kalmış ile cümle
kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Buna karşın Avrupa diplomasisinin manevralarına girmek zorunda kalmıştır.وفي حين أنه قد اضطر إلى الدخول بمناورات مع السياسة الدولية الأوربية .
Abduluzza ile yapmış, kocasının ölümünden sonra dul kalmıştır.تم استبداله بماتياس بعد موته منتحراً.
Napolyon, ordusunu bu şekilde kaybetmemek için geri çekilmek zorunda kalmıştı.فأسقط لارى طائرته لئلا يشعر بخيبة الأمل هذه.
Babasından çok para miras kalmıştı.وكان قد ورث من أبيه أموالا كثيرة.
Savaş bittiğinde 17,247 kişi sağ kalmıştı.Quando a guerra terminou, havia apenas 17.247 sobreviventes.
Geriye tek Charlie kalmıştır.Só sobrou Charlie.
Susan tecavüze uğramış ve hamile kalmıştır.Susan é estuprada e engravida.
Fakat geri dönmek zorunda kalmıştır.Mas ele teve que retornar.
Musa Sina Dağı'na çıkmış ve orada bir süre kalmıştı.(17) Então Moisés conduziu o povo para fora do acampamento, para encontrar-se com Deus, ao pé da montanha".
1952 yılına kadar Edinburgh’da kalmıştır.Permaneceu em Edimburgo até 1952.
Dünya'nın yörüngesindeki Astronotlar bir yıldan daha uzun süre mikro yerçekimi üzerinde kalmışladır.Os astronautas em órbita da Terra mantiveram-se em ambiente de microgravidade por até um ano ou mais.
Havada bir his vardı; bizim layık olduğumuz geç kalmış özgürlük , ve onun için mücadele edeceğiz.Havia algo no ar, uma liberdade muito atrasada, e vamos lutar por ela.
Ariel Şaron iki kez dul kalmıştır.Sharon é viúvo duas vezes.
Che Guevara burada, ertesi gün öldürüleceği okulda bir gece tutsak olarak kalmıştır.Che Guevara ficou detido numa escola, onde foi executado no dia seguinte.
55 mürettebatın içinden sadece o hayatta kalmıştır.Da tripulação de 54 pessoas apenas ele sobreviveu.
De Tounens muhalif olarak kalmış ve anılarını 1863 yılında yayımlamıştır.De Tounens permaneceu desafiador e publicou suas memórias em 1863.
20. yüzyılın sonlarında ise Berlin'de bu tür bira üreten yalnızca iki fabrika kalmıştır.No final do século XX, havia apenas duas fábricas de cerveja restantes em Berlim produzindo.
Birçok modern Hint-Avrupa dilinde kaybolmasına karşın bazılarında bugüne kadar kalmıştır.Embora tenha sido perdido por muitas línguas indo-europeias modernas, algumas conservam o caso ainda hoje.
Moskova savunmasında 90 bin kişi ve 150 tank kalmıştır.Os soviéticos agora tinham apenas 90 mil homens e 150 tanques para a defesa de Moscou.
Edo döneminde 234 atlayış kaydedilmiş ve bunların % 85.4'ü hayatta kalmıştır.234 pulos foram registrados no período Edo e desses, 85,4% sobreviveram.
Rugby kulübünün bir parçası olarak kalmıştır.Ele continua sendo parte de um clube de rugby.
Doğan çocuklarından sadece üç tanesi hayatta kalmıştır.Apenas três de seus filhos sobreviveram.
Oranı, 2000'den 2014'e kadar %19.6 seviyesindeyken, 2014'ten bu yana %20 oranında sabit kalmıştır.A taxa tem se mantido estável em 20% a partir de 2014, depois de ter sido de 19,6% entre 2000 e 2014.
Retro ateşlemeye 15 dakika kalmıştır.Faltam quinze minutos para a ignição dos retrofoguetes.
İkiye ayrılan Aragon’un diğer tarafında, Cumhuriyetçi devlet aynı şekilde hareketsiz kalmıştı.Do outro lado da dividida Aragão, o Estado republicano também foi cancelado.
1921 yılına kadar ise Macaristan veliaht prensi olarak kalmıştır.Até 1921, era o príncipe herdeiro da Hungria.
Eserlerinden yalnızca birkaç fragment kalmıştır.De sua obra, restam poucos fragmentos.
Radyasyona maruz kalmış bir tırtıl.).Era uma larva que foi exposta à radiação).
Herod Krallığı da yüz yılı aşkın bir süre ayakta kalmıştır.O Reino de Herodes também durou cem anos.
Bartolo ise çok geç kalmıştır.Fredbear: Você está muito atrasado.
İmparatorluğun son günlerinde, günlük işler için kullanımı bırakılıp dini bir yer olarak kalmıştır.Até ao fim do Império, ele perdeu o seu uso diário que permanece como um local sagrado.
Buralarda sadece izleri kalmıştır.Restam apenas vestígios.
Julianus öldüğünde geriye tek bir akrabası, anne tarafından kuzeni Procopius kalmıştı.À sua morte, Juliano tinha deixado um parente vivo, um primo da parte da mãe chamado Procópio.
Vlamertinge ile ilgili en eski veriler Ortaçağdan kalmıştır.Os primeiros dados sobre Vlamertinge datam da Idade Média.
1999-2003 yılları arasında yönetmen Spike Jonze ile evli kalmıştır.Sofia foi casada com o diretor Spike Jonze entre 1999 e 2003.
Polanski'nin annesi Auschwitz'te öldürülmüştü ve Polanski Kraków Gettosu'nda yaşamış ve hayatta kalmıştı.A mãe de Polanski morreu em Auschwitz, e ele viveu no Gueto de Cracóvia.
Gaz fazında, Bose–Einstein yoğuşması onaylanmamış teorik tahmin olarak kalmıştı.Na fase gasosa, o condensado de Bose-Einstein manteve uma previsão teórica não verificada durante muitos anos.
İnsanlar kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlar.As pessoas estavam fugindo da fome.
Köyün ismi de buradan kalmıştır.Contudo, o nome do povoado permaneceu.
997 serisi parçalarının sadece üçte birini eski 996 serisinden almış, ancak teknik olarak benzer kalmıştır.O 997 partilha com o 996 menos de 30% de suas peças, mas tecnicamente é ainda muito parecido com este modelo.
Güney Doğu Asya bölgesindeki en etkili siyasi figürlerinden biri olarak kalmıştır.Lee continua a ser uma das figuras políticas mais importantes do Sudeste Asiático.
Küçük yaşta yetim kalmıştır ve annesiyle yaşamaktadır.Aparentemente ele é órfão por morar com seu avô.
İnsanlık tarihinin büyük bir kısmı boyunca metafizik ve dinin bir dalı olarak kalmıştır.Na maior parte da história humana, este foi um ramo da metafísica e religião.
Thrór buranın da ele geçirildiğini anladığında ve terk etmeye kalkıştığında artık çok geç kalmıştı.Quando Piter pensou em fazer algo já era tarde.
Bozüyük uzun yıllar Sultanönü sancağının Kariyesi durumunda kalmıştır.O Partido Republicano há muitos anos defende a proteção do meio ambiente.
Antlaşmanın ardından çok sayıda Sloven ve Hırvat İtalya'da kalmış oluyordu.O tratado, deixou um grande número de eslovenos e croatas na Itália.
Finlandiya birinci yarı finalde yarılmış ve finale kalmıştır.Na primeira, a Suécia decepcionou e ficou em último.
Filmin bilinen kopyaları kalmıştır, fakat film kayıp olarak bilinir.Não existem cópias conhecidas do filme nos dias atuais, e ele é considerado perdido.
Sadece 7 kez berabere kalmışlardır.Cumpriram apenas sete.
6 Ekim 1997 - 20 Mayıs 2002 tarihleri arasında beş sezon yayında kalmıştır.Foi transmitida em 5 temporadas, entre 6 de outubro de 1997 e 20 de maio de 2002.
Şu an 22 tane lokomotiften sadece geriye 20 tane kalmıştır.Das 25 locomotivas fabricadas, restaram oito.
Nerde Kalmıştık?Mas onde estávamos?
Kont kendi düşünceleri ile yalnız başına kalmıştır.O Painel não está sozinho em suas conclusões.
Bu eserdeki fosil yorumlamaları Bilim Devrimi'nin sonrasına kadar etkin kalmıştır.A sua interpretação dos fósseis apenas foi revogada após a Revolução Científica.
Tüm sistem gereksinimleri değişmeden aynı şekilde kalmıştır.Todas as classificações permaneceram sem alterações.
Amazing Stories, bazı aralıklar hariç neredeyse 80 sene yayın hayatında kalmıştır.A Amazing foi publicada, com algumas interrupções, por quase oitenta anos.
Tato'nun oğlu Ildchis de Wacho ile savaşmış fakat Gepidler'e kaçmak durumunda kalmış ve orada da ölmüştür.O filho de Tato, Ilchis lutou contra ele e fugiu para os gépidas, onde morreu.
Eşinin 2002'deki ölümüne dek evli kalmışlardır.Eles ficaram casados até a morte dele, em 1998.
Çünkü ailesinin işleri yüzünden birçok kere taşınmak zorunda kalmışlardır.Devido ao trabalho de seu pai, a família mudou-se diversas vezes.
Yıllar boyunca ökaryotik genomlardaki süpersarılımın kaynağı gizemli kalmıştır.Por muito tempo, a origem dos guanches permaneceu um mistério.