kalmış ile cümle
kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kurtuluş Savaşı öncesi bir dönem de ara nahiye olarak kalmıştır.Tydzień później tak zwana wojna na wyczerpanie dobiegła końca.
Sadece 3 hafta boyunca yönetimde kalmıştır.Swój urząd sprawował jedynie przez trzy miesiące.
Papanın bir takım girişimleri de sonuçsuz kalmıştı.Także atak piechoty okazał się nieskuteczny.
Ardından bir süre yine Bizans hakimiyetinde kalmış ardından Sırplar tarafından ele geçirilmiştir.Później przez pewien czas były trzymane w zastawie przez Leszczyńskich.
Roma şehri Bizans İmparatorluğu'na bağlı kalmıştı.Warto dodać, że miasto Rzym znajdowało się wtedy pod panowaniem Bizancjum.
O yıllardan 1970 lerin başına kadar ajan sayısı, (yaklaşık 300 )oldukça az kalmıştır.Liczebność garnizony w tym samym czasie (około 120 roku) prawdopodobnie zmniejszono.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Wiele z nich zachowało się do dziś.
Bölge yayla olduğundan kalıntılar toprağın altında kalmıştır.Po wysiewie przykryć je należy ziemią.
Nabi`nin "fakat alup verilür bir selam kalmıştır" dizesiyle başlar."Freden" tros vara "säkerheten då Shaytan (Iblis) inte kan göra något ont". ^ Koranens budskap.
Musa Sina Dağı'na çıkmış ve orada bir süre kalmıştı.Därefter gick Moses ned från berget till sitt folk.
Toplu intihardan sadece 2 kadın ve 5 çocuk hayatta kalmıştır.Bara två kvinnor och fem barn överlevde.
Güneş Sistemi’nin insanlı araştırılması Dünya'nın yakın çevresi ile sınırlı kalmıştır.Bemannad utforskning av solsystemet är ännu begränsad till Jordens omedelbara omgivning.
Sonra ayrılmışlar ama iyi arkadaş kalmışlardı.De blev, och förblev, goda vänner.
Ancak bu bağlılık daha çok sembolik kalmıştır.Tog lojaliteten lite för långt.
Birçokları aç kalmış veya açlıktan ölmüştür.Och huruvida man är mätt eller hungrig.
Kadın bir süre sonra hamile kalmış.Hon blev kort därefter gravid.
Ciddi şekilde hasta olan kız kardeşine bakmakla yükümlü kalmıştı.Detta för att kunna bota sin allvarligt sjuka mamma.
Bu dans için "Boogie-Woogie" terimi kullanılması Avrupa'da sınırlı kalmıştır.Namnet boogie woogie används nästan bara i Europa.
(Parçanın orijinal versiyonu ise, listenin ilk sırasında on hafta kalmıştı.)(Den första versionen av manuset skulle ha renderat en film på över tre timmar.)
Diğer aday Çağrı Erhan ise 271 oyda kalmıştır."Bravado" spelades 273 gånger live.
Bu görevde 1915'e kadar kalmıştır ve birkaç seri inmenin ardından 1926'da ölmüştür.Han tjänade som sådan till 1915 och dog efter flera slaganfall 1926.
Aynı alan ulu çınar ağaçları arasında kalmıştır.Båda kom till som raka grenar från samma träd.
Vlamertinge ile ilgili en eski veriler Ortaçağdan kalmıştır.De tidigaste uppgifterna om Vlamertinge är från medeltiden.
30 Eylül'de Münih Antlaşmasını kabul etmek zorunda kalmıştır.Den 30 september 1938 var han tvungen att acceptera villkoren för Münchenavtalet.
Tek başına kral olduğu dönemlerde de annesinin otoritesi altında gölgede kalmıştır.Jag lever i hans befallnings skugga.
Bugün yalnızca, avlusunun giriş kapısı ayakta kalmıştır.Endast stenporten genom dem har överlevt.
1999-2003 yılları arasında yönetmen Spike Jonze ile evli kalmıştır.Hon var tidigare gift med regissören Spike Jonze (1999-2003).
Daha sonra sağlık sorunları nedeniyle diziden ayrılmak zorunda kalmıştır.Hon tvingades dock snart lämna klostret av hälsoskäl.
Günümüzde ise geriye yaklaşık 200 kişi kalmıştır.Idag återstår mer än 200.
Onlar da herhalde geri planda kalmış insanlar.Detta kan ha varit samma individ som återvänt.
Marozia, 50 yıl tutuklu kalmıştır.Moro mördades efter 55 dagar i fångenskap.
Şu an köyde sadece 4 hane kalmıştır.Idag finns bara tre kvar i landet.
Rol Daniel Craig'e kalmıştır.I filmen spelas han av Daniel Craig.
Bir hafta kadar tesislerde kalmıştım.Där stannade de i en vecka.
Eserlerinden yalnızca birkaç fragment kalmıştır.Relativt lite finns kvar av hans verk.
Eşinin 2002'deki ölümüne dek evli kalmışlardır.De var gifta fram till hennes bortgång 2010.
Ronin, efendisiz kalmış Samuray.Ronin är japanska för en samuraj som inte längre har en herre över sig.
İzlanda ise 1944'e dek Danimarka'nın egemenliği altında kalmıştı.Island blev självständigt från Danmark år 1944.
M3’ler ve onlardan geliştirilen M5 hafif tank serisi savaş süresince hizmette kalmıştır.M3 och uppgraderingen M5 var i tjänst under hela kriget.
Bu sürede dönemin Hollanda Kraliçesi ve babası Londra'da kalmıştır.Hennes far och brodern Charles stannade under denna tid i New York.
Fakat 1 ay sonra dizindeki sakatlıktan dolayı takımdan ayrılmak zorunda kalmıştır.I mitten av månaden tvingades han dock till skadelistan på grund av ryggbesvär.
Uruguay ise çekimser kalmıştır.Populationen i Uruguay är troligen utdöd.
55 yıldır evli kalmışlardır.De var gifta i över sextio år.
Bu süre zarfında Şapur doğu sınırındaki Kuşan işgaliyle uğraşmak durumunda kalmıştı.För att ta sig dit var de tvungna att passera Borstbäcken i östlig riktning.
1971 ile 1976, yılları arasında Evabritt Strandberg ile evli kalmış buradan oğlu Matti Berenett doğmuştur.Berenett var 1971–1976 gift med Evabritt Strandberg, med vilken han fick sonen Matti Berenett.
Fakat bu boyamaların sadece izleri günümüze kalmıştır.I dag kvarstår endast målningarna i det forna koret.
Babası vefat edince kendisine çok büyük bir servet kalmıştı.Vid sin död efterlämnade han en betydande förmögenhet.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Flera av dessa står ännu idag.
Giunia tek başına kalmıştır.Kreon är ensam kvar.
Diğer kültürler, çeşitli sebeplerden dolayı buradan ayrılmak zorunda kalmıştır.Solkulturen har av olika skäl dött ut.
Sadece 30 veya 35.000 kişilik bir askeri kalmıştı.Armén bestod av mellan 35 000 och 38 000 soldater.
1950'lerde önlem alındığında vahşi ortamda sadece 25 birey kalmıştı.Trots deras insatser fanns det på 1960-talet endast ett 50-tal hundar kvar.
Bu şovdan sonra Cerati bir süre koma'da, yoğun bakım ünitesinde kalmıştır.Sedan dess har han legat i koma på en sluten säkerhetsanstalt.
Buna göre 1086 yılı itibarıyla İngiliz topraklarının sadece %5'i İngiliz derebeylerinin elinde kalmıştır.Den avslöjade att år 1086 var bara omkring 5% av landet söder om floden Tees i anglosaxiska händer.
Günümüzde sadece 11 örneği kalmıştır.Endast 37 exemplar överlever idag.
Bununla birlikte listede 17 hafta kalmıştır.Totalt stannade den sjutton veckor på listan.
"Otuz Beş Yaş" şiiriyle özdeşleşen Tarancı, "sanat için sanat" anlayışına bağlı kalmıştır.Syftet är att stödja under 35 år gamla finländska konstnärer, som bedöms ha en god framtidsspotential.
Lennie, onun ölümüyle ortada kalmıştır.Detta för att Lennie ska vara ovetande om sin egen död.
Ama kalenin direnişini kırmada başarısız kalmıştı.Försöket att inta slottet misslyckades.
Zaman geçtikçe bu gölgelerde kalmış kişiliği aydınlatacak bilgiler yavaş yavaş açığa çıkmaktadır.Frågan om vem som har äganderätten för karaktären är fortfarande ganska dunkel.