kalmış ile cümle
kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Gagarin iniş sırasında 8 g'lik basınca maruz kalmıştır.Tijden de daling ervaart Gagarin 8 g, maar hij blijft bij bewustzijn.
Bu nedenle oldukça geri kalmıştır.Daar zat meer achter, denk ik dan.
18 ve 19 numaralar ise boş kalmıştır.19 en 20 bleven vrij.
1877 yılında Bencleugh gemisi kaza geçirmiş ve mürettebatı dört ay boyunca adada mahsur kalmıştır.In 1877 leed de bemanning van de schoener Bencleugh schipbreuk en verbleef daar maandenlang.
Ancak küçük bir bölgesi kalmıştır.Alleen een klein dorp bleef bestaan.
Artık sadece oyuncu kalmıştır.Die laatste is nu een actrice.
Bu devrim tüm geri kalmış toplumlarda büyük heyecan uyandırır.Dit ontlokte grote verontwaardiging in revolutionaire kringen.
Değirmenlerden günümüze yalnızca yıkık duvarları kalmıştır.Van de molen blijven vandaag de dag enkel nog overwoekerde muurresten over.
Bir oğlu yadigar kalmıştır.Ze kregen een zoon Liūtas.
Makina piyasada çok kısa bir süre kalmıştış.De machine werd slechts gedurende korte tijd verkocht.
Bu duvarlardan günümüze çok az bir kısmı kalmıştır.Van de muren is slechts een klein deel overgebleven.
Fakat geri dönmek zorunda kalmıştır.Ze moesten dus terugkeren.
MÖ 709'da gerçekleşen bir fırtına sonrasında Herm ile ilişkisini sağlayan alan sular altında kalmıştır.Er wordt verteld dat een storm in 709 de smalle landverbinding met Herm heeft weggeslagen.
Babasının işi nedeniyle sık sık taşınmak zorunda kalmışlardır.Hij moest vaak verhuizen vanwege zijn vaders werk.
Retro ateşlemeye 15 dakika kalmıştır.Nog 15 minuten tot de remraketten zullen ontbranden.
Burada Puccini'nin eseri yarım kalmıştır.Hier eindigt het werk van Puccini.
Öte yandan hava yoluyla ikmal de yetersiz kalmıştır.De twee keren daarop stond er te veel wind.
Lena'nın kocası yeni ölmüştür ve kendisine eşinin sigortasından 10.000 dolar kalmıştır.In 1900 overleed Belles echtgenoot, waarna ze $ 8.000 van zijn levensverzekering inde.
İrfan Galip'e babasından yüklü bir servet kalmıştır.Behalve land erfde hij ook een aanzienlijk vermogen van zijn vader.
Bunlar karada yaşayan atalarından miras kalmıştır.Hij behoorde tot de groep van Der Vaderen Erfdeel, die het blad De Wolfsangel uitgaf.
Ama üçüncü sezonun sonuna kadar kalmıştır.Dit is pas mogelijk aan het einde van het derde seizoen.
Çıldır gölü, yakın bir zamana kadar zaman zaman kapalı bir havza halinde kalmıştır.Mijn toegewijde hart zal een veilige haven zijn in het laatste moment.
Fakat birkaç yarış kalmışken proje iptal edildi.Na 2 mindere plaatsen werd de wedstrijd geannuleerd.
Anakin, annesinin yerini bulduğunda ne yazık ki çok geç kalmıştır.Alan tracht haar adres te vinden, voordat het te laat is.
Ayaklanma başarısız olmuştu ve Thälmann bir süre ortadan yok olmak zorunda kalmıştı.De opstand mislukte en Saldanha moest voor korte tijd in ballingschap gaan.
Maçın bitmesine 9 saniye kalmıştır.Negen keer eindigde de wedstrijd onbeslist.
Grup üyeleri onun vokalistliğine hayran kalmışlardı.Schrijvers gaven graag hun mening in toneelstukken.
Sirius Black'in ölümüyle burası Harry'e miras kalmıştır.Na de dood van Sirius erfde Harry deze motor.
Kendisine ise sâdece Isparta ve Eğirdir kalmış oldu.En hij lootte en werd (overboord) geworpen.
En eski bölüm 10.yüzyıldan kalmıştır.De oudste vorm is uit de tiende eeuw.
Filmin bilinen kopyaları kalmıştır, fakat film kayıp olarak bilinir.Er zijn tot op het heden geen kopieën gevonden, er wordt dus vermoed dat de film verloren is gegaan.
Ama artık ekipte yalnızca 9 kişi kalmıştı.Er zijn nog 9 spelers in de baan.
Taht, II. Hürmüz'ün eşlerinden birinden henüz doğmamış olan çocuğuna kalmıştı.Sjapoer II was het ongeboren kind van een van de bijvrouwen van Hormazd II.
1976 ve 1983 yılında kendisine karşı gerçekleştirilen darbe girişimleri başarısız kalmıştır.In 1976 en 1980 bleef hij zonder succes.
Anasının karnında 12 ay kalmıştır.Ze blijven ongeveer 12 maanden bij de moeder.
Bugün yalnızca, avlusunun giriş kapısı ayakta kalmıştır.Alleen de toegangspoort is blijven staan.
Taht kardeşlerine kalmıştır.Kloontje is gekloond van haar broers.
Günümüzde sadece 11 örneği kalmıştır.Tegenwoordig zijn er nog elf exemplaren bekend.
Bu görevi başarısızlık yüzünden bir sezon bile geçmeden bırakmak zorunda kalmıştır.Het project werd na één seizoen gestopt vanwege gebrek aan succes.
Bu sırrı da 5. kitaba kadar saklamışlardır, ancak sonra Harry itiraf etmek zorunda kalmıştır.Volgens plan zouden dat ook 5 boeken geworden zijn, maar Horowitz is er na het vierde boek mee gestopt.
Bir seferinde 10 ay boyunca hastanede yatmak zorunda kalmıştır.Van de dokter moest hij een week in bed blijven.
2012 yılında ilk çocuğuna hamile kalmıştır.In 2012 kreeg het koppel hun eerste kind.
Eserlerinden yalnızca birkaç fragment kalmıştır.Ook van hun werk resten slechts fragmenten.
Noel'e de "Don't Look Back in Anger" kalmıştır.De Bed-In komt ook voor in het nummer Don't look Back in Anger van Oasis.
Bugün, yeryüzünde sadece 3600 tane siyah gergedan kalmıştır.Daarvan cirkelen nu nog 3600 om de aarde.
Meraların azalması nedeniyle, birkaç koyun ve birkaç keçi sürüsü kalmıştır.Door een beer zijn ze echter al verschillende schapen verloren.
Basıldığı dönemde birçok eleştiriye maruz kalmıştır.Veel kritieken in die periode waren dan ook vernietigend.
Bundan sonra sadece önünde tek engel kalmıştır: Harry Potter.Er is maar één persoon die deze vloek tot nu toe heeft overleefd, en dat is Harry Potter.
55 mürettebatın içinden sadece o hayatta kalmıştır.Haar bemanning bestond uit 55 man.
Tüberküloza yakalanınca futbolu bırakmak zorunda kalmıştır.Door een knieblessure moest ze met voetbal stoppen.
Han, limana yakın olması, sebebiyle, her zaman canlı kalmıştır.Links ligt de haven, waar het altijd levendig is.
Uzun süre de bucak olarak kalmıştır.Hij gold lange tijd als achterlijk.
UNITA bu seçim sonuçlarına önce itiraz etse de daha sonra seçim sonuçlarını kabullenmek durumunda kalmıştır.Ook moest UNITA het resultaat van de gehouden verkiezingen aanvaarden.
II. Baudouin 1124 yılında serbest kalmış ve 8 Kasım 1124 tarihinde Halep'e kuşatma başlatmıştır.In 1124 werd Boudewijn II weer vrijgelaten, en meteen organiseerde hij een beleg op Aleppo (8 oktober 1124).
Tekrar aday olmayarak görevini bırakmak zorunda kalmıştır.Hij werd bij herhaling zonder verkiezing in zijn ambt bevestigd.
Carl, 5 yıl sonra evine dönmek zorunda kalmıştı.Vijf jaar later keerde hij terug in het parlement.
Tavandan doğru yağmur sızıntısı olduğundan ziyaretçiler boşaltılmak zorunda kalmıştı.Door regenval boven de laag ontstonden de beken.
Kasabada kimse ona yardım etmeye yanaşmaz, tamamen yalnız kalmıştır.Uw kapitaal wilde helemaal niet bij u blijven, bij u is het eenzaam.
İtalya merkezli kuruluş 2003 yılına dek Deutz AG'nin bir parçası konumunda kalmıştır.Tây Giang was tot 2003 een onderdeel van huyện Hiên.
1995 yılında geçirdiği bir kazanın ardından tekerlekli sandalyeye bağlı yaşamak zorunda kalmıştır.Ze moest zich sindsdien in een rolstoel verplaatsen.