kalmış ile cümle
kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Filipinler'de 1565'ten 1973'e kadar resmî dil olarak kalmıştır.På Filippinerna upphörde spanskan att vara officiellt språk 1973.
Bugün sadece taş üzerine oyulmuş örnekleri kalmıştır.Endast grundstenarna visar idag var den stod.
Chopra sonunda gemiye döner ama çok geç kalmıştır.Gänget försöker hoppa på skeppet men kommer för sent.
''Shake It Off'' top 10'da 24 hafta kalmıştı.Det låg kvar som #1 på Top 40 i sju veckor.
19 Aralık 2011 tarihinde kulübüyle olan sözleşmesi çift taraflı feshedilerek serbest kalmıştır.I ett domstolsutslag den 19 mars 2004 friades hon dock på båda punkterna.
Nevers merkezi 10. yüzyılın başlangıcından kalmıştır.Altaret av sandsten är från 1300-talet.
Birkaç ay boyunca taşlaşmış olarak kalmıştır.Den kunde förvaras där i flera månader.
Varoluşundan beri feminizm birçok yönden eleştirilere maruz kalmıştır.Den kontinentala feminismen har blivit kritiserad på flera punkter.
Bunlarla birlikte yaklaşık 1 milyon kişi evsiz kalmıştır.Totalt beräknades cirka en miljon människor ha blivit hemlösa.
Sadrazamlıkta 20 ay kadar kalmıştı.Han var en gång utan mat i 20 dagar.
Hipodromdan günümüze yuvarlak güney ucu kalmıştır.Den södra flygeln står idag tom.
Çok sayıda çocuk yetim kalmıştır.Hon adopterade flera föräldralösa barn.
Sonraki dönemlerde beylik oluşturarak uzun yıllar burada kalmışlardır.Därför räknas människan här som barn under en längre tid.
Ölümünden sonra geride 5 yaşında bir kızı kalmıştır.De upplever en kris i sitt äktenskap efter att deras femåriga dotter har mördats.
Geriye sadece çok az bakır paraları kalmıştı.Tvärtom hade de bara kvar blygsamma summor.
Kurgudaki bu olay eleştiriye maruz kalmıştır.Attendo tillbakavisade kritiken.
Bu anlaşmaya göre Çin, Birleşik Krallık'a yüklü bir tazminat ödemek zorunda kalmıştır.Resultatet blev att Lê Hoàn valde att betala tribut till Kina.
600 bestesinden günümüze ancak 214 tanesi kalmıştır.Av de ursprungligen 240 tornen återstår idag 173 stycken.
Hal böyle iken Katolik ve Protestan Rumlar yerlerinde kalmıştır.Här kan katolska och protestantiska kvarter ligga om vartannat.
Hantili yaşlanana kadar tahtta kalmıştır.När lejonet blev gammalt.
2009 itibarıyla 1,000,000 insan ülke içinde yer değiştirmek zorunda kalmıştır.Vid slutet av 2014 hade 1,5 miljoner människor flytt konfliktzonen.
Balık köylüler evsiz kalmışlardır.På Hermas har fiskarbönder bott.
Rodalinda bu teklifi kabul etmek zorunda kalmıştır.Rodolfo går med på förslaget.
Yine de Grosseto 19. yüzyılda ufak bir kasaba olarak kalmıştı.Kohlfurt förblev fram till 1800-talet en liten by.
Günümüzde bu yazılardan, şiirlerden çok azı kalmıştır.Det är idag väldigt få medlemmar som har dessa konton.
Çok az bir nüfusları kalmıştır.Där finns bara en begränsad population.
Parlamento bu konuda da kararsız kalmıştır.Till slut röstade även parlamentet ner förslaget.
Ve orta dünya da kalmıştır.Trots det finns den medeltida charmen kvar.
Dal'ın elinde toplatılan kitaptan ancak birkaç nüsha kalmıştı.Tyvärr är endast ett par av rundlarnas bildmotiv bevarade.
Buna karşın antlaşmaların yapılış biçimleri neredeyse aynı kalmıştır.Utformningen av ligan kom dock att förbli densamma.
Geri kalmış popüler müziğimizin ileri teknik ve zengin folklorumuzla birleşmesiyle bir kişilik kazanması...".Oj då, vi har ingen … Ah! bara en sak: att få publiken att skratta mellan våra musikaliska nummer."
Bu eski Rustavi kentinden günümüze sadece kale kalıntıları kalmıştır.Idag återstår bara ruiner av det gamla palatset.
Konağınyanı söylenişi zamanla Konakyanı olarak kalmıştır.Dess härskare fick emellertid sitta kvar som lydkung tills vidare.
Savaş sonrası, Finlandiya, 1917'ye kadar Rus İmparatorluğu'na bağlı olarak kalmıştır.Då paret slog sig ner här tillhörde Finland Ryska imperiet, för att bli självständigt 1917.
Bu prosedür hiç değişmeden kalmıştır ve 1997yılında endüstriyel olarak üretilmeye başlanmıştır.Den drevs fram till 1997 och blev därefter bevarad i fungerande skick som industriminne.
1995 yılında geçirdiği bir kazanın ardından tekerlekli sandalyeye bağlı yaşamak zorunda kalmıştır.Efter en bilolycka sitter hon i rullstol sedan 1994.
2009-2010 sezonunda ise Kocaelispor forması ile 996 dakika oyunda kalmıştır.Projektet fångade under säsong 2010 dock bara 941 drakfiskar.
Bu istisna dışında zindanları tamamlama sırası tamamen oyuncuya kalmıştır.Att springa ikapp dessa tjuvar är inte nödvändig, förutom att slutföra spelet fullständigt.
Fakat devre sonuçlanmadan ayrılmak zorunda kalmıştır.Federationen upplöstes dock innan det inträffade.
2004 yılından bu yana 1000 kadar Şabak, şiddet olayları nedeniyle köylerinden göç etmek zorunda kalmıştır.I mitten av 2004 tvingades 25 000 kongoleser fly sina hem på grund av dessa stridigheter.
Batı yönünde bulunan narteksten günümüzde sadece yapı kalıntıları kalmıştır.Endast mindre spår av barockträdgården väster om herrgården finns idag kvar.
Deprem sonucunda yaklaşık 12.000 insan evsiz kalmıştır.Översvämningen ledde till att 12 000 stadsbor blev hemlösa.
Bu hayvanlar aslında genetik olarak çok izole kalmış, çok derinsularda yaşayan çok küçük denizyıldızlarıdır.Det gäller särskilt för arter som lever endemiskt på mindre öar.
"Büyük Dörtlü"den biri olan İspanya doğrudan finale kalmıştır.Spanien tillhör "The Big 5" som alltid är direktkvalificerade till final.
28 Mayıs 2007'deki ilk maçta oyuna sonradan girmiş ve 25 dakika sahada kalmıştır.Den släpptes på Internet den 27 mars 2008 och har en speltid på drygt 15 minuter.
Brezilya ordusu zor durumda kalmıştı.Även brasilianska armén visade stort intresse.
Video, on üç gün listede kalmıştır.Tretton dagar senare föll videon ur listan.
Bu adacıkta, savaşta ölen askerlerinden birinin karısı da, bir çocuk doğurmak zorunda kalmıştı.Vad bör en kvinna som genomlevt en förlossning ha?
Bu eser 1939 yılına kadar basılmadan kalmıştır.Bilen tillverkades därefter oförändrad fram till 1939.
Fakat geri dönmek zorunda kalmıştır.Han vände därför tillbaka.
Sezonu 9. bitiren takım ertesi sene de iyi bir performans ortaya koyamamış ve 11. sırada kalmıştır.Året efter lyckades klubben inte uppnå samma resultat som året innan, och slutade på en nionde plats.
Rönesans dönemi Avrupalıları, Japonların sahip olduğu değerli maden miktarına hayran kalmışlardı.Dessutom var Holdens byggkvalitet långt under vad japanska kunder var vana vid.
Ama hangi nedenle bilinmez bir süre köy boş kalmıştır.För andra betydelser, se Desa Umbulan.
Geriye tek Charlie kalmıştır.Лишається тільки Чарлі.
Geriye sadece Baal kalmıştır.Лише башта залишилася.
Zamanımıza sadece antik şehrin duvar kalıntıları kalmıştır.До наших днів збереглися лише стіни колишньої божниці.
Büyük bir deprem sonucunda antik kentin büyük bir bölümü sular altında kalmıştır.Внаслідок землетрусів антична частина міста пішла під воду.
Filipinler'de 1565'ten 1973'e kadar resmî dil olarak kalmıştır.На Філіпінах іспанська була офіційною з 1565 по 1973 рр.
Sicilya sonraki altı yüzyıl boyunca bir Roma Cumhuriyeti ve Roma İmparatorluğu eyaleti olarak kalmıştır.Протягом наступних шести століть Сицилія була провінцією Римської республіки та Римської імперії.
Rol Daniel Craig'e kalmıştır.Зрештою, роль дісталася Деніелові Крейгу.