kalmış ile cümle
kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Arkadaşı Solo'yu İmparator'a satmak zorunda kalmıştır.Voor hij smokkelaar werd, diende Han Solo in het keizerlijk leger.
Sonunda tek bir soru kalmıştır: Taani aslında kimi seviyor?Dus hierna komt de allerlaatste vraag: Wie is Cartmans moeder?
En yakın rakibi komünist Züganov %17.18'de kalmıştır.De Ethiopiër Tsegay Kebede kwam als eerste over de streep in 2:05.18.
Birkaç ay boyunca taşlaşmış olarak kalmıştır.Zij is gedurende enkele maanden merkambassadeur.
Mahallenin adı Agassiz olarak kalmıştır.De gemeente bleef echter de naam Onstwedde houden.
Burada kalan birkaç kuvvet kalmıştı.Nog slechts enkele resteerden.
Fakat bu karakter sadece Live Event’lerde sınırlı kalmıştır.De organisatie ligt in handen van No Limit Events.
İyot bakımından oldukça zengin olan bu yağ asırlarca Çimmesyanların tekelinde kalmıştır.Het beetje eten dat nog goed was, ligt buiten in het gras.
Eski minaresi ise ayakta kalmıştır.Alleen de minaret is nog over.
İnsanlar da, bu manzara içerisinde kendi çıkarları doğrultusunda bir strateji izlemek durumunda kalmıştır.In dat programma krijgen de gasten een minuut om hun visie op de politiek uiteen te zetten.
Varoluşundan beri feminizm birçok yönden eleştirilere maruz kalmıştır.De stroming heeft sinds haar opkomst blootgestaan aan kritiek uit diverse hoeken van de samenleving.
Bu örnekler Orta Paleolitik Dönemden kalmıştır.De holen werden bewoond vanaf het middenpaleolithicum.
Diğerleri kısmen hasarlıydı ve geride kalmışlardı.De volgende dag werden zij gered en waren ongedeerd.
Kurtuluş’un binaları da defalarca alevlerle baş etmek zorunda kalmıştır.Diverse malen konden brandweervoertuigen ternauwernood van de vlammen gered worden.
Kale, MÖ 4. yüzyıla kadar ayakta kalmıştır.Bannaventa bleef bewoond tot de 4e eeuw n.Chr.
Fakat bu sefer kendi arazilerini Haçlılar saldırıları altında kalmıştı.Vervolgens werden dit keer de kruisvaarders zelf belegerd.
Ancak 2001 yılında çıkan bir yangından sonra atıl kalmıştır.Het restaurant is na een hevige brand in 2001 gesloten.
Daha sonraki haftasında, ilk kırkın dışında kalmıştır.De daarop volgende week verdween de single uit de Top 40.
Buna karşın Avrupa diplomasisinin manevralarına girmek zorunda kalmıştır.Daarna werden de onderhandelingen overgelaten aan de Europese diplomatie.
Bununla birlikte listede 17 hafta kalmıştır.In totaal bleef hij zeven weken in de lijst.
Özellikle Michelangelo onun büyük etkisinde kalmıştır.Michelangelo doet er het langst over.
Mısırlılar tam bir sürprizle karşı karşıya kalmışlardı.Het belangrijkste was dat de Egyptenaren een flink pak slaag kregen.
Fakat proje başarısızlığa uğradı, çünkü ülke yalıtık kalmıştı.Zonder succes, want het CAS hield voet bij stuk.
1950'lerde önlem alındığında vahşi ortamda sadece 25 birey kalmıştı.Rond 1950 waren er mogelijk nog maar 30 individuen in het wild over.
Günümüzde sadece Aziz Sarkis Kilisesi kalmıştır.Alleen de dorpel van het sacramentshuisje is tegenwoordig nog aanwezig.
Tüm sistem gereksinimleri değişmeden aynı şekilde kalmıştır.Alle voertuigen bleven gedurende geheel hun levensloop nagenoeg ongewijzigd.
Rhaegar ikisini de şövalye yapmıştır ve kendileri yakın arkadaşı olarak kalmışlardır.Laurie is bij Dan Dreiberg gebleven en de twee krijgen een verhouding.
Theodoros'un kendisi Tırnovo'da yedi yıl esir kalmıştır.Jørgensen bleef zeven jaar bij Udinese.
Fakat burada da maddi sıkıntılar sebebiyle ayrılmak zorunda kalmıştır.Daar vertrok hij vanwege betalingsproblemen.
Nerede kalmıştık?Waar waren we gebleven?
Mary gördüğünün etkisi altında kalmıştı.Mary was onder de indruk van wat ze zag.
Onun suratı asık, çünkü metroyu kaçırmış ve işe yürümek zorunda kalmıştı.Zij is chagrijnig, omdat ze de metro gemist had en naar het werk moest lopen.
Ben söyleyeceğimi söyledim, şimdi gerisi sana kalmış.Ik heb mijn zegje gezegd en verder zoek je het zelf maar uit.
Şahin, 1998 yılında yasa dışı yollar ile Hollanda'ya gitmek zorunda kalmıştır.Şahin moest in 1998 illegaal naar Nederland.
Rusya'da 3 yıl kalmış.W Rosji przebywał trzy lata.
Nabi`nin "fakat alup verilür bir selam kalmıştır" dizesiyle başlar.Pozdrawiali się oni podniesieniem do góry prawej ręki i słowami Vůdci zdar!.
Küba televizyon raporlarına göre kıyıdaki Surgidero de Batabano şehrinin %90'ı sular altında kalmıştır.Według lokalnej telewizji przybrzeżne miasto Surgidero de Batabano zostało zalane w 90 procentach.
Antisthenes'in Aspasia ‘sından yalnızca iki ya da üç aktarma kalmıştır.Z Aspazji Antystenesa pozostały zaledwie dwa albo trzy cytaty.
Washington ölümünden kısa süre önce şirketini American Home Products'a satmak zorunda kalmıştır.Firma Washingtona została sprzedana w 1943 roku firmie American Home Products, na krótko przed jego śmiercią.
Carl'a her zaman sadık kalmıştır.Zawsze lojalny wobec Napoleona.
Oğlu Gershom Schocken baş editörlük koltuğuna oturmuş ve 1990 yılına kadar görevde kalmıştır.Jego syn Gerszom Szoken został naczelnym redaktorem i pozostał na tym stanowisku aż do 1990.
Bu noktada, Tesla indüksiyon motoru başarısız olmuş ve geliştirilme aşamasında kalmıştı.W tym momencie silnik indukcyjny Tesli okazał się nieskuteczny i utknął w fazie rozwoju.
Eserlerinden yalnızca birkaç fragment kalmıştır.Ocalały tylko fragmenty ich sztuk.
Turnuvada ilk üçe kalmıştır.W pierwszym konkursie turnieju był trzeci.
O dönemden beri hem erkek hem de kadın kimonosunun temel biçimi değişikliğe uğramadan kalmıştır.Od tamtej pory podstawowy kształt męskiego i damskiego kimono pozostaje właściwie ten sam.
Kadınlar ve etnik azınlıklar kamu sektöründe ayrımcılığa maruz kalmıştır.Kobiety oraz mniejszości narodowe doświadczały dyskryminacji.
Mimari anıtlar, antik kaya ve taşlar üzerindeki hayvan görüntüsü oymaları günümüzde kadar hayatta kalmıştır.Rzeźby zwierząt na zabytkach architektury, starożytnych skałach i kamieniach przetrwały do naszych czasów.
Bunlar karada yaşayan atalarından miras kalmıştır.Rodzice mieszkali na Grodzieńszczyźnie w swoim majątku Dołhe koło Prużany.
Ondokuzuncu yüzyıl boyunca sayıca az da olsa İngiliz ateistler ayrımcı uygulamalara maruz kalmıştır.W XIX wieku brytyjscy ateiści, choć było ich niewielu, padli ofiarą dyskryminujących praktyk.
Zamanla isim "Kompur" olarak kalmış.Przez jakiś czas nosił nazwę "Comrade".
Doğan çocuklarından sadece üç tanesi hayatta kalmıştır.Tylko 3 z nich przetrwały poród.
Ancak, evrim, bazı teistler için tartışmalı bir kavram olarak kalmıştır.Synteza ewolucyjna pozostaje sporna dla niektórych teistów.
Haapkylä kendisi gibi oyuncu Hannu-Pekka Björkman 2002-2014 arası evli kalmış, iki çocuk sahibidir.Na przestrzeni lat 2002–2014 była żoną aktora Hannu-Pekki Björkmana, z którym ma dwóch synów.
Vlamertinge ile ilgili en eski veriler Ortaçağdan kalmıştır.Najwcześniejsze dane na temat Vlamertinge pochodzą ze średniowiecza.
Birçokları aç kalmış veya açlıktan ölmüştür.Wiele osób zmarło z zimna lub głodu.
Bu duvarlardan günümüze çok az bir kısmı kalmıştır.Obecnie z murów tych, pozostały niewielkie fragmenty.
Geriye tek Charlie kalmıştır.Richard zostaje ostatni.
Şimdi bunun için sadece bir dahaki dolunaya kadar vakti kalmıştır.Dopiero po tym okresie przystępuje do kolejnego rozrodu.
Gurney’in topundan geriye sadece yerdeki kararmış bir krater kalmıştı.Po bunkrze został tylko wielki krater.
Poe ve Metzengerstein, küçük yaşta kimsesiz kalmışlardır.Także zarówno Poe, jak i Metzengerstein, zostali osieroceni w latach młodzieńczych.