kalmış ile cümle

kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Geride eşi ile 5 çocuğu yetim kalmıştır.Vijf weeskinderen bleven achter.
Su kaynağı kesilen şehir bir süre sonra teslim olmak zorunda kalmıştı.Door watergebrek moest de stad zich overgeven.
Hollanda Halkı da zor durumda kalmıştı.Het Nederlandse klimaat was te slecht voor hem.
Besteci, 1903'te bir araba kazasında yaralanmış ve topal kalmıştır.In 1903 raakte hij gewond als gevolg van een auto-ongeluk.
İlk başta 30 köy saldırılara maruz kalmıştır.In de eerste dagen werden honderdzeventig dorpen geplunderd.
Zaten birçok kere kızlarla berabere kalmışlardır.Ze formuleerde vele malen haar relatie met de meisjes.
Şehir savaş sonuna kadar müttefiklerin elinde kalmıştır.Het wapen zelf bleef echter tot het einde van de oorlog in gebruik bij de Geallieerden.
Buraya yerleşen halk ne kadar burada kalmış bilinmiyor.Hoe groot het gebied is waar de opstand plaatshad is onbekend.
Köy, daha önce 2 kez daha farklı yerlere kurulmuş fakat yer değiştirmek zorunda kalmıştır.De kansel wisselde twee maal van plaats en werd daarbij steeds omgebouwd.
Ancak bu cümle "Play it again, Sam" şeklinde akıllarda kalmıştır.Het beroemde citaat "Play it again, Sam" komt in de film niet voor.
Fakat mahallede hayvancılık tarımın gölgesinde kalmıştır.Nabij de buurtschap ligt de kaasboerderij Schellach.
Son sezonun sön bölümü itibarıyla gölge alanında mahsur kalmıştır.In het laatste hoofdstuk wordt Von Nassen in zijn schuilplaats overmeesterd.
Daha sonra bu isim yasal adı olarak kalmıştır.De oude naam blijft evenwel de juridisch officiële naam.
Bundan sonra İyon kentleri hep savunmada kalmıştır.Sindsdien zijn de dorpen veilig.
Amrabat bu maçlarda toplam 456 dakika sahada kalmıştır.De totale speelduur werd gesteld op 145 minuten.
Artık bir kırıntı kalmıştır.Er restte nu enkel een ruïne.
Hepsi bir bir geride kalmıştır.Alles is dus achter de rug.
Bu yüzden temyiz mercii olarak Yargıtay, bu boşluğu doldurmak zorunda kalmıştır.Hierop moest de deelgemeente van de rechter de overkapping verwijderen.
Fakat devre sonuçlanmadan ayrılmak zorunda kalmıştır.Hierbij moest hij echter nog voor de finish uitstappen.
Kale sahipsiz kalmıştı.De villa bleef bewaard.
Romanova'nın hayatta kalmış olma ihtimali kesin olarak çürümüştür.Een feit dat Rosa waarschijnlijk volledig is ontgaan.
Geriye sadece çok az bakır paraları kalmıştı.Er waren nog maar weinig gouden munten in omloop.
Artık 4 kişi kalmış Nexus’a yeni bir güç gerekiyordu.Zo bleven er nog zes worstelaars over in het team The Nexus.
Yadigarlar ile Hortkuluklar'dan hangilerini araması gerektiği konusunda ikisi arasında sıkışıp kalmıştır.Een politieschutter vraagt haar welke van de twee mannen hij moet hebben.
Nitekim bu zırh yaklaşık 250 yıllık bir süre için kullanılmış ve Hamata asıl zırh olarak kalmıştır.Vanaf die datum werd het ongeveer 2,5 kilometer lange en 25 ha grote terrein gebruikt als stapelplaats.
Ancak geriye tek sorunlu bölge kalmıştır: Danzig bölgesi.Slechts één gebouw bleef staan: de Gotische zaal.
Tiroj ^ "E, nerede kalmıştık?".Maar waar is hij dan gebleven?”
Kendi öz belirliliği ve gerçekliği daima örtülü kalmıştır.Fantasie en werkelijkheid lopen voortdurend door elkaar.
Beş Kralın Savaşı sırasında Kızıl Kale'de Lannisterların tutsağı olarak kalmıştır.Hij werd tijdens de Oorlog van de Vijf Koningen gevangengenomen door Robb Stark.
Yine de altıncı sezonun sonuna kadar yapımcı danışmanı olarak kalmıştır.Hij bleef producer tot het einde van het seizoen.
Günümüzde toplam Sibirya nüfusunun %10’undan daha aşağıda bir sayı oluşturan yerli gruplar kalmıştır.Tegenwoordig woont nog altijd een kwart van alle 'Magyaren' buiten Hongarije.
1770 ile 1778 yılları arasında İtalya’da kalmıştır.Tussen 1770 en 1780 woonde hij in Italië.
Büyük bir olasılıkla Kırgızlar da bu etkinin altında kalmıştır ve onlarla birlikte ilk defa (?)Daarmee exposeerde Van de Ven voor het eerst (en ook voor het laatst).
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Ook tegenwoordig laten Vlielanders deze ge- nog vaak weg.
Bugün bu görkemli manastırdan sadece bir iki duvar kalmış.Tegenwoordig zijn van het klooster nog twee vleugels aanwezig.
Bir rivayete göre Yıldırım Bayezid bu duruma hayran kalmıştır.Volgens een legende lichtten die ogen vuurrood op als je had gelogen.
Rusya İmparatoru II. Nikolay, eşiyle Kars'a yaptırdığı av köşkünde kalmıştır.Zo stopte er eens de Russische Tsaar Nicolaas II met zijn familie die op doortocht waren naar Brussel.
Kumandansız kalan Normanlar geri çekilmek zorunda kalmışlardır.De overgebleven soldaten moesten zich terugtrekken.
Oyunculuk ve okul arasında kalmıştır.Tussen school en leven.
Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır.De aanval werd echter een fiasco en hij was gedwongen zich terug te trekken.
Geriye tek seçenekleri kalmıştır.Zo blijft er uiteindelijk één mogelijkheid over.
Sığınaktaki insanlar için sık sık ruhların arasına karışmak zorunda kalmıştır.In Vogeldorp werd de opzichteres dikwijls te bemoeizuchtig gevonden door de bewoners.
Böylece iki aydan fazla bir numarada kalmış oldu.Het bleef daar twee maanden lang op nummer 2 staan.
Arkadaşları ona bir veda partisi yapmaktadır, çünkü emekliliğine çok az zaman kalmıştır.Een zoon neemt afscheid van zijn vader, omdat die niet meer voor voedsel kan zorgen.
Tuva'da Sakalardan kalmış birçok buluntu vardır.Volgens sommigen behoort de vogel tot de Gruiformes (kraanvogelachtigen).
Sadece taşıyıcı bölümlerinden bir kısmı ayakta kalmıştır.Alleen de resten van de verkeerstoren zijn blijven staan.
Ariel Şaron iki kez dul kalmıştır.Osterrieth was al tweemaal weduwnaar geworden.
Bunun sonucu olarak ise, Ash'in geriye yalnızca bir Pokémon'u kalmıştır; Pikachu.Maar dan verklapte Oak dat hij nog één laatste Pokémon heeft, een elektrisch soort genaamd Pikachu.
Bunun üzerine yenilen Tuli, kaçmak zorunda kalmıştır.Dit weigerde hij resoluut en hij vertrok verontwaardigd.
Mahallede daha çok yaşlı nüfus kalmıştır.In de wijk staan verder veel ouderenwoningen.
Bu oyuncuların pek çoğu yüksek öğrenim uğruna kenti terk etmek zorunda kalmışlardı.De meesten van deze vrouwen kwamen zonder noemenswaardige opleiding naar de stad.
Kitap kendi ülkesinde uzun yıllar yasaklı kalmıştır.Lange tijd bleef hij in eigen land vergeten.
Şampiyonluğa ulaşması için önünde sadece 1 galibiyet kalmıştı.Hij hoefde bovendien nog maar één punt te scoren om wereldkampioen te worden.
Eskiden kalem ile çizdikleri için adları çizici olarak kalmıştır.Potloden werden vroeger met een mes geslepen.
Çok az bir nüfusları kalmıştır.De populaties zijn nog klein.
En son aşamada ismi British Petroleum olarak kalmıştır.De meest voorkomende versie is van British Petroleum.
Köyün gençleri iş imkanı olmayınca büyük şehirlere göç etmek zorunda kalmıştır.De jeugd trekt naar de grote steden bij gebrek aan werk.
O yıllardan geriye, binanın otel olarak düzenlenen hali kalmış.In latere jaren diende het huis als hotel.
Diğer kültürler, çeşitli sebeplerden dolayı buradan ayrılmak zorunda kalmıştır.Boeren laten tegenwoordig om uiteenlopende redenen gronden braak liggen.
Bu kanun aynı zamanda ifade özgürlüğü konusunda eleştirilere de maruz kalmıştır.De wetgever geeft echter binnen de eerder genoemde vrijheden de gewetensvrijheid wel volledig mee.

İlgili Sayfalar