürece mutlu kalmak istiyorum.I want to be as happy as I can for as long as I can.
Mesela, bu kuad boşlukta belirli bir noktada kalmak istiyor.Take this quad, for example. It's trying to stay at a fixed point in space.
Evet, ama sen sonsuza kadar tek eşli kalmak olabilir değil ki söylemedin?Yeah, but didn't you say that you couldn't stay monogamous forever?
Ölüm çanlarından ve iç savaşlardan, yeni ülkelerin isimlerini öğrenmek zorunda kalmaktan korkuyoruz.We fear civil wars, death tolls, having to learn the names of new countries.
Aşağı konumda olan aracı cebinde düzenlenen herhangi bir alet-ebilmek kalmak cebindeAny tool held in a tool pocket that is in the down position can stay in the pocket
Burada sonsuza kadar kalmak istiyorum. ...Where I want to be buried forever. [Hannelorre] OK, are you comfortable there Herbie,
Bu yükseklikten hemen hemen tamamen kapalı slayt hazır battaniye, zor olabilir yerde kalmak.From this height the blanket, just about ready to slide off completely, could hardly stay in place.
Ama insanlar her zaman hastalık üzerinde kalmak zorunda olmadan alırsınız düşünüyorsanız ev.But people always think that they'll get over sickness without having to stay at home.
Bu rüyayı istiyoruz da. Rüyada kalmak ama uyanık olmak istiyoruz.We also want this dream, we want to stay in the dream but you want to be awake.
'Ama nasıl bu rüyada kalmak istiyorum' diyorsunuz.You say, 'But how do I want to stay in the dream?'
Fakat aynı zamanda yoğun tuz çözeltisi, ya da tuzlu su ile kalmaktayız.But we're also left with a concentrated salt solution, or brine.
Zynga, tüketicinin sabit maliyetlere hapis kalmak istememesi sonucu yükseldi.Zynga has risen on the consumer's desire to not want to be locked in to fixed-cost.
"Ben kalmak izin vermeyecektir."I will not let you stay.
O kalmak istemiyordu.She did not want to stay.
"Tha eğer Eh, ne tha 'var' gitmez tha'lt, kalmak var?""Well, if tha' doesn't go out tha'It have to stay in, an' what has tha' got to do?"
O Martha, onu ve Martha tüm itiraz yoktu kalmak yapmıştı.She had made Martha stay with her and Martha had not objected at all.
"Şimdi," dedi, "kalmak için söyledim nereye kalmak ya da siz bulacaksınız kendinizi kilitli kadar."Now," she said, "you stay where you're told to stay or you'll find yourself locked up.
Bu gezegendeki tüm canlılarla paylaştığımız birincisi, hayatta kalmak. Ben buna devamlılık diyorum.The first goal we share with every other living thing on this planet, which is to survive.
Bu gaz, ama bu örnek ile yola çıktık diyelim Bu örnekte kalmak.This was a gas, but I started off with that example so let's stay with that example.
Bunlara takılıp kalmak istemiyorum, çünkü daha çok özdeşliğimiz var. .I don't want to dwell on that too much because we have many more identities to show.
Bu yola sadık kalmak, hastalarımız ve bilim için daha iyi olacaktır.Staying true to that path will be better for our patients and better for science.
Dünya zengin bir duvar kilimi olarak ve ruhun zengin bir topoğrafyası olarak kalmaktadır.The world remains a rich tapestry. It remains a rich topography of the spirit.
Ve ona yeni bir konuk ve isteyen kalmak için!And him a new guest and wanting to stay!
Kaynakları ve yaşadıkları yerler korkutucu Ve amaçları da hayatta kalmak.Their resources and territory are scarce and the stakes are survival.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod