kalmış ile cümle
kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak tek koruyucusu Hürrem Sultan'ın ölümüyle yalnız ve güçsüz kalmıştır.Para salvá-los resta somente o valente e destemido Sloth.
Oylamada 14 ülke kabul oyu vermiş, sadece Çin çekimser kalmıştır.Enquanto Cunha conseguiu o apoio de catorze partidos, apenas quatro apoiaram Chinaglia.
Şarkı zirvede 5 hafta boyunca kalmıştır.A música permaneceu nas paradas durante cinco semanas.
1871 yılına kadar ayakta kalmıştır.Ali elas permaneceram até 1871.
Flandre ise Katolik dinini koruyarak İspanya'nın koruyuculuğunda kalmıştır.A Espanha dos Reis Católicos se coloca na vanguarda da Reforma Católica.
Bundan sonra sadece önünde tek engel kalmıştır: Harry Potter.Só é conhecido um sobrevivente: Harry Potter.
Ancak tüm erkek çocukları ölmüş ve kızlardan sadece biri hayatta kalmıştı.Todos os agentes são mortos e apenas ela sobrevive.
Hollanda Halkı da zor durumda kalmıştı.Porém, os territórios continuavam a ser ainda holandeses.
The Doors'un varlığı boyunca grupta kalmıştır.Ela não manteve contato com os membros remanescentes do The Doors.
Yunanca kelime bugün böcek bilimi ya da böcekbilim de denilen entomoloji adında kalmıştır.Em português, pode-se usar a palavra extante, usada no meio científico, ou o adjetivo existente.
Gülü gitmiş, kargası kalmış" demiş.«Rouge, Deixou Saudade».
Bir komedi drama olamamış, yetersiz kalmış.A peça tem um tom dramático, mas que não chega a constituir uma tragédia.
Bu nedenle de birçok kez eşkıya saldırılarına maruz kalmıştır.Além disso, também sofreu em alguns ocasiões inêndios destructivos.
Filmdeki Pacino'nun karakteri bağırmasıyla hafızalarda kalmıştır; "sipariş bitti!O filme inclui uma cena bem conhecida em que o personagem de Pacino grita: "Você está fora de ordem!
Carl, 5 yıl sonra evine dönmek zorunda kalmıştı.Cinco anos depois regressou à terra natal.
İlk yazısı olan “Geç Kalmış Bir Muhasebe” başlıklı makalesi yerel Yenigün gazetesinde yayımlandı."Nós por Cá" começou por ser uma rubrica no "Jornal da Noite" de domingo.
Carl'a her zaman sadık kalmıştır.É contrariado sempre por Susan.
Podolski, sahada 90 dakika kalmıştı ancak maçı 1-0 ile İspanya kazandı.Pavón atuou apenas 60 minutos no torneio, na derrota por 1-0 para o Chile.
Bu durum tarikat mensublarında baki kalmıştır.Sua importância está logo abaixo dos centros sub-regionais.
İzmir de doğal kalmış ilçelerden biridir.Ísis é responsável por todos os seres vivos.
Sadece on resimi ve 35 çizimi hayatta kalmıştır.Foram disputadas doze modalidades e 35 finais.
Bruno 3 yaşından 26 yaşına kadar bir akıl hastanesinde kalmıştı.Renna chegou ao Hospital Metodista já morto, aos 26 anos.
Prenses'in babası ölmüş ve taht prensese kalmıştır.Entretanto, sua esposa tornou-se, e continua sendo, uma princesa do Reino Unido.
Diğerleri ise kararsız kalmıştır.O resto tentou permanecer neutro.
Son onyıllarda Çin, ciddi oranda çevre bozukluğu ve kirliliğine maruz kalmıştır.Nas últimas décadas, a China sofreu com a grave deterioração ambiental e poluição de seu território.
Washington ölümünden kısa süre önce şirketini American Home Products'a satmak zorunda kalmıştır.A empresa vendeu sua divisão automotiva para a American Motors em 1970.
Mahallede 30 hane ev kalmıştır.Cerca de trinta casas foram destruídas na região.
Nabi`nin "fakat alup verilür bir selam kalmıştır" dizesiyle başlar.Ook om iemand te begroeten, of om afscheid te nemen ('elkaar uitwuiven') zwaait men.
David Denman, Don Price rolünde: Sürekli Edward'ın başarılarının gölgesinde kalmış Ashton'lı bir zavallı.David Denman als Don Price: Een jongen uit Ashton die altijd in de schaduw stond van Edward.
Ne deniz, ne güneş, ne de bulutlar kalmıştır.In de zomer niet of weinig in de volle zon laten staan (tegen uitdroging).
Musa Sina Dağı'na çıkmış ve orada bir süre kalmıştı.Musa bad aldaar en begroef Harun op de betreffende berg.
Politik görüşleri babası ve büyük babasından miras kalmıştı.Zijn politieke opvattingen had hij geërfd van zijn vader en grootvader.
Jeongjo, babasının adını temize çıkarmak için uzun süre saltanatta kalmıştır.Tijdens zijn regering investeerde Jeongjo veel tijd in het zuiveren van de naam van zijn vader.
Washington ölümünden kısa süre önce şirketini American Home Products'a satmak zorunda kalmıştır.In 1943, vlak voor Washingtons dood, werd zijn bedrijf verkocht aan American Home Products.
Bununla birlikte, ANC'nin kendisi esas itibarıyla sosyal-demokrat bir örgüt olarak kalmıştır.Het ANC zelf bleef echter een sociaaldemocratische organisatie.
Ronin, efendisiz kalmış Samuray.Ronin - een meesterloze samoerai.
Bir de bakarlar ki karanlıklar içinde kalmışlar."Op beeldschermen daarin zijn de andere stellen zien.
Eşinin 2002'deki ölümüne dek evli kalmışlardır.Ze bleven getrouwd tot aan zijn overlijden in 2002.
Leo bu görevde 840 baharından 843 yılına kadar kalmıştır.Deze functie bekleedde hij vanaf het voorjaar van 840 tot 843.
Robinson Crusoe bir adada mahsur kalmış bir denizcidir.Robinson Crusoe lijdt schipbreuk op een onbewoond eiland.
Bu sebeple Madonna şarkıyı baştan okumak zorunda kalmıştır.Aanvankelijk zou Madonna de tekst zingen.
Oysaki sadece bilinçsiz kalmıştır.Hij wordt bewusteloos.
Dagor-nuin-Giliath’a kadar Falas’ın şehirleri kuşatma altında kalmıştır.De steden van Falas bleven belegerd tot de Dagor-nuin-Giliath.
Giunia tek başına kalmıştır.Gizmo staat er alleen voor.
Bella'yı kurtarmaya çalışır fakat geç kalmıştır.Borden probeert hem te redden, maar het is te laat.
Rol Daniel Craig'e kalmıştır.De hoofdrol werd gespeeld door Daniel Craig.
Milet daha önce Kiros'la anlaşmıştı ve bu anlaşmaya bağlı kalmıştı.Blijkbaar was dit genoeg voor Kido en had deze zijn besluit gemaakt.
Bartolo ise çok geç kalmıştır.Borisov arriveerde in elk geval te laat.
Buralarda sadece izleri kalmıştır.Er zijn alleen sporen zichtbaar.
4 yaşında yetim kalmıştır.Op 4-jarige leeftijd werd hij wees.
Dört kardeşi vardır, fakat ebeveynlerinin ölümünden sonra ayrılmak zorunda kalmışlardır.Hij heeft vier broers van wie hij gescheiden werd sinds de dood van zijn ouders.
Bu şekilde üç yıl kalmıştır.Dit blijft zo gedurende drie jaar.
Bu arada Sara da iki erkek arasında kalmıştır.Martha zorgt ondertussen voor de twee.
Susan tecavüze uğramış ve hamile kalmıştır.Ze werd in Italië verkracht en raakte zwanger.
Günümüzde bu dilin; ancak iki ağzı kalmıştır: Trakay ve Galit.Er zijn slechts twee tijden: tegenwoordige en verleden tijd.
55 yıldır evli kalmışlardır.Ze waren 51 jaar getrouwd.
Kirpi ara sıra onun yanında kalmıştır.Soms staat er een hert naast hem.
Geriye Charlie ve Mike kalmıştır.Tom en Stan wonen hier.
Carl'a her zaman sadık kalmıştır.Zij is hem altijd trouw gebleven.
Vlamertinge ile ilgili en eski veriler Ortaçağdan kalmıştır.De vroegste gegevens over Vlamertinge dateren uit de middeleeuwen.