kalmış ile cümle
kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Köy ondan oğlu Halef Beye miras kalmıştır.Po nim wieś odziedziczyli jego synowie.
Asıl metin kaybolmuş ve geriye sadece bazı parçaları kalmıştır.Nie zachowało się jednak w całości, pozostały tylko fragmenty.
Burada 18 gün kalmış, buradan öteye geçememişlerdir.Po 18 latach ciągle nie mogą o nim zapomnieć.
Herhangi bir nedenle ordunun dışında kalmış görünmektedirler.Po powstaniu poza wojskiem.
İnsanlar kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlar.Ludzie byli ogarnięci głodem wolności.
O yüzden İstanbul'a dönmek zorunda kalmıştır.Zostały one zmuszone do zawrócenia do Stambułu.
Kilise patriklik merkezini birçok kez değiştirmek zorunda kalmıştır.Szczakowska biblioteka kilkakrotnie zmieniała swoją siedzibę.
BAL'da tek takım kalmıştır.W klubie pozostały tylko drużyny młodzieżowe.
Ancak, ekonomik zorluklardan dolayı yarışmadan çekilmek zorunda kalmıştır.Załoga ta z powodu problemów technicznych musiała wycofać się z rywalizacji.
Üretildiği süre boyunca birçok değişikliğe maruz kalmıştır.Przez cały okres produkcji model doczekał się wielu modyfikacji.
Savaş'tan sonra işine devam etmeye çalıştı ama savaş Almanya ekonomisini yıpratıp bilim arka planda kalmıştı.Wierzy w to do samego końca, choć wojna zabrała jej dzieci i zrujnowała ją finansowo.
Yaşayacak çok az zamanı kalmıştı" dedi.Nie mamy dużo czasu!”.
Susan tecavüze uğramış ve hamile kalmıştır.Jest sama, przerażona i w ciąży.
Polisler bile işsiz kalmış ve bazı adalar kiralanmıştır.Upowcy zajęli wieś, a na jej obrzeżach wystawili posterunki.
Charlotte Brontë, babasıyla kalmıştı.Jeanne Louise została z ojcem.
Tamamen efendilerinin ve özgür Gor gezegenindeki insanların insafına kalmış durumdadırlar.Chcemy pokoju dla siebie i dla wszystkich narodów tej planety.
Bu nedenle de birçok kez eşkıya saldırılarına maruz kalmıştır.Z tego powodu wielokrotnie była ona celem rabusiów.
2004 yılından bu yana 1000 kadar Şabak, şiddet olayları nedeniyle köylerinden göç etmek zorunda kalmıştır.Do połowy 2007 roku, tysiące uchodźców opuściło obozy.
7 adayın hiçbiri de %50 oy oranını aşamaması üzerine seçim ikinci tura kalmıştır.Żaden z dwunastu pozostałych kandydatów nie przekroczył progu 0,5% głosów.
Listelerde uzun süre kalmıştır.Utwór pozostawał na listach przebojów przez długi czas.
Maçın bitmesine 9 saniye kalmıştır.Pięć sekund do końca meczu.
Cami, köşe başında kalmıştır.Za rogiem czeka na nich pan Witek.
Babası salgını kapınca onu vurmak zorunda kalmıştır.(Left 4 Dead 2'in bazı bölümlerinde vardır.)Z powodu rany został inwalidą 1 grupy (musiano mu amputować rękę).
M8 ise prototip olarak kalmıştır.W związku z tym D-9 pozostał prototypem.
Şehrin o günkü nüfusu olan 400,000 kişinin yarısından fazlası da evsiz kalmıştır.Ponad połowa z 400 000 mieszkańców została bez dachu nad głową.
20. yüzyılda Gürcü kültürü, Sovyetler Birliği’nin yönetiminde büyük baskılara maruz kalmıştır.XX wieku, uciekając przed uciskiem władz radzieckich.
Ve tüm filmlerinde sosyal gerçekliğe bağlı kalmıştır.Jej programy koncentrują się na wszystkich warstwach społecznych.
Bu şekilde üç yıl kalmıştır.Mają na to 3 lata.
İsveç I. ve II. Dünya Savaşlarında tarafsız olarak kalmıştır.Podczas I i II wojny światowej Szwajcaria zachowała neutralność.
Ailelerin Mısır'da bırakmak zorunda kalmışlardı.Geniuszowie wyjechali do Egiptu.
İrlanda'da 1990'ların sonunda yalnızca 1.000 ila 1.500 çift ağaç serçesi kalmıştır.Do 1960 pozostało jednak w parafii niewiele ponad 1,5 tys. wiernych.
Kale sahipsiz kalmıştı.Sam zamek pozostał niezdobyty.
Fakat bu sefer kendi arazilerini Haçlılar saldırıları altında kalmıştı.Tym razem jednak śledzili ich szarzy panowie.
Hastalığı yüzünden eğitimine devam edememiş, kendi kendisini yetiştirmek zorunda kalmıştır.Chorował od urodzenia, więc nie mógł poruszać się samodzielnie.
İlk başta 30 köy saldırılara maruz kalmıştır.W późniejszym okresie do wsi przesiedlono także 30 szwedzkich jeńców wojennych.
Eşinin 2002'deki ölümüne dek evli kalmışlardır.Byli małżeństwem aż do jego śmierci w 1997 roku.
Persie bu maçta 90 dakika sahada kalmıştır.Constant wszedł na boisko w 90 minucie spotkania.
Bu sebepten dolayı tarih boyunca ticaret yollarının dışında kalmış ve gelişme sağlanamamıştır.Były położone z dala od ówczesnych szlaków handlowych i komunikacyjnych i dlatego nie rozwijały się.
Ekonomik nedenlerle, köyün büyük kısmı büyük şehirlere göç etmek zorunda kalmıştır.Ze względu na potrzeby wojny znaczna ich część musiała pozostawać w swych osiedlach.
Ariel Şaron iki kez dul kalmıştır.Roy Harper był dwukrotnie osierocony.
Lennie, onun ölümüyle ortada kalmıştır.Leonello głęboko przeżył jej śmierć.
Huygens Kendi zamanının mekanik felsefî ilkelerine bağlı kalmıştır.Huygens był pierwszym, który zajął się budową precyzyjnych zegarów mechanicznych.
Geride eşi ile 5 çocuğu yetim kalmıştır.Z żoną Boženą miał pięcioro dzieci.
18 ve 19 numaralar ise boş kalmıştır.Tym samym miejsca nr 18 i 19 na liście startowej pozostały niezapełnione.
Grup üyeleri onun vokalistliğine hayran kalmışlardı.Popularnością wśród bydgoszczan cieszyły się jego recitale.
Günümüzde bu mahsenlerin sadece 2 tanesi ayakta kalmış durumdadır.Do dnia dzisiejszego jedynie dwóch gospodarzy posiada jeszcze konie.
Burada bundan böyle kendini esas adaması gerekenler hayatta kalmış olanlardır.Pozostawione samym sobie będą to bardzo mocno przeżywać.
Kent 1929 yılında Filistin ayaklanmaları sırasında Arap saldırılarına maruz kalmıştır.Podczas arabskich zamieszek w Palestynie w 1929 roku został on zaatakowany przez Arabów.
Bu küme yoğun fotografik araştırmalara maruz kalmıştır.Później skoncentrowano się na wykonaniu bardzo dokładnej dokumentacji fotograficznej.
Saat kulesinin ise sadece çelik iskeleti hayatta kalmistir.Ocalała tylko furtka z kutej stali.
Şarkı zirvede 5 hafta boyunca kalmıştır.Piosenka łącznie spędziła w rankingu pięć tygodni.
II. Dünya Savaşı sırasında Kraliyet ailesi Londra, Birleşik Krallık'a kaçmak zorunda kalmıştır.W czasie II wojny światowej w rezydencji urzędował ewakuowany z Londynu zarząd posiadłości królewskich.
Günümüzde bu görüşe inananlar azınlıkta kalmıştır.Pomysł ten ma obecnie niewielu zwolenników.
Tüm sistem gereksinimleri değişmeden aynı şekilde kalmıştır.Pozostałe podzespoły pozostały bez zmian.
Boşanmaya ramak kalmışken Final bölümünde barışmışlardır.Po upadku Powstania i ostatecznym rozbiorze, pozostaje w strukturach sądowniczych.
Baranov, kalan yerleşimcilerin güvenli dönüşü için 10.000 ruble fidye ödemek zorunda kalmıştır.Hetman Potocki zalegał dla nich z żołdem na dużą sumę 300 tys.
Burada kalan birkaç kuvvet kalmıştı.Przebywało w nim na stałe kilka oddziałów.
Birkaç binadan oluşan Tbeti Manastırı’ndan günümüze sadece harap haldeki kilise kalmıştır.W istniejącym nadal, dwukondygnacyjnym budynku klasztornym do dziś mieści się więzienie.
Otoriter yönetim süresince parti yasadışı olarak kalmıştır.Pod rządami junty działała nielegalnie.
Balta ise 77 dakika sahada kalmıştır.Wszedł na boisko 77. minucie.